Gece geç saatlerde uykudan uyandıracak kadar artan kaşıntı en önemli belirtilerden biri. İlk muayenede hemen tanı konulamayacağını belirten Dermatoloji Uzmanı; her 30-40 yılda bir pik yapma sıklığı olan uyuz hastalığının pik döneminin bu aralar olduğunu söyleyerek çarpıcı uyarılarda bulundu.
Dermatoloji (Cildiye) Uzm. Dr. Enkhjargal (Egi) Losol, uyuz hastalığı artışının sebepleri, tanı koyma aşaması ve tedavi süreçleri hakkında açıklamalarda bulundu.
Uyuz hastalığının insanlık tarihinde neredeyse 2500 yıldır insanların hayatlarını olumsuz etkileyen ve en sık görülen ektoparaziter hastalıklardan biri olduğunu belirten Uzm. Dr. Losol, “Uyuz oldukça ciddi bir toplum sağlığı sorunudur. Uyuzun yayılmasını hızlandıran nedenler arasında kalabalık yaşantı, primer olguların zamanında tedavi edilememesi ve halkın bu konuda yeterince bilgiye sahip olmaması sayılabilir. Sıklıkla doğal afetler, savaşlar, ekonomik krizler ve mülteci kampları gibi kalabalık yaşamın olduğu yerlerde salgınlar şeklinde başlamaktadır” dedi.
Dünya çapında ilgili ülkelerin sosyo-ekonomik durumlarından bağımsız olarak herhangi bir zamanda enfekte olan kişi sayısının 200 milyonun üzerinde olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Losol, “Bu yüzden etkilenen bireylerde ve sağlık sistemi üzerinde ciddi ekonomik yük oluşturmaktadır. Tarihe baktığımızda her 30-40 yılda bir pik yapma sıklığı olan bu enfeksiyon hastalıkların pik döneminin bu aralar olması ve son yıllarda bütün dünya genelinde artışa neden olduğu için bu hastalıkla ilgili farkındalığın artması önemlidir” diye konuştu.
“BAZI KİŞİLERDE HİÇ BELİRTİ VERMEYEBİLİR”
İlk defa bu hastalığa yakalanmış bir kişide konağın bağışıklık durumuna göre ilk belirtilerin ortaya çıkma süresinin 2-6 hafta kadar sürebilirken, tekrarlayan hastalıklarda ise bu sürenin 24-48 saat sonra görülebileceğini belirten Uzm. Dr. Losol, “Bazı kişiler uyuzla enfekte olup ama belirti göstermeden günlük hayatlarına devam edebilirler. Bu bireylere taşıyıcı denilmektedir” şeklinde konuştu.
Uyuzun belirtilerinin klasik olarak geceleri artan, sıcak banyo ve duş sonrası şiddetlenen kaşıntılar şeklinde olduğunu aktaran Uzm. Dr. Losol, şunları söyledi:
“Fiziksel tipik bulgular ortaya çıkmadan önce de belirtiler görülebileceğini unutmamalıyız. Tipik tutulum yerleri eller, parmak aralarındaki ağ bölgesi, el bileklerinin iç yüzleri, koltuk altları, kulak arkaları, bel, karın çevresi, kalçalar, ayak bilekleri çevresi ve ayak tabanlarıdır. Erkeklerde genital bölge skrotum, penis ucu sık tutulurken, kadınlarda meme başı areola bölgesi ve genital bölgeler daha sık tutulmaktadır. Bebeklerde, yaşlılarda ve immun sistemi zayıf hastalarda ise kafa derisi, yüz, yanaklar dâhil tüm deri yüzeyi tutulabilmektedir”
