Niedersachsen'da yaklaşık 6,3 milyon seçmen yerel yönetimlerini belirlemek üzere sandık başına gitti.
Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaletinde yaklaşık 6,3 milyon seçmen yerel seçimler için sandık başına gitti. Volkswagen krizinin gölgesinde gerçekleşen seçimlerde CDU önemli bir sınav verirken, AfD’nin Batı Almanya’daki gücü de yakından takip edildi. Wolfsburg’da CDU adayı Dennis Weilmann seçimi ilk turda kazanırken, Hannover’da gözler ikinci tura çevrildi.
Almanya’nın kuzeybatısındaki Aşağı Saksonya’da gerçekleştirilen 2026 yerel seçimleri, yalnızca belediye ve ilçe yönetimlerinin belirlenmesi açısından değil, ülke siyasetindeki dengeler açısından da büyük önem taşıyor.
Yaklaşık 6,3 milyon seçmenin oy kullanma hakkına sahip olduğu seçimlerde belediye ve şehir meclislerinin yanı sıra ilçe meclisleri, belediye başkanları, büyükşehir belediye başkanları ve bazı ilçe yöneticileri için de oy kullanıldı. Eyalet seçim makamlarının verilerine göre 13 Eylül’deki seçimlerde toplam 2.182 yerel temsilcilik ve 395 doğrudan seçim bulunuyor.
Seçim sonuçları Berlin’deki parti merkezlerinde de yakından takip edildi. Çünkü Aşağı Saksonya’daki tablo, özellikle CDU ve AfD açısından gelecek seçimlere ilişkin önemli sinyaller verebilir.
Seçimin en dikkat çeken sonuçlarından biri Volkswagen’in merkezinin bulunduğu Wolfsburg’dan geldi.
Görevdeki Belediye Başkanı Dennis Weilmann (CDU), oyların yüzde 50,1’ini alarak yeniden seçildi. Böylece Weilmann, gerekli salt çoğunluğu ilk turda elde etti ve ikinci tur yapılmasına gerek kalmadı.
SPD’nin adayı Karsten Schneider yüzde 15,5 oyla ikinci olurken, AfD’nin adayı Thomas Schick yüzde 14,1 ile üçüncü sırada yer aldı. Böylece Wolfsburg Belediyesi CDU’nun yönetiminde kalmış oldu.
Wolfsburg sonucu CDU açısından sembolik açıdan da önemli. Kent, Volkswagen’in merkezinin bulunması nedeniyle Almanya’nın sanayi ve otomotiv sektöründeki gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Dolayısıyla ekonomik sorunların ve Volkswagen’deki krizin seçmen davranışına nasıl yansıdığı özellikle merak ediliyordu.
Eyalet başkenti Hannover’da ise tablo Wolfsburg’dan farklı.
Mevcut Belediye Başkanı Belit Onay (Yeşiller), oyların üçte ikisinden fazlasının sayıldığı aşamada SPD’nin adayı Axel von der Ohe’nin önünde bulunuyordu.
Ancak adayların hiçbirinin gerekli çoğunluğa ulaşamaması durumunda Hannover’da belediye başkanlığı için 27 Eylül’de ikinci tur yapılacak. Aşağı Saksonya’da gerekli görülen ikinci tur seçimlerinin tarihi eyalet genelinde de 27 Eylül olarak belirlendi.
Hannover sonucu, özellikle Yeşiller ve SPD arasındaki güç mücadelesi açısından önem taşıyor. Aynı zamanda eyalet başkentindeki seçmenlerin hükümet politikalarına yönelik tutumunu değerlendirmek açısından da dikkatle izleniyor.
Seçim gününün önemli başlıklarından biri de seçime katılım oldu.
Öğleden sonra açıklanan verilere göre eyalet genelinde katılım yüzde 50,67 seviyesine ulaştı. Sabah saatlerinde de katılımın 2021 seçimlerine kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştü.
Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: 2021 seçimleri koronavirüs salgınının etkisi altındaydı ve posta yoluyla oy kullanma oranı olağanüstü yüksekti. Bu nedenle seçim günü sandık başındaki katılım oranlarının doğrudan karşılaştırılması dikkat gerektiriyor.
Hannover’da ise seçim günü bazı sandık merkezlerinin önünde uzun kuyruklar oluştu. Seçmenlerin birden fazla oy pusulası doldurması nedeniyle oy kullanma süresinin uzadığı bildirildi. Kentte saat 17.00 itibarıyla katılımın yaklaşık yüzde 61 olduğu açıklandı.
Seçimin siyasi açıdan en önemli sorularından biri CDU’nun eyalet genelindeki konumunu koruyup koruyamayacağı.
CDU Aşağı Saksonya teşkilatı seçim öncesinde açık şekilde hedefini ortaya koymuş ve eyalette en güçlü parti olarak kalmak istediğini açıklamıştı. Parti, yerel düzeyde yaklaşık 10 bin adayla yarışa girdi.
CDU Eyalet Başkanı Sebastian Lechner, seçim gecesi partisinin eyalet genelinde birinci olacağı konusunda iyimser olduğunu belirtti.
Ancak Lechner, CDU’nun sorunlarının da bulunduğunu kabul etti. Özellikle Berlin’deki federal siyasete yönelik seçmen tepkisinin yerel seçimlere yansıdığını belirten CDU lideri, partinin bir “güvenilirlik sorunu” bulunduğunu söyledi.
Bu açıklama, seçim sonuçlarının yalnızca yerel yönetimler açısından değil, federal hükümete yönelik seçmen memnuniyeti açısından da okunacağının işareti olarak değerlendiriliyor.
Seçimin bir diğer önemli başlığı ise AfD’nin performansı.
AfD, son yıllarda özellikle Doğu Almanya’daki eyalet seçimlerinde güçlü sonuçlar elde etti. Ancak Aşağı Saksonya gibi Batı Almanya’nın büyük ve nüfuslu bir eyaletinde elde edeceği sonuç, partinin ülke genelindeki yükselişinin ne kadar yaygınlaştığını göstermesi açısından önem taşıyor.
2021 Aşağı Saksonya yerel seçimlerinde AfD, ilçe düzeyinde yüzde 4,6 oy almıştı. Bu nedenle 2026 sonuçlarında yaşanacak herhangi bir belirgin artış, parti açısından önemli bir kazanım olarak değerlendirilecek.
Ancak AfD’nin Aşağı Saksonya’daki durumu diğer eyaletlerden de farklı. Eyalet teşkilatı, Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından aşırı sağcı yapılanma olarak izleniyor. Parti ise bu değerlendirmeye karşı hukuki mücadele yürütüyor.
Seçim öncesinde AfD’nin bazı adayları da anayasal düzene bağlılıkları konusunda ortaya çıkan şüpheler nedeniyle adaylıktan men edildi.
Aşağı Saksonya seçimlerinin etkisi eyalet sınırlarını aşıyor.
Son dönemde Almanya’da siyasi dengelerin hızla değişmesi nedeniyle her eyalet ve yerel seçim, federal partiler için bir tür siyasi nabız ölçümü haline geldi.
CDU açısından soru şu:
Parti, federal düzeyde yaşadığı sorunlara rağmen yerel düzeyde seçmenin güvenini koruyabiliyor mu?
AfD açısından ise temel soru farklı:
Doğu Almanya’daki güçlü seçim sonuçları Batı Almanya’daki büyük eyaletlerde de tekrarlanabilecek mi?
SPD ve Yeşiller açısından da sonuçlar önem taşıyor. Özellikle Hannover gibi büyük kentlerdeki sonuçlar, kentli seçmenlerin mevcut siyasi ittifaklara yaklaşımı hakkında önemli ipuçları verebilir.
Seçim ayrıca Aşağı Saksonya Başbakanı Olaf Lies açısından da ayrı bir önem taşıyor.
SPD’li Lies, geçen yıl Stephan Weil’in ardından eyalet başbakanlığı görevini devralmıştı. Bu nedenle 2026 yerel seçimleri, Lies döneminin ilk eyalet çapındaki seçim sınavı niteliğinde.
Lies, oyunu Friesland bölgesindeki Sande’de kullandı. Seçim günü yaptığı açıklamada vatandaşların özellikle yerel adayları değerlendirmesi gerektiğini vurgulayarak, yerel seçimin bir “küçük Bundestag seçimi” olmadığının altını çizdi.
Ancak siyasi açıdan sonuçların yine de Berlin ve Hannover’daki siyasi atmosferden tamamen bağımsız değerlendirilmesi beklenmiyor.
2021 Aşağı Saksonya yerel seçimlerinde CDU ilçe düzeyinde yüzde 31,7 oyla birinci parti olmuştu.
SPD yüzde 30,0 ile ikinci sırada yer alırken, Yeşiller yüzde 15,9, FDP yüzde 6,5, AfD yüzde 4,6 ve Sol Parti yüzde 2,8 oy almıştı.
Seçime katılım ise yaklaşık yüzde 57 seviyesindeydi.
Bu nedenle 2026 seçimlerinde özellikle CDU ile SPD arasındaki farkın ne kadar değişeceği ve AfD’nin yüzde 4,6’lık önceki sonucunun ne ölçüde üzerine çıkacağı büyük önem taşıyor.
Seçim gecesi bazı belediye başkanlığı sonuçları hızlı biçimde netleşirken, eyalet genelindeki tüm yerel meclis sonuçlarının ortaya çıkması daha uzun sürecek.
Aşağı Saksonya seçim makamları, nihai sonuçların pazartesi günü netleşmesini bekliyor. Gerekli görülen belediye başkanlığı ve diğer doğrudan seçimlerin ikinci turları ise 27 Eylül 2026’da gerçekleştirilecek.
Şimdilik ortaya çıkan tablo, CDU’nun özellikle Wolfsburg gibi stratejik bir kentte gücünü koruduğunu gösteriyor. Hannover’daki mücadele ise henüz tamamlanmış değil.
Bununla birlikte seçimin en önemli siyasi göstergelerinden biri AfD’nin eyalet genelindeki performansı olacak. AfD’nin Batı Almanya’da ne kadar güç kazandığı, yalnızca Aşağı Saksonya siyaseti için değil, Almanya’nın önümüzdeki seçim takvimi açısından da yakından takip edilecek.
Kesin sonuçlarla birlikte asıl soru da netleşecek: Aşağı Saksonya seçmeni yerel yönetimlerde mevcut siyasi dengeleri mi korudu, yoksa Berlin’deki siyasi atmosfere tepki vererek yeni bir güç dengesi mi oluşturdu?
