Var oluşundan bu yana dünya sürekli bir değişim ve gelişim hâlinde.
Değişim, adeta yaşamın devamlılığı anlamına da geliyor; bu manada durağanlık, ölümle eş anlamlıdır.
Bu demektir ki değişim kaçınılmazdır.
Çok uzun bir süre önce değil, bundan kısa bir süre öncesine kadar geçerli olan doğrular günümüzde eski anlamını yitirmiştir.
Aynı şey değerler için de geçerlidir; geçmişin ve elbette günümüzün en tartışılmaz değerleri bile gelecekte anlamını yitirecektir.
Bütün bunların ayırdında ve bilincinde olarak bizler, Alevilik inancına bağlı olan, bu inancı yaşayan, hayatı bu inançla anlamlandıran ve varoluşuna bu inançla cevap vermeye çalışanlar olarak elbette soruyoruz, sorguluyoruz: İnancımız olan Alevilik, günümüzde yaşandığı şekliyle gelecekte de varlığını sürdürecek mi?
Ya da genel olarak inançların gelecekte varlığını sürdürmesi gerekiyor mu?
İnancın insan hayatında bir önemi, anlamı ve değeri var mıdır?
Genel olarak bütün inançların, özel olarak da Alevilik inancının insana ve insanlığa bir katkısı var mıdır?
Alevilik yaşamalı mıdır?
Bu sorular sadece belli bir akademik çevrede veya bu konularla ilgilenen kişiler tarafından sorulan ve sorgulanan konular değildir; geniş kitlelerin de ilgi alanındadır.
Çünkü gelişen iletişim teknolojileri ve bilgiye ulaşmanın oldukça kolaylaşması, birçok doğruyu ve değeri sorgulatıyor.
Bu sorgulama hep vardı; fakat günümüzde birkaç kat daha hızlanmış durumda.
Bütün bu karmaşa ve keşmekeşlik içinde gerçekten Aleviliğe hâlâ gerek var mı?
Alevilik insan hayatına ne katıyor?
Alevi olsan ne olur, olmasan ne olur?
Bu ve benzeri sorulara benim cevabım —sadece inanan bir insan olarak değil, dışarıdan objektif bakan bir insan olarak da diyebilirim ki— yaşam ne kadar gelişirse gelişsin, inançlar değişime uğrasa bile varlıklarını koruyacaklardır.
Bu manada Alevilik inancı da insan ve insanlık için taşıdığı anlam ölçüsünde varlığını korumalıdır ve koruyacaktır da.
Peki neden Alevilik gelecekte varlığını korusun?
Yani Alevilik olsa ne olur, olmasan ne olur?
Alevilik varlığını korumalı, çünkü Alevilik varoluşa cevap veriyor.
İnsanoğlunun gelişmişliği ve bilgisi ne kadar çok olursa olsun —daha doğrusu bilgisi ne kadar derinleşirse derinleşsin— bazı temel sorulara cevap bulmakta ya da hayatı ve bu dünyadaki varlığını bir bütün hâlinde açıklamakta yetersiz kalmaktadır.
İşte bu noktada Alevilik, bana göre insanın varlığına en anlamlı cevabı veren inançtır.
“Nedir bu cevap?” diye soracak olursanız; elbette bunu iki cümleyle ifade etmek zordur.
Çünkü asırlardır oluşmuş bir Alevi inanç birikimi var ve bunu tek bir cümleyle anlatmak imkânsızdır.
Fakat öz olarak diyebilirim ki Alevilik; insanın bu dünyadaki varlığının nedenini, varlığını nasıl anlamlı kılacağını ve varoluşa uygun bir yaşamı nasıl süreceğini açıklar.
Zaten Alevi inancında bu yapı, “Dört Kapı Kırk Makam” şeklinde sistemleşmiştir; insan bu makamları adım adım içselleştirerek varoluşun cümle sırlarına vakıf olur.
Bu dünyadaki varlığımız öylesine ve tesadüfi değildir.
Varlığımız değerlidir, önemlidir, kıymetlidir; fakat biz bu değere ve öneme anlam yüklersek kıymetlenir.
Eğer bunun farkında ve bilincinde değilsek, hayatımızı anlamsız bir şekilde yaşarız.
İşte bütün dualar, ibadetler, ritüeller ve tefekkürler aslında bir yönüyle bu bilince ve farkındalığa ulaşmak içindir.
Eğer bilincimiz ve farkındalığımız gelişirse göreceğiz ki yaşantımız sadece bu dünyadaki bedensel vatlığımızla sınırlı değil.
Can esastır. Candan kasıt ise ruhtur ve ruh ölümsüzdür.
Ruh, bir yönüyle beden denilen bir kafestedir. Farkındalık ve bilinç ise ruhun bu beden kafesindeyken —yani “ölmeden önce ölerek”— özgürleşmesi demektir.
Bütün Dört Kapı Kırk Makam öğretisi, hatta bir bütün olarak Alevi inancının temeli buna dayanır.
Önemli olan bunu anlamak, özümsemek, içselleştirmek ve hayata aktarmaktır.
Yani bunu bir yaşam biçimi hâline getirdiğimizde, bu dünyadaki varlık gerekçemizi de öğrenmiş oluruz.
İnsanlık ne kadar gelişirse gelişsin ve bilgiye ulaşım ne kadar kolaylaşırsa kolaylaşsın, insan şu temel soruyu hep soracaktır: ‘Ben kimim?’ İşte bu soruyu sorduğu sürece, bu soruya cevap veren Alevilik inancı da varlığını koruyacaktır
