Hafta sonu Erfurt'ta düzenlenen kongrede liderliğini pekiştiren AfD, radikal söylemler yerine iktidar hedefini öne çıkardı. Partideki yeni yönelim, Almanya'daki milyonlarca Türkiye kökenli insanın yanı sıra Türkiye-AB ilişkileri açısından da dikkatle izleniyor.
Almanya’da aşırı sağın yükselişini simgeleyen AfD’nin hafta sonu Erfurt’ta gerçekleştirdiği federal parti kongresi, yalnızca yeni yönetimin belirlendiği bir toplantı olmadı.
Erfurt’tan verilen mesajlar, partinin protesto hareketi kimliğinden sıyrılarak ilk kez iktidar alternatifi olma hedefini öne çıkardığını gösterdi. Kongrede ideolojik tartışmalardan çok yönetim kadroları ve birlik görüntüsü ön plana çıkarılırken, parti içinde yeni krizlere yol açabilecek birçok tartışmalı önerge de bilinçli olarak gündemden çıkarıldı.
Bu yaklaşım, yaklaşan eyalet seçimleri öncesinde AfD’nin kamuoyuna “ülkeyi yönetmeye hazırız” mesajı verme çabası olarak yorumlandı.
WEİDEL GÜCÜNÜ PEKİŞTİRDİ
Kongrenin en büyük kazananı eş genel başkan Alice Weidel oldu.
Delegelerin yüzde 81,3’ünün desteğini alan Weidel, parti içindeki liderliğini daha da güçlendirirken, eş başkan Tino Chrupalla ise yaklaşık yüzde 70 oyda kalarak iki yıl önceki kongreye göre önemli ölçüde destek kaybetti.
Parti kulislerinde bu sonuç yalnızca bir liderlik seçimi olarak değil, Weidel’in AfD içinde tartışmasız ağırlık kazandığının göstergesi olarak değerlendirildi.
Buna karşın Weidel’in desteklediği bazı isimlerin parti yönetimine ancak zorlu seçim turlarının ardından girebilmesi, parti içinde farklı güç odaklarının varlığını koruduğunu da ortaya koydu.
RADİKAL SÖYLEM GERİ Mİ ÇEKİLDİ?
İlk bakışta öyle görünüyor.
Ancak perde arkasındaki tablo daha farklı.
Partinin en tartışmalı isimlerinden Björn Höcke’ye yakın çevrelerin hazırladığı bazı radikal tüzük değişikliği önerileri kongrede oylanmadı.
Bunun nedeni fikir değişikliği değil, seçim stratejisi.
Yaklaşan eyalet seçimleri öncesinde kamuoyuna “kendi içinde kavga eden radikal parti” görüntüsü vermek istemeyen yönetim, tartışmalı başlıkları ertelemeyi tercih etti.
Yani AfD, söylemini tamamen değiştirmekten çok, iktidar yolunda daha kontrollü ve daha profesyonel bir siyasi dil kullanmayı seçti.
PROTESTOLAR KONGREYE DAMGA VURDU
Erfurt Kongresi yalnızca salon içinde değil, salon dışında da büyük gerilime sahne oldu.
On binlerce gösterici AfD’yi protesto etmek için kentte toplandı. Bazı yollar ve toplu taşıma hatları kapatılırken, güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı.
Kongre sırasında salonun çeşitli noktalarına önceden gizlenmiş Bluetooth hoparlörlerden “Star Wars” serisinin ünlü “Imperial March” melodisinin çalınması ise günün en dikkat çekici protestolarından biri oldu.
Gösteriler sırasında bazı gazetecilerin saldırıya uğradığı da bildirildi.
ALMANYA’DAKİ TÜRKLER İÇİN NE DEĞİŞEBİLİR?
Konunun Türkiye açısından en önemli boyutu da burada başlıyor.
AfD; göç politikalarının sertleştirilmesini, aile birleşiminin zorlaştırılmasını, iltica sisteminin yeniden düzenlenmesini ve düzensiz göçe karşı daha sert tedbirler alınmasını savunuyor.
Partinin geçmişte çifte vatandaşlık uygulamalarına yönelik eleştirel açıklamaları da bulunuyor. Her ne kadar mevcut düzenlemelerin değiştirilmesi tek başına AfD’nin iradesiyle mümkün olmasa da, partinin güç kazanması halinde bu konudaki siyasi tartışmaların yeniden alevlenmesi bekleniyor.
Bu nedenle AfD’nin yükselişi, Almanya’da yaşayan 3 milyonu aşkın Türkiye kökenli insan açısından yakından takip edilen gelişmeler arasında yer alıyor.
TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ AÇISINDAN DA KRİTİK
AfD’nin yükselişi yalnızca Almanya iç siyasetini etkileme potansiyeli taşımıyor.
Parti, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine uzun süredir karşı çıkıyor ve Birliğin daha fazla genişlemesine mesafeli yaklaşıyor. Bunun yerine, yetkilerin Brüksel’den üye ülkelere daha fazla devredildiği daha gevşek bir Avrupa modeli savunuyor.
AfD ayrıca düzensiz göçle mücadele kapsamında Türkiye ile yürütülen iş birliklerinin yeniden gözden geçirilmesini ve göç politikalarında daha sert bir çizgi izlenmesini istiyor.
Kısa vadede federal hükümette yer alması beklenmese de, oy oranını artırması halinde AfD’nin hem Almanya’nın Türkiye politikası hem de Avrupa Birliği içinde Ankara’ya yönelik tartışmalar üzerinde daha fazla etkili olabileceği değerlendiriliyor.
ASIL HEDEF: İKTİDAR
Erfurt Kongresi’nin verdiği en önemli mesaj ise şu oldu:
AfD artık yalnızca sistem karşıtı bir muhalefet partisi olarak görülmek istemiyor.
Parti yönetimi, yaklaşan doğu eyaletleri seçimlerinde iktidara ortak olabilecek bir siyasi güç haline gelmeyi hedefliyor. Bu nedenle kongrede ideolojik tartışmalardan çok “devleti yönetebilecek kadrolar” görüntüsü oluşturulmasına ağırlık verildi.
Bugün Almanya’daki diğer partiler AfD ile koalisyon ihtimalini reddetmeye devam etse de, Erfurt Kongresi partinin uzun vadeli hedefinin artık protesto siyaseti değil, iktidar olduğunu açık biçimde ortaya koydu.
Bu nedenle Erfurt’taki kongre, yalnızca AfD’nin yeni yönetimini belirleyen bir toplantı olarak değil; Almanya’nın siyasi geleceğini, ülkedeki milyonlarca göçmeni ve Türkiye-Avrupa ilişkilerini etkileyebilecek yeni bir dönemin başlangıcı olarak da değerlendiriliyor.
