Şeker gerçekten söylendiği kadar zararlı mı? Bilim ne diyor?

Şeker gerçekten söylendiği kadar zararlı mı? Bilim ne diyor?

Şeker, uzun yıllardır sağlıksız beslenmenin en büyük sembollerinden biri olarak gösteriliyor.

PANORAMA - NEWS 25 Temmuz 2026 TOPLUM-SAĞLIK

Kanseri tetiklediği, vücutta iltihabı artırdığı, bağımlılık yaptığı ve birçok kronik hastalığın temel nedeni olduğu yönündeki iddialar sıkça gündeme geliyor. Peki bu iddiaların ne kadarı bilimsel gerçeklere dayanıyor?

Beslenme uzmanları, şekerle ilgili yaygın inanışları bilimsel veriler ışığında değerlendirerek, şekerin tamamen “zehir” olarak görülmesinin doğru olmadığını, asıl sorunun tüketim miktarı ve beslenme alışkanlıkları olduğunu vurguluyor.

Şeker tek başına zehir değil

Uzmanlara göre insan vücudu glikoz olmadan yaşayamaz. Glikoz, beyin başta olmak üzere birçok organ için temel enerji kaynağıdır. Meyve, süt ürünleri ve tahıllar gibi doğal besinlerde bulunan şekerler, lif, vitamin ve minerallerle birlikte tüketildiği için sağlık açısından rafine şekere göre çok daha avantajlı kabul ediliyor.

Sorunun kaynağı ise özellikle işlenmiş gıdalara eklenen rafine şekerler.

Gazlı içecekler, hazır tatlılar, paketli atıştırmalıklar ve birçok işlenmiş ürün, fark edilmeden yüksek miktarda ilave şeker içeriyor. Düzenli ve fazla miktarda tüketildiğinde bu durum fazla kalori alımına, kilo artışına ve metabolik sorunlara yol açabiliyor.

Şeker kanser yapıyor mu?

Kamuoyunda en sık dile getirilen iddialardan biri de “şeker kanseri besler” söylemi.

Martin Smollich’e göre bu ifade eksik ve yanıltıcı. Kanser hücreleri glikoz kullanıyor olsa da, sağlıklı hücreler de enerji üretmek için aynı şekilde glikoza ihtiyaç duyuyor. Bugüne kadar yapılan bilimsel araştırmalar, tek başına şeker tüketiminin doğrudan kansere neden olduğunu gösteren güçlü kanıtlar ortaya koymuş değil.

Ancak uzun süre yüksek şeker tüketiminin obezite riskini artırması, obezitenin de bazı kanser türleri için önemli bir risk faktörü olması nedeniyle dolaylı bir ilişki bulunuyor.

Şeker iltihabı artırıyor mu?

Yüksek miktarda şeker tüketiminin vücutta iltihaplanmayı artırabileceğine ilişkin çalışmalar bulunuyor. Ancak uzmanlar burada da asıl sorunun tek başına şeker değil, genel yaşam tarzı olduğunu belirtiyor.

İşlenmiş gıdaların yoğun tüketildiği, fiziksel aktivitenin düşük olduğu ve fazla kilonun bulunduğu yaşam biçimi kronik inflamasyon riskini artırıyor.

Dengeli beslenen ve ölçülü miktarda şeker tüketen kişilerde aynı etkinin görüldüğüne dair güçlü bilimsel kanıt bulunmuyor.

Şeker bağımlılık yapıyor mu?

Şekerin bağımlılık yaptığı yönündeki tartışmalar da uzun süredir devam ediyor.

Bazı deneysel çalışmalar, şeker tüketiminin beyindeki ödül mekanizmasını harekete geçirdiğini gösteriyor. Ancak uzmanlar bunun uyuşturucu veya nikotin bağımlılığıyla aynı düzeyde değerlendirilemeyeceğini ifade ediyor.

Tatlı yiyecekler psikolojik olarak güçlü bir istek oluşturabilse de, bilim dünyasında şeker bağımlılığı henüz klinik anlamda bağımsız bir hastalık olarak kabul edilmiyor.

Dünya Sağlık Örgütü ne öneriyor?

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), günlük ilave şeker tüketiminin toplam günlük enerjinin yüzde 10’unu geçmemesini tavsiye ediyor.

Daha fazla sağlık yararı sağlanabilmesi için bu oranın yüzde 5’in altına indirilmesi öneriliyor.

Bu miktar ortalama bir yetişkin için yaklaşık 25 gram, yani 6 çay kaşığı ilave şekere karşılık geliyor.

Gizli şekere dikkat

Uzmanlar, tüketicilerin yalnızca tatlılara değil, “gizli şeker” içeren ürünlere de dikkat etmesi gerektiğini belirtiyor.

Özellikle şu ürünlerde beklenenden fazla ilave şeker bulunabiliyor:

  • Meyveli yoğurtlar
  • Kahvaltılık gevrekler
  • Ketçap ve çeşitli soslar
  • Hazır meyve suları
  • Enerji içecekleri
  • Paketli ekmekler
  • Hazır çorbalar
  • Atıştırmalık barlar

Bu nedenle ürün etiketlerinin okunması ve “ilave şeker” miktarının kontrol edilmesi büyük önem taşıyor.

Uzmanlardan dengeli beslenme uyarısı

Martin Smollich, şeker konusunda aşırı korku oluşturmanın doğru olmadığını belirterek, sağlıklı beslenmede temel hedefin tek bir besini tamamen yasaklamak değil, genel beslenme kalitesini artırmak olduğunu ifade ediyor.

Sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller ve kaliteli protein kaynaklarının ağırlıklı olduğu dengeli bir beslenme modeli, zaman zaman tüketilen tatlılardan çok daha belirleyici bir sağlık faktörü olarak görülüyor.

Sonuç

Bilimsel verilere göre şeker ne tamamen masum ne de tek başına birçok hastalığın sorumlusu. Asıl risk, uzun süre yüksek miktarda ilave şeker tüketimi ve buna eşlik eden sağlıksız yaşam tarzından kaynaklanıyor.

Uzmanlar, şekeri tamamen hayatımızdan çıkarmak yerine, işlenmiş gıdaları azaltan, doğal besinleri tercih eden ve dengeli beslenmeyi temel alan bir yaklaşımın uzun vadede en doğru strateji olduğuna dikkat çekiyor.