HABER MERKEZİ – Ahmet Ali Paşa 1841 yılında Üsküdar’da doğmuştur. Babası Ali Efendi’dir. Beş yaşında Üsküdar’da bir okula başlamış ve dokuz yıl süren bu ilk tahsil devresinden sonra sınavla Tıbbiye Mektebi’ne girmiştir.

Tıbbiyeden Harbiyeye geçti

1855 yılında girdiği Tıbbiye Mektebi’nden 1856’da Harbiye’ye geçen Şeker Ahmet Âli Paşa, 1859’da mülazım olarak mezun oldu. Resimdeki başarısı nedeniyle 18 yaşında iken okulun resim öğretmen yardımcılığına tayin edildi.
1864’te, Sultan Abdülaziz Dönemi’nde Paris’e Mekteb-i Osmanî’ye gönderildi. 1864 – 1871 yılları arasında Paris’te yaşayan Şeker Ahmed Paşa, Gustave Boulanger’yle ve École des Beaux-Arts’ın sınavını kazanarak Jean Leon-Gérôme’la çalıştı.

Padişahın takdirini kazandı

1867 Uluslararası Paris Sergisi nedeniyle Osmanlı Pavyonu’nun güzel sanatlar bölümünde sergilediği Sultan Abdülaziz’in karakalem portresi Padişah tarafından da görülmüş ve takdir edildi. 1869 ve 1870 yıllarında Paris’te açılan resim salonlarında sergilediği eserleri beğenilen genç sanatçının oradaki eğitimini tamamlandığı kabul edilmiş ve bir mükafat olarak üç ay da Roma’da çalışması uygun görülmüştür.

İlk Türk resim sergisini açtı

1871 yılında yurda döndükten sonra yüzbaşı rütbesi ile Mekteb-i Tıbbiye’de resim öğretmeni olarak çalışmaya başlar. Bayezid, Zeyrek Kapudan İbrahim Paşa Mekâtib-i Rüştiyesi’nde ve Sultanahmed Sanayi Mektebi’nde öğretmenlik yaptı. 27 Nisan 1873’te bu okulda, katılımlı ilk Türk Resim Sergisi’ni açtı. Gayretleri sonucunda rütbesi kıdemli yüzbaşılığa yükseltilmiş ve Sultan Abdülaziz’in yaverliğine getirilmiştir. Ahmet Ali Paşa’nın saraya girmesi Avrupa’nın tanınmış ressamlarından eserler alınmasını da sağladı.

60 nişan ve madalya aldı

Sanayi-i Nefise Mektebi kurulması için büyük çaba gösterdi. 1 Temmuz 1875’te Çemberlitaş’taki Darulfünun binasında ikinci sergiyi açtı. 1877’de Petit Champs Belediye Tiyatrosunda büyük bir sergi daha gerçekleştirdi. 1881’de açılan ikinci Elifba (Club l’ABC) Sergisi’ne katıldı. 1884’te Mirliva (Tuğgeneral), 1890’da Ferik (Tümgeneral) rütbesine kadar yükseldi 1895’te Saray Yabancı Konuklar Teşrifatçılığı’na (Müsafirîn-i Ecnebbiye) getirilmiş ve ölümüne kadar bu görevi sürdürdü.

Aldığı toplam 60 adet nişan ve madalyanın 48’i yabancı ülkeler tarafından verildi. Paris’te bulunduğu sürede, neo-klasik üslubu benimseyen Boulanger ve Gérôme gibi Oryantalist sanatçıların atölyelerinde çalışmış olmasına karşın, yaklaşık 1830-1870 yılları arasında etkin olmuş Barbizon Okulu sanatçılarına ilgi duymuş, hatta “Fontainebleau’dan Bir Köşe” adlı bir resim de yaptı.

“Şeker” adını kim verdi?

Asıl adı Ahmet Ali olan sanatçıya “Şeker” lakabı, Tıbbiye Mektebi‘nde resim öğretmeni iken sergilediği naif tavırları nedeniyle çevresi tarafından verildi.
İstanbul Mercan’da bulunan konağındaki atölyesinde natürmort çalışmalar yapmaya başlayan Şeker Ahmet Paşa’nın
“Ormanda Oduncu” tablosu, İngiliz yazar ve sanat eleştirmeni John Berger’in, “Daha bakar bakmaz beni ilgilendirmeye ve aklımı kurcalamaya başladı bu resim. Aslında, bilmediğim bir ressamı tanımama yol açması değil, resmin kendisiydi bu ilginin kaynağı.” sözleriyle büyük takdir kazanmıştır.Bu resim bugün İstanbul Resim Heykel Müzesi’nde sergileniyor

Louvre Müzesi’nde resmi kabul edildi

Şeker Ahmet Paşa’nın Abdülaziz ile diyaloğu da ilginç. Abdülaziz, Avrupa gezisi sırasında Şeker Ahmet Paşa’nın Paris’teki resimlerini gördükten sonra Ahmet Paşa’yı farklı sergilerden resim seçip almakla görevlendirdi.
Şeker Ahmet Paşa, Louvre Müzesi’ne hayatta iken resmi kabul edilen ilk Türk ressam oldu.Resimlerinin önemli bir bölümü; Milli Saraylar Resim Müzesi, İstanbul ve Ankara Resim Heykel Müzeleri ile Sakıp Sabancı Müzesi’nde sergilenen Şeker Ahmet Paşa, 5 Mayıs 1907’de vefat etti.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

16 − fourteen =