- Reklam -

Türkiye’de yaşayan kişiler mahkemece küçüklük (TMK 404 md.), akıl hastalığı veya akıl zayıflığı (TMK 405 md.), savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı,  kötü yönetim (TMK 406 md.), özgürlüğü bağlayıcı ceza (TMK 407 md.) veya kişinin isteği (TMK 409 md.) gibi sebeplerle kısıtlılık altına alınıp kendilerine bir vasi atanmaktadır.

Aynı şekilde yurtdışında yaşayan insanlarımıza da bulundukları ülke mahkemelerince vasi atanabiliyor.

Örneğin Alman Medeni Kanununun (BGB) 1896 ve 1897 maddelerine göre kısıtlılık kararı verilip kendilerine Alman mahkemesi (Amtsgericht- Vormundschaftsgericht) tarafından yasal veya özel bir vasi (Betreuer) atanabiliyor. (*) Alman mahkemesince verilen bu vasilik kararı da Türkiye’de mahkemece tanındıktan sonra geçerli oluyor.(**)

Lâkin zaman zaman atanan bu vasiler mahkemelerce denetlenmelerine rağmen görevlerini hakkıyla yerine getiremedikleri gibi kötüye de kullanabiliyor ve kısıtlının zararına işlemler yapabiliyorlar.

Veya vasi görevini iyi yapmasına rağmen ilgili diğer bir kişi kötü niyetli olarak vasinin yerine geçmek isteyebiliyor. Bu durumda vasiliğin iptali ve yeni vasinin atanması için mahkemeye müracaat etmek gerekir.

Türk Medeni Kanununa göre vasilik işlemleri vesayet makamlarınca yürütülür. Bu makamlar sulh mahkemesi, vasi ve asliye hukuk mahkemesidir.

Türkiye’de vasiyi doğrudan sulh hukuk mahkemesi atar, yurtdışında yabancı mahkemece atanan vasi ise asliye hukuk mahkemesince kararın tanınmasıyla atanmış olur.

Ancak her durumda vasilerin işlem ve denetimlerinde yetkili makam sulh hukuk mahkemesidir.

Bu nedenle vasiliğin iptali ve vasiliğe itiraz davası bir dilekçe ile sulh hukuk mahkemesine yapılır. Sulh hukuk mahkemesi hakimi kendisi vasilik görevini savsaklayan veya kötüye kullanan kişinin re’sen vasiliğini iptal edebileceği (TMK 483 md.) gibi kısıtlılık altına alınan mümeyyiz kişi veya ilgili her kişinin (TMK 484 md.) başvurusu üzerine de iptal kararı verebilir.

Ayrıca vasinin görevini yapmakla yetersizliği sebebiyle vesayet altındaki kişinin menfaatleri tehlikeye düşerse, vesayet makamı kusuru olmasa bile vasiyi görevden alabilir. (TMK 483/2 md.) Vesayet makamı, ağır olmayan hallerde vasiye görevden alınacağı konusunda uyarıda bulunur.

Gecikmesinde tehlike bulunan hallerde sulh hakimi, vasiye geçici olarak işten el çektirip bir kayyım atayabileceği gibi; gerekirse muhtemel zararı göz önünde bulundurarak vasinin mallarına ihtiyati haciz koyabilir ve tutuklanmasını da isteyebilir.

Sulh hakimi, re’sen (kendiliğinden) veya başvuru üzerine vasiyi dinler ve varsa görevden alınma nedenlerini araştırıp tespit eder. Vasinin görevden alınması gerekiyorsa, görevden alır mümkünse yerine hemen yeni bir vasi tayin eder. İddialar yerinde değilse başvuruyu reddeder.

Vasinin görevden alınma veya bu talebin reddine ilişkin kararlar sulh mahkemesince ilgililere ve vasiye tebliğ edilir. Tebliği alanlar bu kararlara karşı temyiz yoluna yani itirazla Bölge Adliye Mahkemelerine veya Yargıtay’a başvuramazlar. Kararlara karşı tebliğden itibaren 10 gün içerisinde itiraz mercii, vesayet makamlarından biri ve denetleme görevi olan asliye hukuk mahkemesidir.

Asliye hukuk mahkemesi, sulh hukuk mahkemesinin itiraza konu dosyasını getirterek ve itiraz eden ilgilileri ve vasiyi dinlemek için duruşma günü vererek bu kişilere tebligat çıkartır.

Mahkeme itiraza konu görevden alma veya ret kararını inceler ya itirazı kabul ya da reddeder. Asliye hukuk mahkemesinin itiraz üzerine vereceği bu karar kesindir. Buna itiraz edilemez.

Yabancı mahkemede vasi değiştirilirse

Yabancı mahkemece (Ör: Alman) verilen kısıtlılık ve vasilik kararı Türkiye’de asliye hukuk mahkemesinde tanıtıldıktan sonra geçerli oluyor. Örneğin Alman mahkemesinde Ayşe teyzeye vasi olarak kızı Sultan atandı.

Sultan bu kararı Türk mahkemesinde tanıttı. Bu tanıma kararından sonra Alman mahkeme kararı artık Türk mahkemelerinden verilen bir vesayet kararı gibidir. Bundan sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 9/r ve 30 uncu maddeleri gereğince vesayet defterine ad kaydı yapılarak sulh hukuk mahkemesince vasi Sultan’ın takip ve denetimi yapılır.

Fakat tanımaya esas Alman mahkemesinde herhangi bir gerekçe ile Sultan’ının vasiliği kaldırılıp yerine diğer kardeşi Mustafa vasi tayin edildiğinde durum ne olacaktır? Zira Alman’da Ayşe teyzeye Mustafa, Türkiye’de ise Sultan vasi olarak görünmektedir.

Bu durumda kanaatimizce yeniden Mustafa’nın vasilik kararının Türkiye’de tanıtılması mümkün olmadığı gibi gerek de yoktur. Çünkü kısıtlılık kararı Türk mahkemesince tanınmış ve Ayşe teyzeye bir vasi atanmıştır. Yapılacak işlem sadece vasinin değiştirilmesidir.

Bunun için Sultan kendisi sulh hukuk mahkemesine Alman mahkemesinin kararını da delil olarak göstererek vasilikten çekindiğini beyanla başvurabilir ve vasi olarak Mustafa atanabilir.

Sultan buna yanaşmaz ise bu defa Mustafa sulh hukuk mahkemesine müracaatla Alman mahkemesi kararını, varsa diğer delilleri göstererek yukarıda izah ettiğimiz usule göre Sultan’ın vasiliğini iptal ettirip kendisinin atanmasını sağlayabilir.

Ancak şunu unutmamak gerekir ki, sulh hakimi Alman mahkemesinin kararına göre Sultan’ın vasiliğini iptal edip Mustafa’yı vasi tayin edebileceği gibi, talebi redderek Sultan’ın vasiliğine devam veya Sultan’ın vasiliğinin iptaline rağmen Mustafa yerine başka birini vasi olarak atayabilir.

Burada sulh hakimi Alman mahkemesinin kararıyla bağlı olmadığı gibi TMK hükümlerine göre kısıtlının hakkını korumakla görevli olduğundan kendi araştırma ve incelemesine göre her zaman bağımsız karar verebilir.

(*) https://panorama-news.de/yazarlar/avukat-serif-yilmaz/almanyada-kanuni-vasilik-kayyimlik-betreuung-muessesesi-avantajlari/

(**) http://av-yilmaz.de/yabanci-mahkemelerden-verilen-vasilik-ve-kayyimlik-kararlarinin-tuerkiyede-taninmasi/

- Reklam -
Önceki İçerikSON DAKİKA…Bir ırkçı saldırı daha
Sonraki İçerikMelanie’nin katil zanlısı yakalandı

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

1 × 3 =