Merz hükümeti eriyor, aşırı sağcı AfD zirveye yerleşiyor

Merz hükümeti eriyor, aşırı sağcı AfD zirveye yerleşiyor

Almanya'da Başbakan Friedrich Merz'in bir yılını dolduran koalisyon hükümetine seçmen desteği erirken, aşırı sağcı AfD Almanya'nın en güçlü partisi haline geldi. Merz'in hesabı neden tutmadı?

PANORAMA-NEWS 06 Mayıs 2026 GÜNDEM

Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisinin lideri Başbakan Friedrich Merz, bir yıl önce göreve iddialı başlamıştı.

Merz, 6 Mayıs 2025 tarihinde başbakanlığı üstlenirken, “ülkeyi iyi yöneterek” siyasi merkezi yeniden güçlendireceğini söylemiş, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisini de zayıflatmayı vadetmişti.

Ancak 2025 seçimlerinde yüzde 20,8 oy oranıyla ikinci parti olan AfD, son seçim anketlerine göre oy oranını yüzde 28’e çıkarmayı başararak Almanya’nın en güçlü siyasi partisi konumuna geldi.

Başbakan Merz’in siyasi hesapları şimdilik tutmamış görünüyor. Aşırı sağcı AfD zirveye tırmanırken, Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri ile Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) oluşan koalisyon hükümetine seçmen desteği gün geçtikçe eriyor.

Koalisyon ortakları arasındaki gerilimler öne çıkıyor
İktidardaki bir yılını dolduran koalisyon ortakları, açıklamalarında gerçekleştirdikleri reformları, kaydettikleri başarıları gündeme taşımaya çalışıyor.

Ama koalisyon hükümetini oluşturan partilerin siyasi kulislerinde moral bozukluğu hakim. Hükümet ortakları, gerileyen seçmen desteği gündeme getirildiğinde bundan birbirini sorumlu tutuyor.

Koalisyon hükümetinde yaşanan gerilimler, Alman basınında “Merz hükümeti görev süresi dolmadan dağılacak” yorumlarının yer almasına yol açıyor.

Başbakan Merz, Pazar günü ARD’de yayınlanan röportajda, hükümete azalan desteğin farkında olduğunu söyledi.

“Şüpheler artıyor. Ama bu benimle ilgili değil, koalisyon hükümetiyle ilgili” diyen Merz, eleştiri oklarını koalisyon ortağı SPD’ye yöneltti. Başbakan, SPD’nin tıpkı kendileri gibi uzlaşmacı tavır sergilemesi gerektiğini söyleyerek, “Şimdiye kadar, SPD ile ilişkilerimde de dahil olmak üzere, oldukça sabırlı davrandım. Ancak SPD’nin de şunu bilmesi gerekir: Uzlaşmalar tek yönlü bir yol değildir” diye konuştu.

SPD’liler ise eleştirileri geri çeviriyor, zaten uzlaşmacı tavır sergilediklerini, bu sayede askerlik, göç ve iltica ile sağlık politikalarında adımlar atılabildiğini savunuyor.

“Merz iç politikada beklentilerin gerisinde kaldı”
Peki o zaman hem Merz’e hem de hükümete seçmen desteği neden eriyor? AfD, bir yıl gibi kısa bir sürede neden Almanya’nın birinci partisi konumuna gelebildi?

Ruhr Üniversitesi’nden siyaset bilimci Oliver Lembcke, Merz’in dış politikada başarı olarak nitelendirilebilecek adımlar attığını söylemekle birlikte, aynı çizgiyi iç siyasette sergileyemediği görüşünde.

Lembcke, “Merz iç politikada ve özellikle liderlik konusunda beklentilerin gerisinde kaldı” diyor.

Başbakan Merz, dış politikaya atfettiği önemi iç siyasette sergilememekle eleştiriliyor.

Avrupa’nın en büyük ekonomisi zorda. İran savaşı nedeniyle artan enerji fiyatları, sanayideki istihdam kaybı, Merz hükümetinin karşı karşıya kaldığı sınamaları artırıyor, koalisyon ortakları arasındaki görüş ayrılıkları reformların gecikmesine yol açıyor.

Alman halkının, ülkenin geleceği ile ilgili kaygıları artarken AfD’nin dünyayı sarsan savaş ve krizlerle ilgili söylemleri, ülkede korku ve endişenin hakim olduğu bir siyasi iklime yol açıyor.

Merz’in CDU’su artık anketlerde yüzde 25’in altına düşmüş,SPD de yüzde 15’in altına gerilemiş durumda.

Chemnitz Üniversitesi’nden siyaset bilimci Benjamin Höhne, Almanya’da siyasetin köklü bir değişime sahne olduğunu, seçmenlerin oy verme davranışlarına dikkat çekerek açıklıyor.

CDU, CSU ve SPD’nin sadık seçmen kitlelerini kaybetmekte olduğuna, buna karşın AfD’nin, kendisine sadık seçmenlerin sayısını giderek arttırdığına işaret eden Höhne, “AfD’ye, güncel olaylardan ya da lider kadrolardan bağımsız olarak sadık kalan bir seçmen kitlesi görüyoruz” diyor.

Yani bir tepki hareketi olarak kurulan AfD, Almanya genelinde oylarını artırarak kök salıyor, üstelik genişleyen seçmen kitlesi, aşırı sağcı partinin özgüvenini de artırıyor.

AfD’nin Federal Meclis’teki Grup Başkanı Bernd Baumann, Merz hükümetinin birinci yılı vesilesiyle yaptığı açıklamada “Tımarhaneye dönüşmüş bu koalisyon hükümeti artık kurtarılamaz durumda” dedi. Baumann, Merz’in AfD’nin seçmenlerini geri kazanmayı başaramayacağını söylerken, “Aksine, AfD’ye seçmen kaybetmeye devam edecek, çünkü beceriksiz hükümetler sandıkta cezalandırılır” diye konuştu.

Merz yanıldı mı?
Merz, başbakanlığı üstlenirken iki varsayımla yola çıkmıştı. Sert bir göç politikası ile AfD’nin rüzgarını keseceğine, güçlü bir reform çizgisiyle de merkez partilerinin “iş yapabildiğini” göstereceğine inanan Friedrich Merz, böylelikle AfD’nin oy oranlarının azalacağını düşünmüştü.

Sert göç politikaları gerçekten de Almanya’ya gelen düzensiz göçmen sayısının azalmasına yol açtı ve Merz bunun bir başarı olduğunu savunuyor. Peki bu neden seçim anketlerine yansımıyor?

Mannheim Üniversitesi’nden Marc Debus, bunun şaşırtıcı olmadığını şu sözlerle aktarıyor:

“Siyaset bilimi çalışmaları şunu gösteriyor: Göç konusunu gündemin merkezine taşımak ve sağ popülist partilerin pozisyonlarına yaklaşmak ya da onların söylemlerini benimsemek, çoğu zaman sağ popülistleri güçlendiriyor.”

Siyaset bilimci Benjamin Höhne ise bir kez sağcı popülist bir partiye oy vermiş seçmenin geri kazanılmasının o kadar kolay olmadığına dikkat çekiyor.

Höhne, “Sağ popülist bir partiye oy vermiş bir kişiyi yeniden ana akım partilere çekmek o kadar kolay olmuyor. Çünkü o kişi sağcı popülist ideolojiyi benimsemeye başlıyor ve bu dünyaya bakışını bulanıklaştırıyor” diyor.

Uzmanlar uyarıyor: İç çekişmeler güvenin azalmasına yol açıyor
Hafta sonunda Bild gazetesinde yayımlanan bir ankete göre Almanların yalnızca yüzde 16’sı Merz hükümetinden memnun. Koalisyonun 2029 yılına kadar ayakta kalacağına inananların oranı ise sadece yüzde 24.

Olaf Scholz başbakanlığındaki bir önceki hükümet, koalisyon ortakları arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle dağılmıştı.

SPD, Yeşiller ve Hür Demokrat partinin oluşturduğu koalisyon hükümetinde yaşanan sert iç çekişmeler nedeniyle Almanya 23 Şubat 2025’te erken seçime gitmişti.

Merz hükümetinin, benzer nedenlerle dağılması ve erken seçime gidilmesi durumunda, aşırı sağcı AfD’nin sandıktan birinci parti çıkması güçlü bir olasılık.

Kamuoyu memnuniyetsizliğinin, sağ popülist partilerin seçim şansını belirgin biçimde artırdığına dikkat çeken siyaset bilimci Debus, şu uyarı ile değerlendirmesini tamamlıyor:

“Hükümetteki koalisyon ortakları arasındaki iç çekişmeler, partilere ve hükümetin bütününe yönelik güvenin azalmasına yol açıyor, seçmenin önemli sorunları çözme konusunda hükümete daha az yetkinlik atfetmesini de beraberinde getiriyor.”