“Bizi neden anlamıyorsunuz?”

Bu yazıyı kaleme almadan önce Almanya Dışişleri Bakanlığı’ndan Türkiye’deki iktidarın icraatlarıyla ilgili olarak özetle şu açıklamalar yapıldı: “Demokrasiye müdahalelerde ve tutuklamalarda tehlikeli evreye ulaşıldı.

Ankara her ne kadar ‘Avrupa Birliği üyeliği hedefimiz’ dese ve bu hedefe olan bağlılığını ifadeleriyle gösterse de icraatları aksi yönde ilerliyor. İfade ve medya özgürlüğü olmadan AB hedefi olamaz.

Değerlerimiz arasında yer alan bireysel hak ve özgürlükler, hukukun üstünlüğü, basın hürriyeti ve güçler ayrılığı müzakereye kapalıdır.” İfadeler açık ve net. Sözler Türkiye’de bulunan Alman hükümetinin AB Bakanı ve Dışişleri Bakanlığı Baş müsteşarı Michael Roth’a ait.

Bazı diplomatik çevrelerden gelen bilgilere göre Berlin’i ziyaret eden Türk heyetleri Alman tarafına sıkça “Bizi neden anlamıyorsunuz?” siteminde bulunuyormuş. Neden anlayamayacaklarını sıralamaya çalışayım.

  1. Almanya’da devlet bireysel özgürlükler, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının garantörüdür. Vatandaş hukukun koruması altındadır. Türkiye’de vatandaş mutlak kutsiyet kabul edilen devlete biatla vesayet ve velayet altındadır.
  2. Almanya’da toplum kendi düzenini oluşturur ve aynı toplum kendi çıkarını koruyan varlıktır. Devlet ikincil konumda olduğu için toplumsal kuralar öne çıkar. Türkiye’de parti devleti inşa edenlerin ceberut devlet olgusunda bireylere sınırsız güç tanınmaması öngörülür.
  3. Almanya’da ferdi hürriyet esastır. İnsanların şahsiyeti, ferdi vicdanların müdafaası demokrasiye kudret ve hayat verir. Türkiye’de mesele devlet ise ferdi vicdanlar teferruattır. Kitlelerle bağ kurmanın aracı otoriter siyasettir.
  4. Almanya’da esas olan adalet ve mesuliyet ilkeleri etrafında gelişen hukuk ve siyasi ahlak nizamıdır. Türkiye’de adalet ve hukuk particilik etrafında yeniden şekillendirilerek esaret havası oluşturulmuştur.
  5. Almanya’da AB değerleri temelinde inşa edilen sistemin sağlamlığı demokrasi dışındaki tanımlamaları engeller. Türkiye’de iktidar muhafazakârlığının ‘milliliği’ (kültürü, milliyetçiliği) İslamcı hegemonya içersinde tanımlanır (ayrıca Cumhuriyet’e balans ayarı yapılması da vazifedendir).
  6. Almanya’da demokrasi, merkez ile yerel arasında uyumu sağlayan tutkaldır. Türkiye’de tutkal tanımaz milli merkezin hammaddesi tek merkezden yönetilmesi gereken mutlak güçtür.
  7. Almanya’da hukuk (hızı belirleyen) motor, demokrasi ve bireysel özgürlükler (istikameti gösteren) direksiyondur. Türkiye’de parti ideolojisi motor, İslamcı (Hayrettin Karaman gibilerin) ahlak ve fazilet doktrinleri direksiyondur.

Berlin’de masaya oturan Türk tarafını anlaşılmama krizinden ise ancak ve ancak evrensel demokrasi çıkartabilir. Bilmem anlatabildim mi?

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.