Kahramanmaraş'ta saldırının ardından okula ulaşan bir öğretmen, yaşananları “kıyamet alanı” sözleriyle tarif etti. Öte yandan saldırganın bir öğretmeni de saldırının faili olan 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli’yi anlatırken çarpıcı ifadeler kullandı.
Kahramanmaraş’ta bir okulda meydana gelen silahlı saldırının ardından olay yerine giden bir öğretmen, yaşananlara ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Sol’da yer alan habere göre Eğitim-İş üyesi öğretmen, saldırının hemen sonrasında okula ulaştıklarını ve karşılaştıkları manzaranın ağır olduğunu söyledi.
Şanlıurfa’da bir lisede yaşanan saldırıyı protesto etmek amacıyla o gün eylem yaptıklarını belirten öğretmen, eylem sonrası bir meslektaşlarının kendilerini arayarak yardım istediğini ifade etti. Yaşanan süreci şu sözlerle anlattı:
“Sendikamızla eylemi yaptık. Tam toplandık, araca bineceğiz, üyemiz, bir öğretmenimiz aradı. ‘Koşun yetişin. Çocuklarımız öldürülüyor. Kurtaramıyorum’ dedi. Biz gittik. İnanılmaz sayıda ambulans geldi. Saldırganın iki sınıfı taradığını, durup dinlenip saldırdığını, rahat bir şekilde şarjör çıkarıp takıp taramaya devam ettiğini biliyoruz.”
Meslektaşlarının büyük bir üzüntü içinde olduğunu dile getiren öğretmen, yaşanan travmanın boyutuna dikkat çekerek, “Çocukları kurtaramadım diye dizlerini dövüyorlar. Burası kıyamet alanı yani” ifadelerini kullandı.
Şanlıurfa’daki eylem sırasında da okul güvenliğine dikkat çektiklerini vurgulayan öğretmen, yaşananların bu taleplerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bugün bizim eylemimiz şuydu; biz okula güvenlik istiyoruz. Bir çocuk nasıl elini kolunu sallayıp öyle bir silahla birden fazla silahla o okula gidebiliyor? Biz tam da bugün bunun eylemini yaptık biliyor musunuz? Bağıra çağıra…”
Kahramanmaraş’ta 9 kişinin hayatını kaybettiği saldırının faili olan 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli’yi öğretmeni anlattı. Gülseven Özkan’ın haberine göre Öğretmen şu ifadeleri kullandı;
“Sınıf içinde var olsa da zihinsel olarak dersten kopuktu. Sınıfa hep gelen bir çocuktu ama derste çok farklıydı. Çocuklar ders dinlerken o dinlemezdi. Kafasını sıraya koyardı. Bazen önünde defter olurdu, saatlerce bir şeyler yazar çizerdi, karalardı. En belirgin özelliği buydu. Teneffüslerde kimseyle konuşmaz, hep yalnız dolaşırdı. Kavga ettiğini görmedim, içine kapanık ve anlaşılması zor bir çocuktu.”
