Almanya’da koalisyonun çalışanlar için gündeme getirdiği 1.000 avroluk vergisiz prim önerisi, patronları endişelendirdi. Şirketler ve meslek örgütleri, yükün işletmelerin sırtına bırakıldığını söylüyor.
Almanya’da koalisyonun çalışanlara yönelik planladığı 1.000 avroluk vergisiz destek primi, patronlar tarafından sert tepkiyle karşılandı. İşveren temsilcileri, orta ölçekli işletmeler ve vergi mükellefleri örgütleri, siyasetin rahatlatma sorumluluğunu şirketlerin üzerine yıktığını savunuyor.
Eleştirilerin ortak noktası, ekonomik baskının arttığı bir dönemde birçok işletmenin böyle bir ödemeyi karşılayacak gücü olmadığı yönünde.
Tepkinin en güçlü geldiği alanlardan biri orta ölçekli işletmeler oldu. Orta Ölçekli İşletmeler Birliği BVMV Başkanı Christoph Ahlhaus, Berlin’deki bir etkinlikte bu öneriye çok sert çıktı. Ahlhaus, böyle bir adımın işletmelerde huzursuzluk ve gerilim yaratacağını söyledi.
NDR’ye konuşan Mecklenburg merkezli metal şirketi Pahlaß & Preuß’un yöneticisi Madelaine Elvers de benzer bir tablo çizdi. Elvers, artan maliyetler ve düşen gelirler nedeniyle 28 çalışanına bu primi ödeme imkânlarının bulunmadığını söyledi. Şirket olarak bunu yapmak istediklerini, ancak kasada buna uygun kaynak olmadığını anlattı.
ARD’nin aktardığına göre Otto ve Beiersdorf da şu aşamada böyle bir ödeme planlamadıklarını bildirdi. Şirketler, yasal düzenlemenin ayrıntıları netleştiğinde konuyu yeniden değerlendirebileceklerini belirtti.
Bu tablo, eleştirinin yalnızca küçük işletmelerle sınırlı kalmadığını, büyük şirketlerin de temkinli davrandığını gösteriyor.
Patron cephesindeki tepki yalnızca ödeme gücüyle ilgili değil. Federal Alman İşverenler Birliği BDA’nın yöneticisi Steffen Kampeter, Bild’e yaptığı değerlendirmede birçok şirketin bu primi karşılayamayacağını söyledi.
Kampeter’e göre koalisyon, rahatlatma paketi açıkladığını söylerken gerçekte şirketlere yeni bir yük bindiriyor. Bu nedenle hükûmetin beklenti yarattığını, ancak faturayı başkalarına çıkardığını savundu.
Trigema’nın eş yöneticisi Bonita Grupp da Neue Osnabrücker Zeitung’a yaptığı açıklamada, hükûmetin sorumluluğu şirketlere kaydırdığını ve kriz döneminde zaten daralmış olan hareket alanını daha da zorladığını söyledi.
İşveren temsilcilerine göre 2022’de uygulanan enflasyon dengeleme primiyle bugün arasında önemli farklar var. O dönemde hayat pahalılığına karşı alınan karar daha geniş bir uzlaşıyla şekillenmişti. Bu kez ise işverenler ve sendikaların karar sürecine yeterince dâhil edilmediği savunuluyor.
Bir başka sorun da zamanlama. 2026’da birçok sektörde devam eden toplu sözleşme görüşmesi bulunmuyor. Bu da böyle bir ödemenin toplu pazarlık süreci içine yerleştirilmesini zorlaştırıyor.
Bu nedenle hem BDA hem de Alman Sendikalar Birliği DGB, planlanan sürenin çok dar olduğunu düşünüyor. Her iki taraf da uygulama süresinin uzatılması gerektiğini savunuyor.
Tepki gösterenler arasında Vergi Mükellefleri Birliği de var. Kurumun başkanı Reiner Holznagel, Redaktionsnetzwerk Deutschland’a yaptığı açıklamada, ‘kriz primi’ denilen şeyin aslında başkalarının sırtına yüklenen bir vaat olduğunu söyledi.
Holznagel’e göre asıl soru; maliyeti artan, cirosu düşen ya da kapanma riski yaşayan bir zanaatkâr, kuaför ya da fırıncı bu parayı nereden bulacak?
Holznagel, çalışanları rahatlatmanın daha doğru yolunun patronlara yeni ödeme baskısı yapmak değil, işe gidip gelenler için yol yardımını artırmak olduğunu savundu.
