Almanya’da 2025 yılında yalnızca 654 bin çocuk dünyaya geldi.
Bu rakam, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana kaydedilen en düşük doğum sayısı oldu. Alman Ekonomi Enstitüsü’nün (IW) araştırmasına göre, doğum oranlarındaki gerilemenin kısa vadede sona ermesi beklenmiyor. Uzmanlar, düşüşün arkasında hem çocuk sahibi olabilecek kadınların sayısının azalmasını hem de ailelerin daha az çocuk sahibi olmasını gösteriyor.
Almanya’da doğum sayıları gerilemeye devam ediyor. 2025 yılında ülke genelinde yaklaşık 654 bin bebek dünyaya geldi. Bu sayı, 2015 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 11 daha düşük. Böylece Almanya, savaş sonrası dönemin en düşük doğum sayısıyla karşı karşıya kaldı.
Köln merkezli Alman Ekonomi Enstitüsü’nün (Institut der Deutschen Wirtschaft – IW) yayımladığı araştırma, önümüzdeki yıllarda da doğum sayılarında hızlı bir toparlanma yaşanmasının zor olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, demografik yapıdaki değişim ve kadınların çocuk sahibi olma eğilimindeki gerileme, doğum sayılarını aşağı çekmeye devam edecek.
Araştırmanın yazarı Wido Geis-Thöne, Almanya’da 25-39 yaş arasındaki kadınların sayısının 2035 yılına kadar 2025’e kıyasla yüzde 10,2 azalacağını öngörüyor.
Bu yaş grubu, kadınların çocuk sahibi olma olasılığının en yüksek olduğu dönemi kapsıyor. Dolayısıyla bu yaş aralığındaki kadınların sayısının azalması, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin toplam sayısını da etkiliyor.
Araştırmada, göçle ilgili mevcut nüfus tahminlerinin fazla iyimser olabileceğine de dikkat çekiliyor. Göç beklentilerinin gerçekleşenden yüksek kalması durumunda, genç kadın nüfusundaki azalma daha belirgin hale gelebilir.
Doğum sayılarındaki gerileme ülkenin doğusu ve batısında aynı ölçüde yaşanmıyor.
IW verilerine göre, son 10 yılda doğu Almanya’daki eyaletlerde doğum sayısı yaklaşık üçte bir oranında azaldı. Alman vatandaşlığına sahip annelerin çocuklarında ise düşüş yüzde 40’ı aştı.
Batı Almanya’da gerileme daha sınırlı kaldı. Bu bölgede doğum sayıları aynı dönemde yaklaşık yüzde 6 ila 8 arasında düştü.
Araştırmaya göre, doğu Almanya’da genç kadın nüfusundaki azalma bir süre daha devam edecek. 2030 yılından itibaren ise bu grupta yavaş bir toparlanma yaşanabileceği tahmin ediliyor. Batı Almanya’da genç kadın sayısının 2035 sonrasına kadar düşmeye devam etmesi bekleniyor.
Doğum sayılarındaki düşüşün tek nedeni potansiyel anne sayısının azalması değil. Kadınların ortalama kaç çocuk sahibi olduğu da belirleyici faktörlerden biri.
Almanya Federal İstatistik Dairesi verilerine göre, 2025 yılında kadın başına düşen ortalama çocuk sayısı 1,32’ye geriledi. Bu oran, yaklaşık 30 yılın en düşük seviyesi olarak kaydedildi.
Araştırmaya göre doğum sayısını belirleyen iki temel unsur bulunuyor: Çocuk sahibi olabilecek yaştaki kadınların sayısı ve bu kadınların ne sıklıkla çocuk sahibi olmayı tercih ettiği. Her iki alandaki gerileme de toplam doğum sayısını olumsuz etkiliyor.
Araştırmanın yazarı Wido Geis-Thöne, doğum sayılarındaki düşüşün yavaşlatılması için ailelerin çocuk sahibi olma kararını kolaylaştıracak politikaların geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Ekonomiste göre özellikle üçüncü ve sonraki çocukların dünyaya gelmesini kolaylaştıracak koşulların oluşturulması önem taşıyor. Bunun için ailelere yönelik desteklerin, özellikle çocuk bakım hizmetlerinin iyileştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Geis-Thöne ayrıca aile politikası kapsamındaki sosyal yardımların ve desteklerin azaltılmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Çocuk bakım olanaklarının yetersizliği, ailelerin iş ve özel yaşam arasında denge kurmasını zorlaştıran önemli sorunlardan biri olarak öne çıkıyor.
Doğum sayılarındaki gerileme, Almanya’nın uzun vadeli nüfus yapısı açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Genç nüfusun azalması, ilerleyen yıllarda iş gücü piyasasından sosyal güvenlik sistemine kadar birçok alanı etkileyebilir.
IW araştırması, doğum sayılarında kısa sürede belirgin bir yükseliş beklenmemesi gerektiğine işaret ediyor. Çocuk sahibi olabilecek kadınların sayısındaki azalma ile kadın başına düşen çocuk sayısının gerilemesi bir arada değerlendirildiğinde, Almanya’nın önümüzdeki yıllarda da düşük doğum sayılarıyla karşı karşıya kalması bekleniyor.
