Euro Bölgesi’nden iki kat hızlı büyümesi beklenen beş Avrupa ekonomisi

Euro Bölgesi’nden iki kat hızlı büyümesi beklenen beş Avrupa ekonomisi

Uluslararası Para Fonu (IMF), Euro Bölgesi'nin 2031’e kadar yılda yüzde 1’in biraz üzerinde büyümesini bekliyor. Buna karşılık, savaşın etkilerini yaşayan Ukrayna dahil bazı küçük Avrupa ekonomilerinin Euro Bölgesi'nin iki katından daha hızlı büyüyeceği öngörülüyor.

PANORAMA-NEWS 08 Temmuz 2026

Avrupa, yıllarca sürecek zayıf ekonomik büyümeyle karşı karşıya.

Yüksek kamu borcu, yaşlanan nüfus, düşük verimlilik, devam eden enerji maliyetleri ve kalıcı jeopolitik belirsizliklerin, büyümeyi on yılın geri kalanında tarihsel ortalamaların oldukça altında tutması bekleniyor.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) en güncel Dünya Ekonomik Görünüm raporuna göre Euro Bölgesi’nin 2027-2031 döneminde yılda ortalama yalnızca yüzde 1,2 büyümesi öngörülüyor. En güçlü yıl olması beklenen 2028’de bile büyümenin yüzde 1,4’te kalacağı tahmin ediliyor.

Avrupa Birliği genelinde görünüm biraz daha iyi. AB ekonomisinin aynı dönemde yıllık ortalama yüzde 1,4 büyümesi, 2028’de ise yüzde 1,6 ile zirveye ulaşması bekleniyor.

Bu tablo, hangi ölçütle değerlendirilirse değerlendirilsin mütevazı bir büyümeye işaret ediyor. Aynı dönemde küresel ekonominin yılda yaklaşık yüzde 3,2 büyüyeceği tahmin ediliyor. Gelişmekte olan Asya ekonomilerinin yıllık yüzde 4,6, Hindistan’ın yüzde 6,5 ve Sahra Altı Afrika’nın da yüzde 4,6 büyümesi bekleniyor.

Buna karşın Akdeniz’den Batı Balkanlar’a ve Doğu Avrupa’ya uzanan daha küçük bir grup Avrupa ülkesinin, önümüzdeki beş yılda Euro Bölgesi’nin iki katından daha hızlı büyüyeceği öngörülüyor.

5. Moldova: Reformlar ve AB entegrasyonu büyümeyi destekliyor
Moldova ekonomisinin 2027-2031 döneminde yıllık ortalama yüzde 3,5 büyümesi bekleniyor. En güçlü yılın ise yaklaşık yüzde 3,7 büyümeyle 2028 olacağı tahmin ediliyor. Toparlanma; sınırındaki savaş, enerji krizi ve büyümeyi 2024’te sıfıra yaklaştıran kuraklığın ardından geliyor.

Ekonomideki dönüşüm, Avrupa Birliği fonları ve reformlara dayanıyor. Brüksel, Moldova’ya 2022’de aday ülke statüsü verdi ve 2024’te üyelik müzakerelerini başlattı. AB Büyüme Planı kapsamında sağlanan kaynaklar da kamu yatırımlarına aktarılıyor.

Reel ücretlerdeki artış ve gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık onda birine karşılık gelen işçi dövizleriyle desteklenen hane halkı tüketimi, büyümenin önemli bölümünü oluşturuyor. Üretim tarafında ise bilgi teknolojileri ve diğer hizmet sektörleri öne çıkıyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Şubat 2026’da tamamladığı 2025 yılı 4. Madde değerlendirmesinde toparlanmanın “iyi hasat, güçlü iç talep ve önemli miktardaki AB finansmanıyla desteklendiğini” belirtti.

IMF’ye göre reform ivmesinin korunması kritik önem taşıyor.

Fonun uyarısı ise açık: En büyük riskleri Ukrayna’daki savaş ve AB bağlantılı reformlarda yaşanabilecek gecikmeler oluşturuyor.

4. Sırbistan: Yatırım patlaması büyüme ivmesini koruyor
Sırbistan, yıllık ortalama yüzde 3,52 büyüme tahminiyle Moldova’nın az farkla önünde yer alıyor. Ülkenin büyüme ivmesinin dönem içinde güçlenmesi ve 2030-2031 yıllarında zirveye ulaşması bekleniyor.

Ancak kısa vadeli görünümde tek bir tarih öne çıkıyor.

Belgrad, gelecek yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlaması beklenen Expo 2027’ye ev sahipliği yapacak.

Etkinlik; otoyollar, demir yolları ve kentsel dönüşüm projeleriyle inşaat ve altyapı yatırımlarında büyük bir artışı tetikliyor. Buna genişleyen imalat ihracatı ve bakır madenciliğine yönelik Çin destekli büyük yatırımlar da ekleniyor. Burada büyümenin temel motorunu tüketim değil, kamu yatırımları oluşturuyor.

IMF, Sırbistan’ın mali disiplini korurken enflasyonu başarıyla düşürerek önemli makroekonomik tamponlar oluşturduğunu belirtiyor.

Başlıca riskler ise 2027 seçimleri öncesinde yaşanabilecek siyasi gerilimler ve hızlı kamu yatırımlarının kalıcı verimlilik artışlarına dönüşüp dönüşmeyeceği.

3. Ukrayna: Yeniden inşa, büyümenin motoru olacak
IMF, Ukrayna’nın yıllık ortalama yüzde 3,8 büyümesini, 2028’de ise yaklaşık yüzde 4,2 ile en güçlü performansını göstermesini öngörüyor.

Bu tahmin, yeniden inşa senaryosuna dayanıyor. IMF’nin temel senaryosunda olduğu gibi savaşın sona yaklaşacağı ve yeniden inşa sürecinin hızlanacağı varsayılıyor. Dünya Bankası’nın maliyetini yaklaşık 600 milyar dolar olarak hesapladığı yeniden yapılanmanın, büyük bir sabit yatırım dalgası yaratması bekleniyor.

Bu varsayım denklemden çıkarıldığında ise görünüm belirgin biçimde kötüleşiyor. Çatışmaların sürdüğü IMF’nin olumsuz senaryosunda Ukrayna ekonomisinin 2027’de yalnızca yüzde 1 büyüyeceği tahmin ediliyor.

IMF, son 4. Madde değerlendirmesinde, “Savaşın nüfus ve ekonomi üzerinde ağır bir bedel yaratmayı sürdürmesi nedeniyle görünüm olağanüstü ölçüde belirsizliğini koruyor,” ifadelerini kullandı.

2. Kosova: İç talep dikkat çekici ölçüde dirençli kalıyor
Kosova’nın, görece küçük ekonomisine rağmen Avrupa’nın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri olmayı sürdürmesi bekleniyor.

Güçlü hane halkı tüketimi, kamu yatırımları, diasporadan gelen para akışı ve genç iş gücünün desteğiyle büyümenin yaklaşık yüzde 4 seviyesine yakınsaması öngörülüyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Kosova’ya ilişkin son 4. Madde raporunda, “AB’nin Yeni Büyüme Planı’nın zamanında uygulanması, büyüme ve istihdama ilave katkı sağlayabilir,” değerlendirmesinde bulundu.

Büyümenin kaynakları kendine özgü bir yapı taşıyor. Başta Almanya ve İsviçre olmak üzere geniş Kosova diasporasının ülkeye gönderdiği para, hem tüketimi hem de işletme yatırımlarını finanse ediyor. Kamu altyapı harcamaları ve giderek derinleşen bankacılık sektörü de büyümeyi destekliyor.

Ancak bu modelin zayıf yönü de aynı noktadan kaynaklanıyor. Büyüme talep odaklı ve yoğun biçimde ithalata dayanıyor; ülke henüz rekabetçi bir ihracat tabanı oluşturabilmiş değil.

1. Malta: Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomisi
Malta, IMF’nin orta vadeli Avrupa büyüme sıralamasında ilk sırada yer alıyor. IMF, ülke ekonomisinin önümüzdeki beş yıl boyunca yılda yaklaşık yüzde 4 büyümesini bekliyor.

Ada ekonomisi son on yılda turizm, çevrim içi oyun sektörü ile profesyonel ve finansal hizmetlerin etkisiyle yılda yaklaşık yüzde 7 büyüdü. Hızla genişleyen ekonomideki iş gücü ihtiyacı ise yabancı çalışanlarla karşılandı.

Ancak bu model artık olgunlaşma aşamasına geldi. İşsizliğin tarihi düşük seviyelere yaklaşması ve iş gücü açığının büyümesi nedeniyle Malta artık yalnızca çalışan sayısındaki hızlı artışa dayanamaz durumda.

IMF, “Geçmişte ekonomik faaliyeti destekleyen yabancı işçi akışı, aynı zamanda altyapı ve kamu hizmetleri üzerinde baskı yarattı. Bu durum, mevcut emek yoğun büyüme modelinin sınırlarını ortaya koyuyor,” değerlendirmesinde bulundu.

Malta’nın ekonomik başarısının bir sonraki aşaması, iş gücü artışından çok verimlilik kazanımlarına bağlı olacak.

IMF’ye göre kamu maliyesinin güçlendirilirken altyapı, eğitim ve inovasyona yönelik yatırımların artırılması, ekonominin uzun vadeli büyüme potansiyelini yükseltmek açısından kritik önem taşıyor.