Almanya’da yeni koalisyon anlaşması ve Türkiye

0

Nihayet! Yaşanan zorlu koalisyon sürecini özetleyen en gerçekçi ifade bu olsa gerek. Almanya’da Federal genel seçimler yapılalı dört ayı geçti ve Başbakan Angela Merkel büyük tavizler vermek zorunda kalarak koltuğunu korumayı başardı. Merkel’le yola devam edilecek.

Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU), sadece Bavyera Eyaleti’nde hüküm süren küçük ortağı Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) bugün (7 Şubat 2018) koalisyon kurulması yönünde anlaştı. Daha doğrusu birbirleriyle daha önce ‘nikâhlı’ Büyük koalisyon ortakları ‘tek talakla boşanmışlardı’ yeniden nikâh tazelemeye karar verdiler.

Tabi ki Sosyal Demokrat Parti’nin yaklaşık 460 bin ‘nikâh şahidi’ bu evliliği onaylarsa. Gerçi çoğunluk evet demese bile bu nikâh kıyılır. Çünkü parti üyelerinin vereceği kararın parti için hukuki bir bağlayıcılığı yok.

Gelelim somut verilere. Koalisyon görüşmeleri tam 13 gün sürdü. Ön istişareler 7 gün, çok oturumlu müzakereler 6 günde tamamlandı. Koalisyon anlaşması 177 sayfadan (8 bin 355 satır) oluşuyor.

Üçlü görüşmeler SPD’siz ve dört hafta süreyle Yeşiller Partisi ile Hür Demokrat Parti’yle  (FDP) yapılan ‘Jamaika koalisyonundan’ daha profesyonelce sürdürüldü. Koalisyon anlaşmasına ise şu isim verildi: “Avrupa için yeni bir kalkış. Almanya için yeni bir dinamizm. Ülkemiz için yeni bir birliktelik”. Önemli bir ayrıntı: Önce Avrupa sonra Almanya!

Birleşik Avrupa projesinden ve bunun sağladığı istikrardan en fazla faydalanan ülke elbette ki Avrupa Birliği’nin lokomotifi AB ve dünya ihracat şampiyonu Almanya. 1 Temmuz 2020’de AB Dönem Başkanlığını üstlenecek olan Almanya bu tarihe kadar Berlin-Paris ortaklığını farklı katılımlarla genişletecek.

Büyük koalisyonda dışişleri bakanı olacak Martin Schulz AB Parlamentosu eski başkanı. AB Komisyonu durumdan oldukça memnun. Merkel-Schulz ikilisi AB’ye daha fazla mali kaynak aktarılmasını onayladı.

İngiltere’nin AB’den Brexit kararıyla ayrılacak olmasıyla AB bütçesinde 2021’e kadar 10–12 Milyar Euro açık yaşanacak. Mevcut açığı koalisyon bildirisinde ifade edildiği üzere bütçeye daha fazla aktarım sözü veren Berlin karşılayacak. Komisyon yılda 3–4 Milyar Euro talep ediyor. Rakamlar daha belirlenmedi.

Demokratik Almanya tarihinde en fazla oy alan üçüncü parti sıfatıyla ilk defa Federal Meclise girerek siyasi dengeleri altüst eden Müslüman göçmen karşıtı AfD Partisi yüzünden diğer demokratik partiler kendilerini bir türlü toparlayamadılar.

Halkın korkuları üzerinden popülist söylemler geliştiren bu partinin gücünün kırılması gerekiyordu. Büyük koalisyon ortakları bu nedenle göç/mülteci politikalarını sertleştirme kararı aldılar.

Bazı örnekler: Almanya’ya göç edenlerin sayısı yılda 180–200 bini aşmayacak. Kendi istekleri ile geri dönmek isteyenler teşvik edilecek. Mültecilerin daha önce de kısıtlanan aile birleşimi 31 Temmuz 2018’e kadar dondurulacak. 1 Ağustos’tan itibaren ise ülkeye giriş ayda 1000 kişiyi geçemeyecek. İstisnai durumlar ise sadece geri dönüşü mümkün olmayanlar ve ağır suç işlemeyenler için geçerli olacak.

Yeni hükümetin çıkaracağını taahhüt ettiği “Kalifiye Uzmanlar Göç Yasası” Almanya’ya gelmek isteyen veya mülteci olarak da gelip kendilerine oturum müsaadesi verilen göçmenleri istihdam etmeyi sağlayacak. Yani akademisyen göçmenlere yeni perspektifler sunulacak.

Diğer taraftan Bafög bursuna 1 Milyar, üniversitelere 600 Milyon Euro aktarılacak. Eğitim, bilim araştırmaları ve dijitalleşme alanlarını hükümet 6 Milyar Euro teşvik edecek. İşsizlik sigortası, öğrenci teşvikleri ve gelir düzeyi düşük aileler için de kolaylaştırılacak Kinderzuschlag teşviklerine aktarılacak mali kaynak 46 Milyar Euro olarak belirlendi. Ciddi rakamlar. Çocuk parası ise 25 Euro fazlalaşacak (1 Temmuz 2019’da ayda 10 Euro, 1 Ocak 2021’de ise ayda 15 Euro artacak).

Koalisyon anlaşmasının Türkiye ile ilgili bölümü ise Ankara’ya önemli bir mesaj veriyor. İfadeler şöyle: “Türkiye’de demokrasi, hukuk devleti ve insan haklarıyla ilgili durum uzun zaman önce kötüleşti. Bu nedenle AB üyeliğiyle ilgili müzakere başlıkları kapatmak (tamamlamak) ve yeni başlıklar açmak istemiyoruz.”

Dün (6 Şubat 2018) AB Komisyonu Başkan Yardımcı Federica Mogherini ise şu açıklamada bulunmuştu: “Şunu çok açık söylüyorum. İnsan hakları ve temel haklar tüm Türk vatandaşları için aynı şekilde geçerli olmalıdır.” Gerek Berlin, gerekse Brüksel 26 Mart’ta Bulgaristan’ın Dönem Başkanlığı’nda yapılacak AB-Türkiye Zirvesi öncesi Ankara’ya son mesajlarını verdiler. Nitekim Mart sonunda AB Türkiye raporunu açıklayacak. Türkiye’deki hükümet her ne kadar “AB tam üyeliği için tüm kriterleri yerine getirdik” dese de Avrupa’daki siyasi merkezler Ankara’dan somut adımlar bekliyor.

Türkiye demişken koalisyon anlaşmasında yer alan şu çağrıların da altını çizmekte fayda var: “Tehdit altında olan muhalif gazetecilere, bilim insanlarına, sanatçılara, entelektüellere destek olacağız. Sanat, bilim, basın ve ifade özgürlüğüyle ilgili girişimleri destekliyoruz.” Başbakan Merkel ve muhtemel dışişleri bakanı Schulz’un çağrıları oldukça açık.

Sosyal Demokratlar için koalisyona devam kararının bedeli ağır oldu. Oy oranı yüzde 20’nin altına düştü. Martin Schulz seçim sonrası “Merkel başbakanlığında bir hükümette yer almayacağım.” demişti, geri adım atmak zorunda kaldı.

Koalisyon anlaşmasının basına duyurulduğu gün SPD genel başkanlığından istifa etti, koltuğu sol kanat sözcüsü Bakan Andrea Nahles’e bıraktı. 21 Ocak 2018’de partinin ‘çömezi’ üniversite öğrencisi Gençlik Örgütü Başkanı Kevin Kühnert tarafından küçük düşürüldü, yetmedi büyük direnişle karşılaştı.

Merkel’le koalisyon görüşmesinin oya sunulduğu parti kurultayında sadece yüzde 56,4 (362 kabul) oy alabildi. Kühnert’in yüzde 43,5’lik (279 ret) oy başarısı yılların siyasetçisine siyasetten geri çekilmeyi dahi düşündürdü. Kühnert’in “Yarın dev olabilmek için bugün de cüce olalım ne olacak.” sözü delegeleri ve parti tabanını coşturmuştu.

Schulz yılmayarak yoluna devam etse de yıprandı. Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere Çalışma, Maliye, Aile, Adalet Bakanlıkları gibi önemli mevkileri koparmayı başarsa da yine Merkel’in gölgesinde siyaset yapacak.

Bu kez ise karşısında AfD ve FDP gibi parlamentoya yeni giren iki parti tetikte bekleyecek. Sol Parti (Die Linke) ise solun öncülüğünü yapmaya çalışarak SPD tabanından oy devşirmeye çalışacak. Yeşiller ise yaşadığı travmayı atlatmakla meşgul. Hayatının fırsatını kaçıran Cem Özdemir dışişleri bakanı olamadı, parti başkanlığını da bıraktı. Hülasa Berlin’de siyasi kartlar bir kez daha yeniden karılıyor.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.