Alisiz Alevilerin kibri

İnanç, başkalarının onayına bağlı değildir. Hz. Ali’ye ve Ehl-i Beyt’e bağlılık; hakaretle, küçümsemeyle ya da üstenci söylemlerle sarsılmaz.

REMZİ KAPTAN 03 Haziran 2026 YAZARLAR
Özünde inançla hiçbir bağı olmayan, hatta tüm inançlara mesafeli ve düşmanca yaklaşan, fakat bunu açık yüreklilikle ifade edecek mertliği de gösteremeyen bir güruh, kendisini “Alisiz Alevi” olarak tanımlıyor.
Ne acıdır ki bu güruh, ikrarlı, imanlı ve itikatlı Alevilere üstenci bir tavırla, adeta tepeden bakarak aralıksız nasihat vermeye cüret ediyor.
İnançlı Alevilerin saf duygularını küçümseyen, Hazret-i Ali’nin tarihsel ve manevi şahsiyetini tahrif etmeye çalışan bu zihniyet; yalan, hile ve nefret dolu bir dille her yola başvuruyor.
Aslında biz bu üstenci, kibirli, kendisi gibi olmayanı dışlayan ve aşağılayan tavra coğrafyamızın yakın tarihinden fazlasıyla aşinayız.
Hatırlayın; bir dönemin “Beyaz Türkler” olarak anılan Kemalist elitleri, inançlı ve muhafazakar insanları hep hor gördü, küçümsedi. Sonuç ne oldu?
Büyük bir toplumsal yenilgi aldılar ve yıllarca hakir gördükleri kitleler tarafından yönetilmeye başladılar.
Gelinen noktada ise, bu kez iktidar olup palazlanan muhafazakarlar, geçmişin intikamını alırcasına Beyaz Türkleri aynı kibirli edayla, aynı dışlayıcı dille aşağılamaya başladı; ellerinde imkan olsa birbirlerine yaşam hakkı dahi tanımayacaklar.
Aynı sosyolojik şiddet bu topraklarda köylülere de uygulandı; şehirliler köylüleri cahil görüp alay etti.
Keza, yine aynı kesimlerin Kürtlere yönelik tavrı da farklı değildi; kendisi gibi konuşmadığı, kendisi gibi inanmadığı, hatta yemek kültürü bile farklı olduğu için Kürt halkını da hep üstenci bir dille küçümsediler.
İşte bugün, özünde hiçbir inanca tabi olmayan ama adına “Alisiz Alevi” diyen bu güruh da aynı tarihsel kibrin yeni bir tezahürüdür.
İnançlı Alevilere, Hz. Ali’ye ve Ehl-i Beyt’e olan sarsılmaz bağlılıklarından dolayı hakaret ediyor, içlerindeki aşağılık kompleksini her fırsatta kusuyorlar.
Peki, bu saldırılarla neyi değiştirebiliyorlar?
Aslında hiçbir şeyi… Çünkü inanan insan, inancını zaten yüreğinde taşır; ve ikrarının gereklerini de sessizce, asaletle yerine getirir.
Bu kibir sahipleri Hazret-i Ali’ye dil uzatınca ne değişiyor?
Benim ve benim gibi Şah-ı Merdan’a aşkla, ikrarla bağlı olanların imanından zerre eksilmediği gibi, bu üstenci tavrın zavallılığını bildiğimiz için onları ciddiye bile almıyoruz.
Biz kendi yolumuzda yürümeye devam ediyoruz.
Sizlerden de ricam şudur: Bunların ne hakaretlerini, ne sözde nasihatlerini, ne de o ukala tavırlarını zerre kadar ciddiye almayın. Yüreğinizde yaşattığınız değerlere sadık kalarak yolunuzu sürmeye devam edin. Elbette bu dünya sahipsiz değildir.
Batında inandığımız Şah-ı Merdan nasıl ki her daim yoldaşımızsa, bu zorlu şartlarda da Hazret-i Ali bizim yarenimiz, candaşımız ve sığınağımızdır.
Yolumuz daim, Hızır yoldaşımız olsun.

ÖNE ÇIKANLAR