İngiltere kraliçesi 2. Elisabeth’in 2004 senesinde Almanya’ya gerçekleştirdiği ziyarette ilginç bir karşılama töreni yapılmıştı. Potsdam’da bulunan ‘Cecilienhof Sarayı’nın önünde merasim bölüğünü uzun boylu, kırmızı üniformalı askerler oluşturuyordu. Bunlar öyle sıradan askerler değildi. Türk insanına da bakan ilginç bir hikayesi vardı bu uzun askerlerin.

18. ve 19. Yüzyıl Prusya ordusunda birliklerin farklı renklerde üniformaları vardı. Söz konusu uzun askerler (die langen Kerle) 6. piyade alayına bağlı bulunuyorlardı. Mavi ceketleri ve beyaz tozluklarının haricinde üniformaları tamamen kırmızı renkti.

Gelelim bu muhafız alayını kuran Alman krala. Friedrich Wilhelm’den bahsediyorum. ‘Hangisi?’ diyeceksiniz. Haklısınız. Çünkü Almanların krallarının adları ya Friedrich ya Wilhelm ya da ikisi birdendir. 1713-1740 yılları arasında hüküm sürmüş Prusya kralı 1. Friedrich Wilhelm’den bahsediyorum.

Uzun askerler (die langen Kerle)

Babasının veliaht prensliği zamanında oluşturulan bu piyade alayına kendisi kral olduktan sonra farklı bir zenginlik katar. 18. asırda yürütülen savaşlarda, ağızdan doldurmalı uzun tüfeklerin (Vorderlader) diğer silahlara karşı daha etkili olduğu görülür. Bunu fark eden Friedrich Wilhelm, bu silahı rahat kullanabilecek uzun kollu ve uzun boylu asker arayışına girer. Bu askerlerde uzunluk ölçüsü olarak ‘altı prusya ayağına’ (sechs preussischer Fuß) tekabül eden 1,88 m boy şartı aranır. Sadece kendi imparatorluğundan değil, komşu krallıklardan da gönüllü asker alınacağını ve dolgun maaş bağlanacağını ulaklar aracılığıyla bildirir.

Nihayet 1731 senesinde Ukrayna, Polonya, Letonya ve Beyaz Rusya’da aradığı selvi boyluları bulur. Bugün Polonya’nın kuzeydoğusunda halen varlığını sürdüren Tatar Türklerinden de Prusya ordusuna katılan uzun boylu Ahmetler, Hüseyinler vardır. Sayıları 22’yi bulur bu müslüman Tatar Türklerinin. Kral, kendi değimiyle bu ‘uzun boylu evlatlarına’ sahip çıkar ve tüm ihtiyaçlarını karşılar. Müslüman Türk askerleri için mescit bile yaptırtır.

Dolgun maaş bağlar. Hatta diğer piyadelerin ulûfesinin neredeyse üç katı ödeme yapar. Tutumluluğu cimrilik derecesine varan kral, selvi boylu askerler söz konusu olduğunda adeta kesenin ağzını açar. Hiçbir masraftan kaçınmaz. Onlardan kendisine muhafız alayı yapar. Bugün Almancada, boylu poslu kişiler için halk arasında kullanılan ‘ein Gardemaß haben’ (muhafız boyuna sahip olmak) deyimi bu askerlerden gelmektedir.

Friedrich Wilhelm’in ölümünden sonra yerine geçen oğlu ‘Büyük Friedrich’ (Friedrich der Große) imparatorluğun fuzuli harcamalarını kısar. Uzun boylu askerlerin bölüğü de bu tasarruf tedbirlerinden nasibini alır ve bölük kapatılır. Uzun askerler diğer birliklere dağıtılır. İlerleyen yıllarda Bosna’dan, Arnavutluk’tan ve yine Tatarların yaşadığı bölgelerden askerler orduya katılır. 18. yüzyılın sonunda yüzlerce Müslüman asker Alman ordusunda savaşır.

Ahmetlerin Yusuflara kıydığı yer: Leipzig

Prusya ordusunda sayıları artan bu Müslüman Tatar askerlerinin bulunduğu birlikler, 1806 senesinde dağıtılır. Bu birliğe bağlı askerler farklı bölüklerde silahaltına alınırlar. Nihayet Avrupa kıtasının kaderini belirleyen büyük savaşa adım adım yaklaşılır.

1813 senesinde meydana gelen büyük Leipzig Muharebesi’nde Napolyon’un ilerleyişine Prusya, Çarlık Rusya, Avusturya ve İsveç imparatorlukları birlikte karşı koyarlar. Hasanlar, Ahmetler silah başına çağrılır. 500 bin askerin çarpıştığı ve yarısının telef olduğu büyük meydan muharebesinde yüzlerce Müslüman asker ölür. Şehit olurlar demek mi gerekirdi bilemiyorum. Şehitliğin şartlarını yerine getirmişler miydi? Bir Alman kralın emrinde hangi ulvi gaye için savaşarak şehit olunurdu ki? ‘Şehit oldular’ diyememekten daha da acıklısı şuydu.

Napolyon’un ordusunda da çok karmaşık bir yapı hâkimdi. Savaşanlar sadece Fransız askeri değildi. Örneğin Napolyon’un Mısır seferi dönüşü ordusuna katılan yüzlerce Memluklu Müslüman vardır. Onun da emrinde Ahmetler, Hüseyinler vardır. Memluklu askerler Tatar askerlere karşı savaşır. İkisi de Müslüman’dır savaşanların. Hıristiyan olan kayzerlerin emrinde savaşan Müslüman askerler. Avrupa milletlerine göre, kıtanın siyasi ve sosyal açıdan kaderini değiştiren bir savaştır bu. Ancak bende farklı bir çağrışım uyandırır Leipzig. Bu meydan muharebesi, Avrupa’da farklı cephelerde yer alan Müslümanların, din kardeşlerinin kanına girdiği ilk, belki de tek savaştır.

Mustafa oğlu Yusuf’un kabri

Bugün Almanya’nın doğu eyaleti olan Saksonya’da Leipzig’le Bad Lausick kentleri arasında bulunan Kleinbeucha’da bir mezar taşı vardır. Üzerinde ‘Mustafa oğlu Yusuf. 1813 savaşında aldığı yaralardan dolayı burada öldü ve atıyla birlikte gömüldü’ yazar. Tatar Yusuf, ruhunu burada teslim etmişti. Belki de Napolyon’un ordusunda savaşan bir Ahmet’in silahından çıkan kurşunla can vermişti. Kim bilir.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.