UNICEF tarafından yayımlanan yeni rapor, Almanya’daki eğitim sistemi ve sosyal eşitsizlikler konusunda çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.
İtalya’nın Florence kentinde açıklanan araştırmaya göre Almanya’da 15 yaşındaki gençlerin yaklaşık yüzde 40’ı okuma ve matematikte asgari yeterlilik seviyesine ulaşamıyor.
Dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri olarak gösterilen Almanya’nın eğitim performansındaki bu gerileme, uzmanlar tarafından “alarm verici” olarak değerlendiriliyor.
UNICEF’in 37 sanayileşmiş ülkeyi kapsayan araştırmasında Almanya, eğitim fırsatları açısından yalnızca 25’inci sırada yer aldı. Okuma ve matematik performansına göre yapılan uluslararası sıralamada ise ülke 34’üncü sıraya kadar düştü.
Raporda en dikkat çekici noktalardan biri ise gelir düzeyine bağlı eğitim farkları oldu. Yoksul ailelerden gelen gençlerin yalnızca yüzde 46’sı temel eğitim becerilerine ulaşabilirken, ekonomik açıdan güçlü ailelerde bu oran yüzde 90’a çıkıyor.
UNICEF uzmanları, Almanya’daki eğitim başarısının artık büyük ölçüde ailelerin ekonomik durumuna bağlı hale geldiğine dikkat çekiyor.
Rapora göre Almanya’da çocuk yoksulluğu uzun yıllardır yüksek seviyelerde seyrediyor. Ülkede çocukların yaklaşık yüzde 15’i yoksulluk sınırında yaşıyor. Avrupa standartlarına göre bir kişi, ortalama gelirin yüzde 60’ından daha azına sahipse yoksul kabul ediliyor.
Araştırma ayrıca gelir dağılımındaki uçurumun büyüdüğünü ortaya koyuyor. Buna göre toplumun en zengin yüzde 20’lik kesimi, en yoksul yüzde 20’ye göre yaklaşık beş kat daha fazla gelire sahip.
Sosyal eşitsizlik yalnızca eğitimde değil, sağlık ve psikolojik durum alanlarında da kendisini gösteriyor.
Araştırmaya göre:
Psikolojik iyi oluş konusunda da benzer bir tablo dikkat çekiyor:
Christian Schneider, sonuçların Almanya için ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bugün çocukların eğitime, sağlık hizmetlerine ve toplumsal yaşama katılımına yatırım yapılmazsa bunun ekonomik ve toplumsal bedeli gelecekte çok daha ağır olacaktır.”
Uzmanlara göre Almanya’nın karşı karşıya olduğu en büyük risklerden biri, eğitim sistemindeki fırsat eşitsizliğinin kalıcı hale gelmesi. Özellikle göçmen kökenli ve düşük gelirli ailelerden gelen çocukların eğitimde geride kalması, uzun vadede iş gücü piyasasını ve sosyal refah sistemini de olumsuz etkileyebilir.
