Yaşanan bu feci olayların iki boyutu vardır. Birincisi asayiş ve istihbarat boyutu. Yani okul güvenliği nasıl sağlanacak.
Kapıda polis dursun mu, öğretmenlere buton mu verilmeli, şiddet içerikli oyunlar yasaklanmalı gibi konular gündeme gelir. İkincisi ise toplumsal boyuttur. Bu çok zor. Bu her şeyle ilgili. Örneğin otel yanıyor; oteli yapanı suçlamak yasak, denetleyeni suçlamak yasak, yetişemeyeni suçlamak yasak, önlemi almayanı suçlamak yasak ve sürekli olarak ‘Allah vergisi’ şeklinde bir savsaklama insanı bir yerde dinden çıkarır. Toplum deşarj olamıyor ve baskı yönüyle bir gerilim var bundan dolayı insanlar mutsuz.
Ülkede toplumsal olarak ciddi sıkıntılar var, bunlar şöyle özetlenebilinir.
1-Baskı dolayısıyla bir deşarj olamamadan kaynaklı gerilim ve mutsuzluk var.
2-Ülkenin gündemi insanları yordu. Her gün insanlar bir ‘beka’ sorunuyla boğuşuyor ve bundan artık ciddi yorulma, bıkkınlık var.
3-Ülkede eskiden var olagelen toplumsal ‘Kemalist/Laik/Modernite merkezli sosyal mukavele kaldırıldı ve yerine bir şey konulamadı.
4-Okullar dinsel ve milliyetçi bir alana dönüştürüldü. Bu da öğrencileri hırçınlaştırıyor.
5-Dünyada başka bir insan tipi oluşuyor ve bunu ülkede dahil devletler anlayamıyor. Bir çocuk nasıl 5 saat oyun oynar bunun üzerinde durulmuyor. İnternet algoritmaları değiştirilip sert kararlar almak lazım. Sosyal medyanın eskiyi tükettiği yeniyi de başka bir şeye çevirdiği bir döneme girildi.
Okul saldırılarının ve buna benzer hadiselerin önüne geçmek için asayiş tedbiri sağlanabilinir ancak toplumsal boyutla mücadele çok zor.
OKUL SALDIRILARI ÇOK SOFİSTİKE BİR DURUM ORTAYA ÇIKARDI
• Okul mimarilerini değiştirmek lazım.
• Acil durumlarda kapıların kartla kapanabileceği bir sistem lazım. Saldırgan böyle bir anda en alt kata kadar inememeli.
• Sınıf kapılarının güçlendirilmesi lazım.
• Öğretmenlere acil buton verilmesi gerekebilir.
INTROVERT/EXTROVERT/AMBİVERT
“Introvert” (Türkçede genelde içe dönük) şu anlama gelir: Enerjisini daha çok kendi iç dünyasından alan, kalabalık ve yoğun sosyal ortamlardan çabuk yorulan, yalnız vakit geçirince kendini daha iyi hisseden kişi.
• Tek başına kalmayı sever
• Derin düşünür, gözlemcidir
• Az ama anlamlı ilişkileri tercih eder
• Sürekli sosyalleşmek yerine sakin ortamları seçer
Extrovert (Dışa dönük) ise,
• Enerjiyi insanlarla vakit geçirerek toplar
• Sosyal ortamları ve kalabalıkları sever
• Uzun süre yalnız kalınca sıkılabilir
• Daha spontan ve konuşkandır
Çoğu insan aslında tam uçlarda değildir. Buna ambivert denir:
• Bazen yalnız kalmak ister
• Bazen de sosyalleşmekten keyif alır
Okul saldırılarını gerçekleştirenlerin sosyallikten uzak ve kişilik sorunları olan kimseler olduğu yani introvert/içe dönük oldukları anlaşılıyor. Toplumda, okullarda, iş yerlerinde introvert kimselerin belirlenip bunlarda yakın alaka kurulması lazım. Bu tür kimselerle konuşulmalı, ilgilenilmelidir.
DEVLET KHK’LILAR İÇİN 100 MİLYAR DOLAR HARCAMIŞTIR
KHK’lılar ile mücadeleye giren devlet –gözaltı/yargılama/hapsetme/arama/tarama vs- muhtemelen 100 milyar dolar harcamıştır ancak bunca hapsedilen insanlardan birisi şu ana kadar bir kişiyi öldürmedi. Ama bir çocuk çıktı okul bastı ve 10 kişiyi öldürdü. Peki devlet 10 kişinin öldürülmemesi için uğraşmadı da neden bir kişiyi dahi incitmeyen binlerce insanı hapsetmek, ezmek için milyarlarca dolar harcadı? Devletin bakış açısı problemi var. Ülkede devlete aşkın bir gözle bakılıyor ve bu durum devletin kendisini korumayı toplumun, bireylerin korunmasının önüne geçiriyor. Devlet toplumsal sorunları çözmez. Bu olayda işine gelen bir şey görecek ve olayı devlet oraya bağlayacak. Okul saldırılarında da bakacak, olayın seyrine göre konuyu bir yerde –kendi lehine- köpürtecek. Örneğin internette şiddet içerikli oyunlar ve mafya dizileri bunlara yol açıyor vs. diyecek. Ama ülkedeki silahlanma konuşulmayacak. Gençlerin –geleceğe dönük beklenti sorunundan dolayı- öfkesi ele alınmayacak.
EN TEHLİKELİ ŞEY DÖNÜŞEMEMEK
En tehlikeli şey dönüşemeyenlerdir. Çocukken büyüyorsun ve dönüşüyorsun. Ancak büyüdüğün halde dönüşemezsen yani büyüklüğe geçemezsen çocukta kalamadığın için acayip bir şey oluyorsun. Şu an toplumda bu tür sıkıntılar var. Eski yok edildi ancak yerine yenisi konulamadı. Yenisi konulamadığı gibi –sosyal meydanında etkisiyle- her şey daha berbat hale geldi. Eskiden yeniye geçişte insanlar bir kimlik edinemez, bir karaktere bürünemez ve bir ülküden yoksun olursa adeta bu geçiş döneminde kalır ve zombileşir. Bireyler zombileşince toplumda buna göre şekil aldı. Batı’da gençler 18 yaşına basınca evlerinden ayrılıyor eğitimini tamamlayıp hayatını idame ettirecek bir iş ediniyor. Ancak ülkede böyle değil, çocuklar büyüyor ama aile desteği olmaksızın ayakta duramıyor. Her şeyi edinmek istiyor ama anne karnında kordona bağlı gibi bir hayat sürüyor bu da anomali bir durum oluşturuyor. Yani normalden sapma oluyor. Eskiden gelen kültür kodları da olmayınca insanlar kendini gerçekleştiremez hale geldi. Bu da toplumsal bir gerilime yol açıyor.
ADALET OLMAYINCA ‘KENDİNİ KURTAR’ FELSEFESİ DEVREYE GİRİYOR
Halkta adalet anlayışı yok, adalet olmayınca ‘kendini kurtar’ felsefesi devreye giriyor. Soma’da maden ocağında 100 madencinin cesedi toprak altında bekliyor, arayan-soran yok. Her hangi bir konuda kamusal tartışma yok. Bunlar olunca halkta adalete inanç kalmıyor ve kendini kurtar felsefesi öne çıkıyor.
ÇİN’DE ACAYİP PROBLEMLER VAR
Baskı nedeniyle acayip sapkınlıklar oluşmuş, bir şehirde bununla baş edebilmek için her yere kamera konulmuş. Hatta insanların kafasına kamera mı taksak tartışması var. Tüm bunlar baskıdan kaynaklanıyor. İnsanlar deşarj olmayınca sapkınlaşıyor.
KATİL ÇOCUK 7 KİLO MÜHİMMATLA OKULA GELDİ
Saldırı düzenlediği okula 5 tabanca ve 5 şarjör ile gelen çocuğun üzerinde yaklaşık 7 kilo mühimmat var. Bir tabanca 1 kilo dersek şarjörü de yarım kilo falan geliyor. Bu kadar mühimmatı okula sokması ve hangi şarjörün hangi silaha ait olduğunu bilebilmesi korkunç. Evinde 5’i tabanca, 2 tüfek olmak üzere 7 silah bulunduran babanın yıl içinde bunları temizlemesi, düzenlemesi, atış yapması elbette çocuğun da bu silahlarla haşır neşir olarak büyüdüğünü gösterir.
Özellikle Maraş saldırısı tam bir katliama dönüştüğü için daha çok konuşuluyor. Bundan dolayı da devlet ‘babayı’ ortaya attı. Babada polis olduğundan –ne söyleyeceğini çok iyi biliyor, ifadeleri bir yönlendirme şeklinde- toplumun algısına dönük açıklamalarla olayı yumuşatmaya gitti.
https://www.sozcu.com.tr/saldirganin-yeni-goruntusu-ortaya-cikti-sarjor-detayi-dikkat-cekti-p311884
Karşı apartmandan koşarak okula giren ve saldırganın etkisiz hale getirilmesine yardım eden Necmettin Bekçi, katil çocuğu polise teslim ettiklerini söylüyor.
https://www.instagram.com/reel/DXNPXcsALij/?igsh=dTUxbTM5ZHN2aWE2
Çocuğun burada canlı teslim edildiği gibi bir sonuç ta anlaşılabilir ifadelerden.
https://www.instagram.com/reel/DXMvwtJDNDc/?igsh=bjMzZW1hODI5OHk2
Bekçi, “Orada çok farklı bir çarpışma yaşandı. Öğretmenimiz öğrencilere siper oldu, onu canlı gördüm.” diyor.
OKUL AİLE BİRLİĞİ BAŞKANINDAN ENTERESAN ÇIKIŞ
https://www.instagram.com/reel/DXNUiwLtfkg/?igsh=MW56ZXJuenBuaDNlcw==
EMNİYET MÜDÜRÜNÜN İKNA ÇABASI
https://www.instagram.com/reel/DXMZPKDiNiO/?igsh=MThzaXE1aW1vOGFn
SALDIRGANIN ‘O AN’ ÖLMESİNE KARAR VERİLMİŞ GİBİ…
1-Saldırganın bacağının kesildiği ve aşırı kan kaybından öldüğü söyleniyor. Sıradan bıçakla ayakta atar damar bulunup kesilir mi?
2-Öldürmek isteyen boğazını keser. Neden boğazı kesilmemiş? Bacağındaki kesik ölümüne yol açtı deniyor.
3-Bu tür bir kanama ile 90 kilogram olan birinin ölmesi uzun sürer.
4-Muhtemelen başka yerleri de kesilmiş ve bu durum saklanıyor olabilir.
5-Babanın ifadeleri kamuoyunu rahatlatıcı.
6-Saldırganın nasıl etkisiz hale getirildiği kameralarda vardır.
7-Toplanan vatandaşların tepkisinden ötürü içeride saldırgan bekletiliyor ve ölümü üzerinde mutabık kalınıyor gibi bir durum var. Çünkü olaya müdahale eden bir devlet yok.
8-Eğer çocuk cinnet geçirip bunu yaptıysa ve ölümü istenildiyse –masumiyeti bile- düşünülür. Korkunç olan saldırının cinnet haliyle yapılmış olabileceği ancak saldırganın ölümünün aklı başında insanların kararıyla olmuş olabileceği. Vali ve emniyet müdürünün –saldırganı isteyen- vatandaşlara okul bahçesinde yaptığı açıklamalar ve saldırganı yakalayan vatandaşın ifadeleri bu soruları akıllara getiriyor.
2024 YILINDA YAPILAN ÇALIŞMAYA GÖRE;
Avrupa’da en depresyonda olan ülke gençliği hangisidir araştırmasında ülkemiz gençliği ikinci sırada geliyor. 143 ülke arasında yapılan mutluluk indeksine göre de ülke gençliği mutluluk sıralamasında 98. sırada. Kısaca gençler mutsuz ve depresif çıktı.
Selim APAYDIN
