Tarikat ahlaksızlığı

Kamuoyu bir süredir Fatih Nurullah takma adlı, 58 yaşındaki Uşşakî şeyhi Eyüp Fatih Şağban’ın 12 yaşındaki bir kızı cinsel olarak ‘talan’ etmesini konuşuyor. Şeyh ‘kızın bekâretinin yerinde olduğunu, ileriye gitmediğini, büyütülecek bir mevzu olmadığını’ iddia ederken; kamuoyu haklı olarak olayı cinsel saldırı/istismar olarak değerlendiriyor.

Son kararı elbette yargı verecek. Ancak kanımca istismar sözcüğü yaşanan olayı anlatmak için yeterli değil. Yaşanan düpedüz 12 yaşındaki bir kızın ruhsal ve bedensel olarak talan edilmesi. Ve bu talanın en büyük sorumlusu kim ne derse desin kızın anne babası. Şimdi ‘mağdurları oynayan’ anne babaya şu soruyu yöneltmek gerekiyor:

58 yaşındaki bir adam 12 yaşındaki kızınızı okşayıp, öpme fırsatını bulacak ‘halvet pozisyonuna’ sokuncaya kadar aklınız, basiretiniz, ahlakınız, şerefiniz, haysiyetiniz ve insanlığınız neredeydi? İşler yolunda gitseydi şeyh 12 yaşındaki kızı bir güzel becerecekti. Ama olmamış. ‘İleri gidememiş’ eleman.
Olay kamuoyunda algılandığı gibi 58 yaşındaki bir adamın istisnai cinsel sapkınlığı değil. Neredeyse tüm cemaat ve tarikatlar bir şekilde dini, tasavvufi olarak meşrulaştırılmış envaiçeşit ahlaksızlıkla dolu.

Bunların en başında geleni de ‘körpe, bakire kız becerme’ merakı. Olayın ardındaki yegâne saik sanıldığı gibi bazı tarikat erbabının sapık cinsel eğilimleri değil. Olay bal gibi dini olarak meşrulaştırılan, çoğu muhafazakâr oluşumda görülen bir teamül aynı zamanda. Elemanlar ‘Allah dostu, peygamber varisi (!) birer evliya’ oluyor ya!

Ondan mütevellit ‘Efendimiz de Aişe validemizi dokuzunda almış idi’ diyerek dayanıyorlar körpecik kızlara. Sizin anlayacağınız elemanların yaptığı bir ‘sünneti (!) yaşamaktan’ ibaretmiş. Sadece bu kadar mı? Değil elbette. Benzer şekilde başkasının karısını ‘fasık kocanın elinden kurtarıncaya kadar say ve gayrette’ bulunan elemanlar da var. Tabii birileri kalkıp da bu ‘mübarek zatları’ uçkur yüzünden suçlayınca ‘zındık’ olup çıkıyor.

Kiminizin ‘yok böyle bir şey, bunlar Allah dostlarına atılmış birer iftiradır’ dediğini duyar gibiyim. Gel gör ki kazın ayağı öyle değil. Maalesef cemaat ve tarikatların sözüm ona dini pratiklerinde öylesine ahlaksız, sapkın ve fetişist icraatlar var ki onları şimdilerde Corona krizi nedeniyle kapanan Avrupa kerhanelerindeki ‘sado-mazo’ fantezilerde bile görmeniz mümkün değil.

Cemaatlar içinde öyleleri var ki kocasının kirli çorabına veya çamaşırına dokunmazken; başka bir adamın ‘terli, pis atletini mübarek’ diye öpüp kokluyor. Allah ve kanunlar önünde eş kabul ettikleri adama çemkirmeyi marifet başındaki abi, hoca veya şeyhe itaat etmeyi ibadet sanan kadın müsveddeleri de cabası.

Tarikatlar içinde öyleleri var ki Doğu Avrupa veya Afrika ülkelerinden getirdikleri gencecik hayatları pazarlayan godoşlar bile onların eline su dökemez. Birileri bu işi belki her türlü insani değeri unutarak para için yapıyor. Ancak diğeri kendi öz evladını bilmem neresindeki kıllar ağarmış herife ‘hayrına’ peşkeş çekiyor.

Diyeceksiniz ki bunlar birer istisna, tüm cemaat ve tarikatlar aynı değil. Sizi bilemem ancak ben ‘en namuslusunun bile namussuzluğunu ve sapıklığını’ gözümle gördüm. Başkasının karısı ve kızıyla halvet olandan tutun kendisine emanet edilen oğlan çocuklarına sulanan veya onları istismar eden ‘mübarek ib..lere’ kadar neler var neler…

Velhasılıkelam tasavvuf, tarikat ve cemaatlarda, şeyh veya hoca kisvesi altına gizlenmiş türlü türlü azgınlık ve sapkınlık var. Siz siz olun evlatlarınızı bu ırz düşmanlarından uzak tutun!

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

5 × 2 =