Biri çıkıyor, “Hakk’a göçenlerimizin ardından ‘Allah rahmet eylesin’ demeyin” diyor. Bir başkası, “Devri daim olsun” ifadesini kullanmanın yanlış olduğunu söylüyor. Bir diğeri, Alevilerin cenazelerini Sünni inancına göre defnetmesi gerektiğini savunuyor. Bir başkası ise bunun tam tersini söyleyerek cenaze hizmetlerinin Şii erkânına göre yerine getirilmesini istiyor. Diyorlar da diyorlar… Bu “demelerin” de bir türlü sonu gelmiyor.
Biri çıkıyor, “Hakk’a göçenlerimizin ardından ‘Allah rahmet eylesin’ demeyin” diyor.
Bir başkası, “Devri daim olsun” ifadesini kullanmanın yanlış olduğunu söylüyor.
Bir diğeri, Alevilerin cenazelerini Sünni inancına göre defnetmesi gerektiğini savunuyor.
Bir başkası ise bunun tam tersini söyleyerek cenaze hizmetlerinin Şii erkânına göre yerine getirilmesini istiyor.
Diyorlar da diyorlar…
Bu “demelerin” de bir türlü sonu gelmiyor.
Öyle bir noktaya geliniyor ki, Alevilerin ortak hafızası, inancı, değerleri ve yüzyıllar içerisinde oluşturduğu kültürel birikimi yok sayılıyor. Her önüne gelen, Alevilere nasıl inanmaları gerektiğini, hangi kavramları kullanıp hangilerini kullanmamaları gerektiğini anlatma hakkını kendisinde bulabiliyor.
Sanki Aleviler kendi inançlarını bilmiyormuş gibi…
Sanki ailelerinden, pirlerinden, dedelerinden, ocaklarından ve yüzyıllardır taşıdıkları gelenekten hiçbir şey öğrenmemişler gibi…
Sanki bu inanç, onların hayatlarının bir parçası değilmiş gibi…
Oysa inanç dediğimiz şey yalnızca kitaplardan veya başkalarının anlattıklarından öğrenilen bir bilgi değildir. İnanç aynı zamanda yaşanır, aktarılır, hafızada tutulur ve kuşaktan kuşağa taşınır.
Alevilik de Alevilerin hayatında tam olarak böyle bir anlam taşır.
Bir inanç topluluğunun kendi kavramları, ritüelleri ve gelenekleri olabilir.
Bir Alevi, Hakk’a yürüyen yakınının ardından “devri daim olsun” diyebilir.
Bir başkası “Allah rahmet eylesin” diyebilir.
Bir aile kendi bildiği erkânı uygulayabilir.
Bunların hangisinin kullanılacağı konusunda farklı Alevi toplulukları arasında dahi farklılıklar bulunabilir.
Ancak asıl mesele tam da burada başlıyor:
Sizin inancınızın doğruları, başka bir inanç topluluğunun doğrularını belirleme hakkını size vermez.
Bir insanın kendi inancını doğru kabul etmesi başka bir şeydir; başkasının inancına sürekli olarak müdahale etmeye çalışması bambaşka bir şey.
Bugün Alevilere “şunu söylemeyin”, “böyle yapmayın”, “cenazenizi şöyle kaldırın”, “inancınızı böyle yaşayın” diyenlerin biraz durup düşünmesi gerekiyor.
Neden bu kadar ilgilisiniz Alevilerin ne söylediğiyle?
Neden bir Alevinin Hakk’a yürüyen yakınının ardından hangi ifadeyi kullandığı sizi bu kadar rahatsız ediyor?
Neden Alevilerin kendi inançlarını nasıl yaşayacağı konusunda kendinizi söz sahibi görüyorsunuz?
Beğenmediğiniz, eleştirdiğiniz, zaman zaman küçümsediğiniz Aleviler ve Alevi inancı, yüzyılların içerisinden süzülerek bugüne ulaştı.
Nice zorluklardan, baskılardan ve imkânsızlıklardan geçildi.
Bugün aşağılanan ya da küçümsenen pirler, kendi dönemlerinin ağır şartları içerisinde inançlarını ve değerlerini gelecek kuşaklara aktarabilmek için büyük bedeller ödedi.
Bugün elimizde olan, yalnızca bir inanç sistemi değil; aynı zamanda yüzyılların hafızasıdır.
Elbette eksiklerimiz olabilir.
Hatalarımız olabilir.
Yetmezliklerimiz olabilir.
Bunları konuşmaktan, kendi içimizde sorgulamaktan da korkmayız.
Fakat bütün bunların ötesinde, bütün yüreğimizle bağlı olduğumuz, bize hayatımızı anlamlandıran bir inancımız var.
Bu inancı başkalarının sürekli olarak yeniden tarif etmesine ihtiyacımız yok.
Sakin olun şampiyonlar, cengâverler…
Alevilere racon kesmenin de bir sınırı var.
Alevilerin inancını beğenmiyor olabilirsiniz.
Bazı uygulamalarını anlamıyor olabilirsiniz.
Hatta bazı inanç ve ritüellerine katılmıyor olabilirsiniz.
Bunların hepsi anlaşılabilir.
Ama anlamadığınız her şeyi yanlış, kendi bildiğinizi ise mutlak doğru ilan etmeniz başka bir mesele.
Aleviler yüzyıllardır kendi yollarında yürümeyi öğrendiler.
Geçmişte hangi zorlukların içerisinden çıktıysak, bugün de önümüze çıkan zorlukların üstesinden gelmenin yollarını buluruz.
Her çıkmazda bir yol, her darlıkta bir çare üretmesini biliriz.
Sizler bilgili, ilim sahibi, gelişmiş ve modern insanlarsınız. 😁
O halde enerjinizi biraz daha büyük meseleler için harcayın.
İnsanlığın başına bela olan hastalıkların tedavileri için çalışın.
Dünyada kıtlık ve susuzluk yaşanmaması için çözümler üretin.
İnsanlığın düşünsel gelişimine katkı sağlayacak kuramlar geliştirin.
Bilime, eğitime, insanlığa ve dünyaya faydalı işler yapın.
Sizler büyük insanlarsınız.
Öyleyse daha büyük işlerle uğraşmalısınız.
Çünkü gerçekten de insanlığın çözmesi gereken bunca büyük sorun varken, Alevilerin cenazelerinin ardından hangi kavramı kullandığını dert edinmek biraz garip değil mi?
Alevilerin ölülerinin ardından “devri daim olsun” demesinin sizin açınızdan ne gibi bir kıymet-i harbiyesi olabilir?
Bir Alevinin kendi inanç dünyasında anlam bulan bir kavramı kullanması neden sizi rahatsız etsin?
Bırakın insanlar kendi inançlarını, kendi değerleri ve kendi hafızaları içerisinde yaşasın.
Aleviler sizin inancınızı nasıl yaşamanız gerektiğine dair sürekli akıl vermiyorsa, siz de Alevilere kendi inançlarını nasıl yaşamaları gerektiğini öğretmeye çalışmayın.
Çünkü herkesin kendi inancını yaşama hakkına saygı göstermek, yalnızca Alevilere değil, hepimize düşen bir sorumluluktur.
Aleviler dün olduğu gibi bugün de kendi inançlarıyla, kendi değerleriyle ve kendi hafızalarıyla yaşamaya devam edecek.
Ve belki de artık yapılması gereken en basit şey şudur:
Alevileri düzeltmeye çalışmak yerine, onları anlamaya çalışın.
