Bulaşıcı hastalıkların psikolojik etkileri…

Korona virüs nedeniyle okullar tatil edildi, mağazalar kapandı, spor müsabakaları ertelendi, işletmeler faaliyetlerine ara verdi, iş yerleri uzaktan çalışma modeline geçti.

Kısacası virüse karşı alınan önlemler, günlük hayatı baştan aşağı değiştirdi. Böylece herkesin evlerine kapandığı eşine az rastlanır bir süreç başlamış oldu. Bu durum başta çocuklar olmak üzere pek çok insanı etkiledi. Korona virüs tehlikesi sebebiyle alınan önlemlerin hem çocuklar hem de yetişkinler üzerinde bazı psikolojik olumsuz etkileri olabilir.

Korona ve benzeri salgın hastalık riski sadece beden sağlığını korumak yanında özellikle yaşattığı kaygı, korku ve panik nedeniyle ruh sağlığını da korumak gerekiyor. Sık sık yapılan sokağa çıkmayın uyarıları, okulların tatil edilmesi, sokaklarda maskeli ve eldivenli dolaşan insanların olması ve yetişkinlerin yaşadığı telaş ve endişe çocukları da olumsuz etkileyebilir.

Hele bir de aileler çocukları sosyal medya gibi bütün bilgileri doğru olmayan, korkutucu haberlerden koruyamazsa endişeleri daha da artıyor. Bu nedenle çocuklara yaşlarına ve gelişim dönemlerine uygun bilgilendirme yapılması, kendilerini nasıl koruyacaklarının anlatılması, gösterilmesi ve öğretilmesi gerekiyor.

Çocuklara Nasıl Yaklaşmak Gerekiyor? 

Çocuklarla açık ve anlaşılır bir şekilde konuşmak gerekiyor. Ama çocuklar konuşmaya hazır olana değin zorlamamak gerek. Önemli olan onlarla iletişimi açık tutmak, sorularına doğru ve gelişimine uygun cevaplar vermek. Çocuk size her zaman soru sorabileceğini bilmeli. Sorularını alaya almadan dürüstçe cevaplamak gerekir.

Çocuklar, ebeveynleri endişelendikçe daha çok endişelenir. Dolayısıyla ebeveynlerin öncelikle kendi endişeleriyle başa çıkmalarını bilmeleri gerekir. Eğer çok endişe yaşıyorlarsa bile çocuklara bunu yansıtmamaya çalışmalılar. Kendi endişeleriyle başa çıkamıyorlarsa o zaman çocukla başka biri konuşabilir. Çocukları öncelikle dinleyin.

Böylece ne bildiklerini, neyi merak ettiklerini ve neden korktuklarını öğrenebilirsiniz. Böylece ona faydalı cevaplar verebilirsiniz. Kesinlikle korkutucu davranışlar ve konuşmalar yapmayın.

Temizlik Konusunda Titiz Davranmak Nasıl Bir Etki Yapabilir? 

Temizlik konusunda aşırı titizlik göstermek, kurallara daha çok uyar diye çocukları korkutmak başka sorunlara yol açabilir. Temizlik, çocuklara öğretilmesi gereken temel becerilerden biridir. El yıkamanın önemini, nasıl yıkaması gerektiğini, öksürürken nasıl ağızlarını kapayacaklarını anlatın, gösterin ve öğretin. Abartarak anlatır ve öğretmeye çalışırsanız çocukta “temizlik takıntı” haline gelebilir.

Çocuklara Nasıl Anlatılmalı?

Belirsizlikler kaygı, korku ve endişeyi arttırır. Çocuklarınızın yaşamını abartılı şekilde kısıtlamayın. Rutini yaşama bu süreçte önemlidir. Kurallara uyun ve kalabalık yerlerden uzak durun ama çocuklarla kaliteli zaman geçirmeyi ihmal etmeyin. Unutmayın güven korku, kaygı ve endişeyi azaltır.

Çocuklarla iletişiminizi, onları dinlemeyi sürdürün. Her sorunun cevabını bilemeyebilirsiniz. Ama öğrendikçe onunla paylaşacağınızı ve kendi soruları olursa size sorabileceğini bilmesi önemlidir.

Çocuklarla Evde Ne Yapılabilir?

Unutmayın okulların kapanması çocuklar için zorunlu bir tatildir. Bundan amaç gezmek, dışarıda eğlenmek değil, korunmaktır. Yani çocukları kalabalık ve toplu halde olunan yerlere giderseniz virüs bulaşma ve yayılma riskini arttırırsınız. Bu süreç çocuklarla birlikte tatile gitme zamanı değil. Aksine tüm dünya dolaşımı kısıtlıyor ve buna uymak gerekiyor.

Evde çocuklarla iyi zaman geçirmek için birlikte oyunlar oynamak, kitap okumak gibi aktiviteler yapılabilir. Çocukların bu süreci yanlış alışkanlıkların artmasına, hatalı bilgilere ulaşmalarına neden olacak teknolojik aletlerle geçirmeleri doğru değildir. Çocukları sosyal medyadan ve ölümlerin, karantinanın anlatıldığı korkutucu programlardan uzak tutun.

Birlikte gerçek ve doğru olan bilgileri nasıl takip edeceğinizi bulun. Özellikle zaten kaygılı olan, takıntıları olan çocuklar daha çok etkilenebilir. Bu durumda mutlaka uzmanında psikolojik yardım almak gerekir.

Yetişkinler Kendileri İçin Ne Yapmalı? 

Korona virüs için tüm dünyada bir panik ve korku var. Yeni ve bilinmeyenden korkmak normaldir. Sürekli bildirilen sayılar, yalan yanlış bilgilendirmeler bu kaygı ve korkuyu artırıyor. Hastalığın yeni olması, hakkındaki bilgilerin bilim adamları tarafından yavaş yavaş ortaya çıkarılıyor olması korku ve paniğin temel nedenidir.

Virüsün bilinen bir aşısı ve tedavisi henüz yok. Tüm bunlar korkunun anlaşılır nedeni olabilir. Ama tüm bunlara rağmen dünyada şu anda yaşanan korku ve panik hastalığın süreci ile orantısız ve çok fazladır.

Yeni Beceriler Öğrenmek İçin Fırsat Olabilir

Vaka sayısı artışının devam etmesi halinde olası sokağa çıkma yasağının olması durumda evde zorunlu olarak kalıyor olmak insanları ayrıca zorlayacaktır. Normal zamanlarda evde kalmakta zorlanmayan bireyler bile, böyle bir zorunluluk karşısında zorlanabilirler.

Bu tür durumlarda yapabileceğimiz en önemli şey bizi meşgul edecek bir şeyler bulmak ve bunlarla uğraşmaktır. Bu çok önemli bir krizle baş etme stratejisidir. Boş durdukça daha çok anksiyete-kaygı ve duygusal sıkıntı yaşarız. Bu anlamda hoşumuza giden herhangi bir etkinlikle meşgul olabiliriz. Ev içinde halletmemiz gereken işler varsa onlarla meşgul olabiliriz. Yeni bir beceri öğrenebiliriz, çünkü öğrenme zordur, ciddi bir odaklanma ve süreç ister. Bu da zihnimizi bizi kaygılandıran konulardan uzaklaştırır.

Korkunun sizi değil, sizin korkuyu yönetmeniz gerekir. Bunun için normal yaşamı sürdürmek önemlidir. Evde yapılması gereken rutinler yapılmalı. Bu zamanı hem kendimiz, eşimiz ve çocuklarımız adına iyi değerlendirmeye çalışılmalı. Bu dönemde ev içinde yapılacak fiziksel egzersizler hem sağlığı korumak hem de stresi kontrol etmek için önemlidir.

Korku Yenebilmek İçin Tedbirlere Uyun ve Evde Kalın…

Bu korkuyu gereksiz artıran şeylerden uzak durun. Korku bilgi ve tedbir ile azalır. Bu nedenle medyada, sosyal medyada konu ile ilgisiz, uzmanlığı olmayan ve sürekli konuşan kişilerden uzak durulmalı. Çünkü endişe ve korku bilgileri olduğundan da kötü algılamaya neden olur.

Virüs ile ilgili haberlere, sosyal medyaya bakma sürelerinizi kısıtlayın. Önceden anksiyete-kaygı bozukluğu, obsesif kompülsif bozukluk, temizlik takıntısı gibi sorunu olanlar için çok daha sıkıntılı bir süreç olabilir. Gerekirse uzmanından psikolojik destek almaları gerekebilir.

Aşırı tepki vermeden, uygun tedbirlerle yaşamınızı sürdürün. Virüsten korunmak bizim ve diğer insanların elinde. Kendimiz üstümüze düşeni yapalım, onları uyaralım. Virüs ve salgın bizi değil, biz onu kontrol edelim.

İnsanlar arasına fiziki mesafe koymak önemli olmakla birlikte bu süreci her bakımda zararsız atlatmak için sosyal ilişki ve iletişim kurmak yararlıdır. Ailenizi, arkadaşlarınızı arayın, sevincinizi ve üzüntünüzü paylaşın, onlarla görüntülü ya da sesli görüşerek ilişkide ve iletişim içinde olun.

En riskli grup olan yaşlıları yardımcı olmak ve korumak için sık sık çoluk çocuk yanlarına gidilmemeli. Ama onları terk de etmeyelim. Arayalım, hatırlarını soralım, ihtiyaçlarını giderelim.

Sokağa çıkmalarına engel olmalıyız. Yaşlıları korumanın yolu, kendinizi korumaktan geçiyor unutmayın. Siz sağlığınızı korursanız, kurallara uyarsanız virüsün yayılmasını engelleyebilirsiniz. Böylece yaşlılarımızı da korumamız mümkün. Genç olmak koruyucu değil. Hastalığa direnç gençlerde fazla olsa da bulaştırma ve başkalarını hasta etme riski var. O nedenle bu sorumluluğu almalı ve kendilerini koruyarak büyüklerinin korunmasına yardımcı olmalılar.

Morali Yüksek Tutmak Çok Önemli…

Küresel çapta bir salgınla karşı karşıyayız ve insanlık olarak zor günler geçiriyoruz. Henüz çok büyük çapta kitlesel can kayıpları olmasa da bunun olabilme ihtimali insanlarımızı çok kaygılandırıyor.

Bu süreçte moralimizi yüksek tutmamız ve duygusal anlamda sağlıklı kalabilmemiz oldukça önemlidir. Çünkü mutsuz, umutsuz, aşırı stresli olmamız uzun vadede hem bağışıklık sistemimizi hem de ruh sağlığımızı olumsuz etkileyecektir.

Bilimsel pek çok araştırma uzun süreli stres ve mutsuzluğun bağışıklık sistemimiz için son derece yıkıcı olduğunu ortaya koymuştur. Bundan dolayı gerekli önlemleri aldıktan sonra umudumuzu, sabrımızı ve iyimserliğimizi kaybetmeden beklemeliyiz.

Umutlu olmak bizi dinç, diri ve aktif tutar. Umut doğamızda bulunan yalnızlık, sıkıntı, acı gibi zor durumlarla başa çıkmada en değerli kaynaklarımızdandır. Umuda, iyimserlik, coşku, azim ve inanç eşlik eder.

Umutlu kişilerin kendilerini motive edebilme, hedefe ulaşma konusunda yeterli becerilere sahip olduklarını hissetme, köşeye sıkıştıklarında kendilerini daha iyi günlerin geleceği tesellisiyle yatıştırabilme, hedeflerine ulaşmak için değişik yollar bulma esnekliği gösterebilir. Çaresizlik ve imkansızlığı gördüklerinde hedef değiştirebilme ve zor bir işi küçük parçalara bölerek çözüm üretme gibi özellikleri vardır.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

7 + thirteen =