Savunmacılık araya duvar örer, sorumluluk ise yakınlaştırır. İlişkide mesele kimin haklı olduğu değil, kendi payımıza düşeni görebilmektir.
Savunmacılık, insanın kendisini suçlanmış veya haksızlığa uğramış hissettiğinde hemen kendisini haklı çıkarmaya çalışmasıdır. ‘’Ben bir şey yapmadım.’’, ‘’Sen de hep böylesin.’’ veya ‘’Bunda benim suçum yok.’’gibi cümleler savunmacılığın en belirgin ifadeleridir. Aslında kişi bu tür ifadeler kullanarak kendisini koruma çalışır ama diğer taraftan da suçu veya sorumluluğu eşine geri yükler.
Eşlerden biri bir konuda şikayette bulunur, diğer eş kendisini savunur. İlk eş anlaşılmadığını düşünür, daha sert konuşmaya başlar. Diğer eş daha fazla savunmaya geçer. Bura da bu kısır döngü kalmaz ve eski meseleler ortaya çıkar ve asıl konudan sapılarak konu bambaşka bir yöne evrilir. Bir süre sonra çiftler artık sorunu çözmek için değil, kimin haklı olduğunu kanıtlamak için konuşmaya başlarlar. Peki sonuç? Hiç de iyi olmaz. İki taraf da kırgın, kızgın, öfkeli ve yıpranmış olarak aralarına
mesafe korlar.
Bir Örnek:
‘’Son zamanlarda ev işlerinin çoğu benim üzerimde.’’ diyen eşe ‘’Ne yani, ben hiçbir şey yapmıyor muyum? Geçen hafta çöpleri ben attım. Sen de bütün gün evde telefonla uğraşıyorsun!’’ Böylece bir eşin dile getirdiği ihtiyaç, diğer eşin kendisini savunması ve karşı saldırıya geçmesiyle bambaşka yeni bir tartışmaya dönüşür.
Özellikle çocuklukta bazı olumsuz deneyimleri yaşamış kişilerin yetişkinliklerinde eleştiriye karşı daha savunmacı ve hassas oldukları söylenebilir.
& Sürekli eleştirilen: ‘’Yine yanlış yaptın.’’, ‘’Sen zaten beceremezsin’’
& Hataların kabul edilmemesi: Çocuğun hata yaptığında açıklama yapmasına izin
verilmemesi durumu.
& Aşırı cezalandırılma veya utandırılma: Kişiliğin zedelenmesi hali
& Kardeşlerle veya Başkalarıyla karşılaştırılma: Bak kardeşin nasıl yapıyor gibi
& Duyguların geçersiz sayılması: Sen abartıyorsun, bun da üzülecek ne var ki?…
Bu ve benzeri duruma maruz kalmış bir çocuk zamanla bazı temel inançlar geliştirir.
‘’Hata yaparsam değerimi kaybederim.’’
‘’Hayatta kalmak için güçlü gözükmeliyim.’’
Savunmacı insan çoğu kez kendisini haklı çıkarmaya çalışırken aslında kendisini korumaya çalışıyor olabilir. Çünkü bazı insanlar için hata yapmak, yalnızca bir hata yapmak değildir; yeniden ‘yetersizim’, ‘değersizim’, ‘başarısızım’ duygusuyla karşılaşmak anlamına gelir.
Peki sağlıklı olan nedir?
Savunmacılığın panzehiri sorumluluk almaktır. Sorumluluk almak bütün suçu kabul etmek anlamına gelmez. Kişinin kendi payını, sorunun yüzdesindeki kendi sorumluluğunu dürüstçe görebilmesi demektir.
‘’Evet söylediklerin beni kızdırdı ama sana bağırmam, hakaret etmem doğru değildir.
Bunun için özür dilerim.’’ gibi yaklaşımlar kendine odaklanmayı ve payına düşenle yüzleşmeyi sağlar.
Sağlıklı özür de yalnızca ‘Tamam, özür dilerim’ demek değildir.
Gerçek bir özür; yapılan davranışı kabul etmeyi, karşı taraf üzerindeki etkisini görmeyi ve mümkünse davranışı değiştirmeye yönelik bir adım atmayı içerir. Eşlerden biri savunma yerine sorumluluk almaya başladığında tartışmanın yönü değişir. Savunma duvarı biraz olsun kalkar ve çift yeniden aynı tarafta, yani sorunun karşısında birlikte durmaya başlayabilirler.
Savunmacılık yapma yerine sorumluluk almayı deneyen insanlar olma yönünde güzel günlere…
