Almanya'da sahipsiz hesaplarda kalan milyarlarca euro, 30 yıl sonra bulunduğu bankaya "kâr" olarak aktarılıyor. Yapılan bir ankete göre halk bankalarda unutulan paraların sosyal projelere aktarılmasını istiyor.
Almanya’da bankalarda sahipsiz kalan mevduatlar 30 yıl sonra bulunduğu bankaya “kâr” olarak devrediliyor. Ancak vatandaşların çoğu bu paraların sosyal projelere aktarılmasından yana.
Almanya’da yapılan bir anket, bankalarda 30 yıl boyunca kimsenin hak iddia etmediği birikimlerin sosyal yardım işlerinde kullanılmasına halkın büyük destek verdiğini ortaya koydu. Özellikle federal hükümetin bütçe açığı nedeniyle sosyal yardım projelerine aktarılan fonlarda kısıntıya gittiği bir dönemde, milyarlarca euroluk bu kaynak daha fazla önem kazanıyor.
Yardım kuruluşu SOS Çocuk Köyleri’nin (SOS-Kinderdörfer) kamuoyu araştırma şirketi Forsa’ya yaptırdığı ve sonuçlarını bugün açıkladığı ankete göre, katılımcıların yüzde 86’sı bu varlıkların bağımsız bir sosyal yardım fonuna aktarılması fikrini onaylıyor. Buna karşılık, yüzde 8’lik bir kesim sahipsiz birikimlerin devlete devredilmesi gerektiğini savunurken, paranın bankalara kâr olarak kalması önerisini destekleyenlerin oranı sadece yüzde 2’de kalıyor.
Almanya Eğitim ve Araştırma Bakanlığının raporuna göre ülkedeki sahipsiz hesaplarda 4,2 milyar euro bulunurken, Alman Miras Araştırmacıları Derneği bu miktarın 9 milyar euroya kadar çıkabileceği öngörüsünde bulunuyor.
Almanya, G7 ülkeleri arasında bu varlıkları yasal bir düzenlemeyle sosyal alana aktarmayan tek ülke. Örneğin İngiltere, 2008’den beri bu paraları hak sahiplerinin iade garantisini saklı tutarak sosyal yardım fonlarında kullanıyor. G7, dünyanın en gelişmiş ve sanayileşmiş yedi ekonomisini bir araya getiren organizasyon olup, ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya ve Kanada’dan oluşuyor.
Almanya’da bütçe kısıntıları ve fon talebi
Almanya’da son dönemde iyice hararetlenen “bütçe disiplini” ve “borç freni” (Schuldenbremse) tartışmaları nedeniyle birçok sivil toplum kuruluşu ve sosyal proje devlet desteğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.
SOS Çocuk Köyleri gibi kuruluşlar, bankaların kâr hanesine yazılan hesaplarda olan söz konusu “unutulmuş” milyarların, devlet bütçesinden karşılanamayan sosyal yatırımlar ve çocuk projeleri için önemli bir kaynak olabileceğini savunuyor.
Geçen yıl göreve gelen Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri ile Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) oluşan mevcut koalisyonun sözleşmesi bu yönde bir fon kurulmasını öngörse de henüz bu yönde somut bir adım atılmaması eleştirilere neden oluyor.
Anketin çarpıcı bir diğer sonucu ise katılımcıların bankalarda kalan sahipsiz hesaplardaki mevduatlara dair net bir fikri olmasına karşın, kendilerinin bu yönde adım atmakta ihmalkâr davranması.
SOS Çocuk Köyleri’nin yaptırdığı kamuoyu araştırmasına katılanların sadece yüzde 30’u banka hesaplarını ve kiralık kasalarını tam olarak kayıt altına alıp mirasçılarını bilgilendirdiğini belirtiyor. Yüzde 24’ü hiçbir belge tutmadığını ifade ederken, yüzde 14’ü ise hesaplarına dair bilgileri belgeleriyle kayıt altına almış olmasına rağmen bunları kimseyle paylaşmadığını aktarıyor.
SOS Çocuk Köyleri Yönetim Kurulu Üyesi Petra Sorge-Booms, “Varlıklarına dair bilgileri paylaşmayanlar, birikimlerinin günün birinde bulunamaz hale gelmesi riskini göze almış alıyorlar” uyarısında bulunuyor.
Kamuoyu araştırma şirketi Forsa’nın Şubat ayında Almanya genelinde yaptığı ankete 18 yaş üzerinde bin 600 kişi katıldı.
SOS Çocuk Köyleri, kendini, “dünyanın en büyük, bağımsız, kâr amacı gütmeyen sosyal gelişim organizasyonlarından biri olarak” tanımlıyor. 138 ülkede çocuklara aile odaklıbakım veren, çocuk haklarını savunan ve özellikle aile temelli bakımı kaybetmiş çocuklara aile kuran bir sivil toplum kuruluşu olan SOS Çocuk Köyleri, “Çocukların aileleri ile yaşaması farklı sebeplerden dolayı daha fazla mümkün olmadığında, çocuklara sevgi dolu ve destekleyici alternatif bakım sağlamak için topluluklar ve devlet ortaklarıyla birlikte” çalıştığını kaydediyor.
