Sıradanlığın Konforu ve Farklılığın Cazibesi İkilemi

‘’Bana bahşedilen her günümün bir önceki günden farklı olmak zorunluluğu var mıdır?’’ sorusunu sorarak başlamak istiyorum.

VAHİT GÖZ 27 Ekim 2026 YAZARLAR

Biraz düşünüp cevap vermeye başladığımızda ‘neden olmasın, tabi ki de öyle olmalı ya da aynı olması durumunda monotonluk insanı sıkmaz mı gibi’ cevaplar verebileceğinizi hayal ediyorum.
Aslında her sabah hayata gözümüzü açtığımızda sessiz yarışımız başlar. Bir kısmımızın rutini olan işe gitmek, orada benzer işleri yapmak, gidiş ve dönüşte hep aynı yolları veya toplu taşıma araçlarını kullanmak ve nihayetinde gün bitimine doğru evine dönmek ve sonrasında da her akşam yaptığı şeyleri yapıp yatmak olabileceği gibi diğer kısım insanlar için ise güne başladığında yine işine gitme olmasına rağmen hayal kurmak, farklı yolları kullanmak, her gün içtiği çay yerine kahveyi tercih etmek, bugünün dünden farklı ve yeni bir gün olduğunu fark etmek, eve dönerken bir tatlıcıya ya da çiçekçiye uğrayıp bir demet papatya almak ve sonrasında eve geldiğinde sevdiklerine odaklanmak, onları gözlemlemek ve dinlemek daha sonrasında da bir kitap eline alıp 5-10 sayfa okumak şeklinde rutinin dışına çıkmanın hazzını yaşayabilir.

Bu nedenle sıradanlık, çağımızda neredeyse bir suç gibi görülüyor. Hayatı, otomatik pilotta,  sorgulamadan yaşamak bir süre sonra ruhu körelttiği endişesini hissettiriyor olabilir. Peki, farklılık derken tam olarak neyi kastediyoruz acaba? Farklılık; hayatın rutinine karşı direnme, bir başkaldırı ahlakını geliştirme eylemidir.

Tam olarak şunu kastediyoruz: Rutin bir eylemi farklı bir bilinçle yapmak, sıradanlığın içine küçük bir merak tohumu ekebilmektir. Evet her gün işe gidebilirsin, yemek yiyebilirsin ya da aynı kişilerle benzer konuları konuşmak durumunda kendini hissedebilirsin ama duygu ve düşüncelerinde, farklı olabilirsin, bulunduğun ortamdan, mekandan ve hatta ülkenin sınırlarından sıyrılıp hayalen bir yolculuk başlatabilirsin veya iş arkadaşının gömleğinin renginin size hissettirdiği anlamı paylaşabilirsiniz gibi.

Sıradanlık veya Farklılıkta asıl mesele hangisinin doğru olması yerine bunlardaki ‘Dengeyi’  koruyabilmektir. Hayat, bize dikte edilmeye çalışıldığı gibi bir maraton değil, bir mozaiktir. Benzer tonlar daha fazla olsa bile aynılık içinde farklılığı hissettirir.

Psikolojimiz, iki temel güç arasında yer yer çatışma yaşar. Sıradanlıkta, temel faktör konfor alanı oluşturmak yani ‘Güvenlik’ refleksi, farklılıkta ise sıkılmanın önüne geçme eylemi olan ‘Yenilik Arayışıdır.’ Eğer biz monotonluğu merkeze alır ve rutinin dışına çıkmazsak duyguların körelmesi, özgüven sorunu kafesine hapsolabilir ya da zaman zaman dengeli bir şekilde farklı bakıp güzel görme sayesinde bu fanustan çıkabiliriz.

Yeri gelmişken Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed sav’in ‘İki günü aynı (benzer) olan ziyandadır (kayıp, zarar).’ ifadesi tam da bu konuyu ele aldığını bana düşündürdü. Burada, her gün, dün den farklı bir şeyler yapma mecburiyetinden bahsedilmediğini asıl dün bir niyetle, bir farkındalık la yaptığın şeyleri bugün daha farklı, derin, geniş ve anlamlı bir niyetle yapman gerektiğini ifade ettiğini düşünüyor ve anlıyorum.
Sonuç olarak sıradanlık ve farkındalık bana göre birbirinin tamamlayıcıdır. Her bir günün kendinize, etik değerler açısından ve insanlığa faydaları açısından yaşanabilir, anlamlı geçmesi dileğiyle..

ÖNE ÇIKANLAR