Alevilerin tarihsel hafızası

Aleviler tarihin hiçbir döneminde kimsenin “yan figürü” olmadı, bundan sonra da olmayacak. Üstenci diller, fetvalar ve dayatmalar tarihsel hafızamızı silemez.

REMZİ KAPTAN 13 Eylül 2026 YAZARLAR

Yavuz Selim, İdris-i Bitlisî birlikteliği ve bu tarihsel durumun güncel siyasete uyarlanması üzerinden yürüyen tartışmalarda birileri çıkıp Aleviler ve valilik hakkında fetvalar veriyor, ahkâm kesiyor; üstenci bir dille Alevilere had bildirmeye çalışıyor.

Yıllardır süregelen o kibirli yaklaşım, Alevilere yön verme ve sınır çizme çabası bütün çarpıklığıyla devam ediyor.

Fakat bu kesimlerin unuttuğu çok temel bir şey var: İnanç boşluğu yaşatıp saflarınıza çekebildiğiniz birkaç devşirme olabilir; ancak Alevilerin tarihsel hafızası son derece güçlüdür. Aleviler belki bugün siyasette ya da toplumsal hayatın görünür alanlarında güçleri oranında yer bulamıyor olabilirler.

Kendi köşelerinde, evlerinde, mahallelerinde sessiz ve sakin bir şekilde gündelik hayatlarını sürdürüyor gibi görünebilirler. Ne var ki o tarihsel hafıza, bütün görkemiyle varlığını korumaktadır.

Sizin bütün üstenci ve küçümseyici tavırlarınıza inat, bu hafıza âdeta insanların genlerine işlemiştir; Alevilerin reflekslerine ve tercihlerine doğrudan yansımaktadır. Gerçekten demokrat olsaydınız, asgari düzeyde insan hak ve hukukuna riayet etseydiniz Alevilerin acılarına, kaygılarına ve endişelerine saygı duyar; dile getirilmeyen taleplerine bile kulak verirdiniz.

Fakat sizde bu anlayış olmadığı gibi; tam tersine “ben bilirim” merkezli, dayatmacı bir zihniyetle Alevileri kendi siyasal duruşunuzun yan figürü hâline getirmeye çalışıyorsunuz.

Aleviler, tarihin hiçbir döneminde sizin arzuladığınız o yan figür olmadılar, bundan sonra da olmayacaklar.
Elbette siz somut duruma bakıyor ve tahlillerinizi buna göre yapıyorsunuz.

Bu tabloda Alevilerin örgütsel gücünün ve toplumsal birlikteliğinin asgari düzeyde kaldığını görüyorsunuz. Ancak unutulmamalıdır ki, dışarıdan görünmese dahi o tarihsel hafıza yaşamaya devam ediyor. Bütün engellemelere, baskılara, yok saymalara ve katliamlara rağmen varlığını koruyan işte bu hafızadır.

Evet, bugün belki arzuladığımız düzeyde bir birlikteliğe, örgütlülüğe, görünürlüğe ya da inancımızı en açık şekilde yaşama imkânına sahip değiliz; ama varız ve var olmaya devam edeceğiz. Size düşen, bu gerçekliği kavramaktır. Fakat bunu kime anlatıyoruz ki?

Demokratlığı sadece sözde kalanlara, hakkaniyeti yalnızca kendisi için isteyenlere, adaleti çıkarına göre kullananlara…

O hâlde sizin yolunuz size, bizim yolumuz bize.

ÖNE ÇIKANLAR