Evlilik hayatında uyum ve denge…

Kadın ve erkek herkes bir ömür mutlu olmak ümidiyle evlilik yolculuğuna kendi isteği ile çıkar. Tabii bu yolculuk sırasında aynı evi paylaşmak, çocuk sahibi olmak, çocukların bakımı ve eğitimi, yakın akraba ilişkileri, aile bütçesi ve gelir-gider durumu, sevgi-ilgi gibi duygusal ihtiyaçlar ve daha farklı sorumluluklar yüzünden birçok sorunla karşılaşılır.

Kimi evliliklerde eşler karşılıklı anlayış ve empatiyle bu sorunları kolayca konuşarak ve dinleyerek aşarken, kimi evliliklerde de derin yaralar alır. Böyle olumsuz durumlardan ise eşler çok çocuklar daha çok zarar görür. Halbuki aile içi iletişimde bazı küçük püf noktalarına dikkat ederek hem eşler arası ilişki ve iletişimi taze tutmak, hem de çocuklara mutlu bir aile ortamı sağlamak mümkündür.

Unutmayın! Mutlu ve huzurlu olmak kendi elinizde…

Yeter ki isteyin!

Günlük yoğun stresli yasam evlilik ilişkilerini zorlar. İyi bir evlilik için “SIKINTIYA, ZORLUKLARA KATLANABİLME VE DEĞER BİLME” anahtar kavramlardır. Zaten evliliğin başlangıcında herkesin huzurunda “İYİ GÜNDE KÖTÜ GÜNDE, VARLIKTA YOKLUKTA, SAĞLIKTA HASTALIKTA …” eşimizle beraber yaşayacağımıza söz vermedik mi?

Evlilikte uyumun ve dengenin sağlanabilmesi için eskilerin ifadesiyle; eşler birbirine karşı bazen “Dilsiz-Sağır”, bazen “Kör”, bazen de “Topal” olarak kabul etmelidirler. Eşinizin yaptığı hataları görmeyin, hoşgörülü olun, yaptığı güzelliklere odaklanın ve kötü yönlerini önemsemeyin. Söylediği güzel şeyleri duyun, hoşunuza gitmeyenleri duymayın.

Ona güzel konuşun, aklınıza öfkeyle gelen kötü sözleri yazın, tekrar okuyun ve o kâğıdı yakarak küllerini camdan savurun. İşte o zaman kötüler azalır, iyiler artar, mutluluk büyür çünkü insan neye odaklanırsa onu büyütür…

Unutmayın! Mutlu ve huzurlu bir evlilik iki kişinin kusursuz olmasıyla değil, birbirinin kusurlarını hoş görmesiyle, kusuruyla beraber kabul edebilmesi ile mümkündür.

Genel olarak aile ve evlilik hayatında yaşanan problemler için daha çok kadınların ısrarı üzerine aile ve evlilik danışmanlarından yardım alınmaktadır. Erkekler yardım almada biraz daha isteksiz. Erkek evlilikte yaşanan ilişki ve iletişim problemlerini kendi yetersizlikleri olarak algılıyor ve ‘biz hallederiz’ diyor. Halbuki bedensel sağlık problemlerimiz için nasıl doktor ve uzman desteği alıyorsak; evlilikteki ilişki ve iletişim problemleri için de psikolog, aile ve evlilik danışmanlarından yardım almaya çekinmemeliyiz.

“Mutlu Aile” İçin “Mutlu Birey” Olmak Şart…

Eşinize ve çocuklarınıza hitap tarzınızdan tutun da sabırlı ve dengeli olmanıza kadar pek çok etken aile ve evlilik hayatınızın kalitesini belirliyor. Mutlu bir aile olmak için birey olarak mutlu olmak, mutlu olmaya çalışmak ve aile içindeki herkesin mutlu olması için emek harcaması gerekiyor. Mutluluğun kalıcı olması aile özelliklerine göre farklılık gösterebilir. Çünkü her aile parmak izi gibi özeldir.

İyi Bir “KARI-KOCA” Olmadan, İyi Bir “ANNE-BABA” Olunabilir Mı?

Sevgiyle ve bir ömür sürmesi hayaliyle evlenen birçok kadın ve erkek, bir süre sonra sıradan hale gelen evlilik hayatlarından yakındıklarını görüyoruz. Özellikle de çocuk sahibi olunduktan sonra eşler arasındaki ilişkinin artık sadece anne-baba rolüne bürünmesiyle ilişki, git gide kendi haline bırakılmış monoton bir yaşama yol açabiliyor.

Oysaki anne-babanın evliliğinde mutlu olması çocuğu da doğrudan etkileyen bir durumdur. Bu yüzden ailenin odağında mutluluk yer almalıdır. Evlilikte “anne-baba” ve “karı-koca” rolleri dengede tutulmalı ve her ikisi de kesinlikle ihmal edilmemelidir.

Aile Hayatında Uyum ve Denge İçin…

Mutlu bir aile olmak için bazı basit noktalara dikkat etmek faydalı olacaktır. İşte hem sizin hem de çocuğunuzun mutlu olmasını sağlayacak öneriler…

  • Öncelikle kendi mutluluğunuzu, bedensel ve duygusal ağlığınızı önemsemeniz gerekir. Siz birey olarak mutlu ve sağlıklı olmadıkça ailenizdeki kimseyi mutlu edemezsiniz.
  • Aile içinde kimse birbirine karşı sık sık eleştirel tavır ve davranış takınmamalıdır. Aksine birbirinin olumlu yönlerini görülmeli ve dillendirilmeli. Böylece birbirine karşı daha pozitif bir tavır sergilemeye başlayacaktır.
  • Televizyon, telefon veya bilgisayar başında, olması gerekenden fazla vakit geçirmemeye özen gösterin. Ev içinde zamanınızı çocuklarınız ve eşinizle kaliteli zaman geçirdiğinizde daha olumlu sonuçlar alacağınızı göreceksiniz. Anne ve baba olarak çocuklarınızla hem birlikte hem de ayrı ayrı zaman geçirin. Bu, çocuğunuza kendini değerli hissettirecektir.
  • Anne-baba olmanın yanı sıra kendinizin bir karı-koca/eş olduğunu ve bunun da ayrı bir sorumluluk getirdiğini unutmayın. Bu yüzden sadece eşinizle baş başa geçirebileceğiniz etkinlik ve programlar düzenleyin. Doğum günü ve evlenme yıl dönümü gibi özel günleri unutmayın. Her insan hatırlandığını ve önemsendiğini bilmek ister. Sadece özel günlerde değil sırf içinizden geldiği için eşinize çiçek alın ya da en sevdiği yemeği yapın. Aynı şey çocuğunuz için de geçerli: Ona çok sevdiği bir oyuncağı hediye edebilirsiniz. Bu, aile içi ilişkiyi her daim taze tutacaktır.
  • Birbirinize isimlerinizle birlikte hoş sözlerle ifade etmeniz de doğru bir davranış olacaktır. Bu, karşınızdakinin kendini özel hissedeceği bir davranıştır.
  • Sadece dışarıya çıkarken değil, evin içerisinde de eşler bakımlı olmalı en azından kılık kıyafetinin temizliğine dikkat etmelidir. Kimse eve geldiğinde karşısında pijamalı ve bakımsız birini görmek istemez. Sürekli söylenen bir kadın ve sürekli agresif olan bir erkek sağlıklı iletişimi olumsuz etkiler. Birbirinize karşı her zaman sabırlı ve tahammüllü olun. Herkes güzel göründüğünü duymak ve iltifat işitmek ister. Bu konuda cömert davranın. Eşler birbirine karşı nazik ve kibar olmasını bilmelidir.
  • Size basit gibi görünen bir tartışma çocuğunuzun dünyasında bir kaosa dönüşebilir. Onun yanında tartışmamaya özen gösterin. Aranızda yaşanan sorunlar ne olursa olsun, evlilikte en önemli şey iletişimdir. Unutmayın tartışmak bile bir iletişimdir, ama suskunluk tehlikelidir. Eşinizle olan iletişiminizi asla kesmeyin.
  • Birbirinizin kariyer planlarını ve çabalarını engellemeyin. Eşinizin işinde yükselme hedefini destekleyin. Aynı şey çocuğunuz için de geçerli. Çocuğunuzun hayalleriyle ve ileride seçmek istediği meslekle dalga geçmeyin. Onun hedeflerini önemsediğinizi hissettirin.
  • Empati kurmak, yani birbirinizin duygularını anlayabilmek, onun bakış açısıyla olaylara bakabilmek bir evlilikte olmazsa olmaz bir özelliktir. Empati; evlilikte uyumun ve mutluluğun en önemli koşuludur.
  • Eşlerin her ikisine de bedensel ve duygusal doyum veren cinsellik evliliğin temel taşıdır. Cinsel sorunlar yaşıyorsanız bu sorunu çözüme kavuşturmak için kesinlikle geç kalmayın ve cinsel hayatınızla alakalı soru ya da sorunlarınızla ilgili olarak mutlaka bir uzmandan yardım alın. Evliliklerdeki tartışmalar yatak odasının kapısında son bulmalıdır. Yatak odası sizin özel alanınızdır ve dışarıda olup biten hiçbir olumsuzluk, o özel alana girmemelidir. Cinsellik asla bir ceza olarak kullanmayın. Yatak odasına küs gitmeyin ve cinselliği birbirinize baskı olarak kullanmaya kalkışmayın.
  • Evlilik tek taraflı kararlar alıp, uygulayabileceğiniz bir beraberlik değildir. Önemli kararları mutlaka birlikte almalısınız. Kimi zaman ekonomik sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Bu durumda eşinizi suçlamak ve yargılamak, olabilecek en yanlış davranıştır. Bu dönemi, beraberce atlatılacak bir süreç olarak görmelisiniz.
  • Geçmişte yaşanmış kırgınlıklar, üzüntüler, tartışmalar varsa bırakın geçmişte kalsınlar. O tatsız anları ve olayları bugüne taşımayın, gündemde tutmayın. Yoksa evliliğinizde asla ilerleyemezsiniz.
  • Gerek eşinizi gerekse çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın. Bu, incitici ve kendini yetersiz hissettirici bir davranıştır. Kimse bunu yaşamak istemez.

Kıssada Hisse…

Hayatın Anlamı… Hayatı boyunca mutlu olmadığını fark eden bir adam, artık mutlu olmak istiyorum demiş ve hayatın anlamının ne olduğunu öğrenmek için aramaya koyulmuş. Ne yaptıysa da mutluluğu yakalayamamış.

Kimden yardım istesem diye düşünürken, uzak bir diyarda, zengin bir bilgeyi önermişler. Bu bilge aklı, bilgisi ve malı ile ün salmış birisiymiş. Kim yardımına gelse sorularına cevap verip derdine derman bulmadan geri göndermezmiş.

Bu bilgeden yardım istemeye, “Mutluluğun Sırrı Nedir?” diye sormaya karar vermiş. Uzun bir yolculuktan sonra bilgeyi bulmuş, ancak kapısında derdine derman arayanlardan oluşan çok uzun bir kuyruk varmış. Bilgenin gerçekten sorusuna doğru cevap vereceğine inanmış, beklemeye başlamış.

Sonunda sıra ona da gelmiş ve bilgeye “Mutluluğu Nasıl Yakalarım?” diye sormuş. Bilge bu soruyu cevaplarsa sıradaki diğer insanların beklemekten sıkılacağını düşünmüş, adamlarından bir kaşık istemiş ve içine iki damla yağ damlatmış sonra demiş ki: “Sarayımın her yerini gez ve sonra tekrar gel ama sarayımı gezerken yağı dökmeden bu kaşığı ağzında taşıyacaksın.” Adam sorusuna hemen cevap alamadığı için biraz şaşkın tamam demiş, sarayı gezmiş gelmiş bilge bakmış yağ hala kaşıkta, demiş ki: “Aferin yağı dökmemişsin güzel, peki sarayımın güzelliklerini anlat bakalım, sarayımda neler gördün.”

Adam yağı dökmeyeceğim diye uğraşmaktan pek dikkat edememiş, bir şey diyememiş. Sonra bilge: “Olmadı, yağı dökmeden, kaşığı tekrar ağzında taşı, bu sefer sarayımdaki güzelliklere dikkat et, sonra tekrar gel.”

Adam ne yapalım deyip tekrar kabul etmiş. Her yeri gezmiş, bu sefer sarayın güzelliklerinden çok etkilenmiş. Sonra ağzında kaşıkla gene bilgenin yanına gelmiş.

Bilge sormuş: “Sarayımın güzellikleri gördün mü? Anlat bakalım.” Adam bu sefer hayran kaldığı güzellikleri anlatırken bilge onun sözünü kesmiş ve demiş ki: “Güzel, peki ama yağ nerede?” Adam sarayı hayran hayran dolaşırken yağı tamamen unutmuş, utana sıkıla bilgeye demiş ki: “Şey… yağı dökmüşüm.” Bilge anlamlı bir bakış atmış ve demiş ki: “Mutlu olmak için hayatın bütün güzelliklerini yaşamak, tadını çıkarmak ve hayatın getirdiği sorumluluklara, kaşıktaki yağ gibi sahip çıkmak gerekir.” Adam mutluluğun sırrına ulaştığı için sevinmiş, bilgeye teşekkür etmiş ve bilgenin huzurundan ayrılmış.

Kıssadan Çıkan Hisse… Hayat yaşanırken, iş yerinde başarılı olmak ama hayatın sadece işten ibaret olmadığını bilmek, sevdikleriyle gülüp oynamak vakit geçirmek ama ihtiyaçlarını karşılayabilmek için iş sorumluluğunu ihmal etmemek gerekir. Mutlu insan, farklı güzellik ve sorumluluklar içinde yaşarken, sirklerde elinde birden fazla topu düşürmeden döndüren ve oynayan cambaz gibi hayatta dengeyi kaybetmeyendir…

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

15 − 8 =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.