NATO Zirvesi’nin anlattıkları

NATO Zirvesi’nin anlattıkları

Ankara’da gerçekleşen NATO zirvesinde hangi kararların alındığı, nelerin görüşüldüğünü bilmek zor.

PANORAMA - NEWS 10 Temmuz 2026 YORUM

Bunun nedeni birincisi askeri bir örgüt olan NATO toplantılarındaki gizlilik. İkincisi ise Türkiye’nin içe kapanık yapısından dolayı bilgi alma güçlüğü. Ancak bazı veriler NATO zirvesi ve bu zirve üzerinden dünyayı gelecekte nelerin beklediği konusunda fikir veriyor. Batı dünyası NATO üzerinden yeni bir sistem için güzergah oluşturmaya başlamış görünüyor.

NATO’NUN BÜYÜYEN BÜTÇESİNİN SONUÇLARI NE OLACAK?

26 üyeli NATO’nun bütçesi üye ülkelerin ekonomilerinin yüzde 5’ini NATO’ya vermesiyle birlikte 3 trilyon dolarak yükselecek. Bu korkunç bir bütçe demek. Çin’in yarım trilyon doları geçmeyen silah harcaması ve Rusya’nın eriyen harcamaları göz önüne alındığında bu bütçe öncelikli olarak korkunç bir caydırıcılık oluşturacak. Batı bu NATO bütçesi ile birincisi büyük bir silahlanmaya gidecek. İkincisi bu silah üretiminin ana merkezi Avrupa olacak. Ve Türkiye’de dronevari üretimleriyle burada yerini alacağa benziyor. Üçüncüsü, Avrupa’nın NATO içinde ağırlığı artacak, ABD ağırlığını seyreltecek. NATO biraz daha Avrupalaşacak. Dördüncüsü ciddi bir asker sayısına sahip Ukrayna ordusunun Avrupa güvenliği için, Türk ordusunun da Ortadoğu’daki gelişmeler için devreye sokulması/yararlanılması söz konusu olabilecek. Tabi bunu gelişmeler gösterecek. Beşincisi, NATO üye ülkeleri arasında büyük bir standardizasyona gidilecek. Yani bırakın S-300/400’ü; merminiz bile NATO ile uyumlu hale gelmek zorunda kalacak. Altıncısı, NATO’nun yeni oluşacak ‘büyük güvenlik konseptinin’ ister istemez dünyada siyasi ve ekonomik etkisi olacak. NATO caydırıcılığını arkasına alan Batı’nın Çin’e karşı politika geliştirmede ve Rusya’yı durdurmada eli güçlenecek.

MEŞRUİYET KALICI MI GEÇİCİ Mİ?

ABD’nin ağırlığını koyduğu ve AB’nin de rol aldığı uluslar arası sistem yeni bir model oluşturuyor. Bu modelde Türkiye adına rol alabilecek –alternatifsizlikten- Tayyip Erdoğan olarak görülüyor. Batı, Erdoğan’a –otoriterleşen yapısına rağmen- yeni sistem gereği meşruiyet veriyor. Ancak bu meşruiyetin kalıcı mı yoksa geçici mi olduğu zamanla anlaşılacak.
Batı’nın Rusya ve Çin’e karşı NATO üzerinden kurguladığı güvenlik konsepti açısından Türkiye’ye verilen meşruiyetin –iktidar hata yapmadığı sürece- geçici olmadığını söyleyebiliriz. Ama Türk toplumunda yükselen Batı karşıtlığının yegane nedeni Erdoğan ve AKP’sinin izlediği politikalar ve otoriterleşen durumu olduğundan bu meşruiyetin pek de kalıcı olmadığı düşünülebilir. Çünkü Batı meşruiyet tanıdığı bir hükümetin karşıtlık üretmesinden ve otoriterleşmesinden çok da haz duymuyor.

‘MEŞRUİYET’İN KARŞILIĞINDA TÜRKİYE’DEN NE İSTENİYOR?

Batı’nın NATO üzerinden çizdiği yeni güvenlik konseptinde Türkiye’nin yerini alması bekleniyor. Öyle S-300, S-400’nin ağza bile alınmadığı bir döneme giriliyor. Eğer Türkiye, -Rusya’ya karşı bunu yapmayı göze alabilirse- bu savunma sistemleri ülkenin hangarından NATO hangarlarına taşınabilir, ya da bu hangarlar NATO kapsamına alınabilinir.

TÜRKİYE’DEN ‘İSLAMİ FRİENDLY’ YÖNETİM İSTENİYOR: YANİ BATI İLE UYUMLU

Ülkede yönetimin ‘’İslami Friendly’’ olması isteniyor. Yani radikal olmayan, Batı ile uyum sağlayabilen İslami yönetim olması gerekiyor. Peki bu İslami Friendly türü yönetimden beklenen nedir?
Birincisi arabuluculuk. Bölgede ABD’nin konuşamadığı ya da konuşmakta güçlük yaşadığı ülkeler/gruplar/yönetimler ile arasında köprü kurması arzulanıyor. Bunu yapması beklenen Türkiye’deki İslami Friendly tarzı iktidarın pek tabi ki İsrail ile bir kavgaya girişmemesi gerekiyor.
İkincisi, Türkiye’deki İslami Friendly yönetimin bölgedeki ABD karşıtı/radikal İslami grupların panzehiri olması isteniyor. Türkiye nasıl panzehir olacak? Toplumsal yapısının ‘radikal olmayan islamı’, yönetim yapısının ise ‘Batı uyumlu’ olması gerekiyor.
Üçüncüsü ise, ABD, Türkiye’nin İslam dünyasındaki “Yumuşak Güç” (Soft Power) potansiyelini kullanmasını istemekte.
Türkiye’deki iktidarın ABD’nin beklentisini karşılayan bir İslami Friendly yönetim sergileyebilmesi için, birincisi Türk toplumunu Batı karşıtı yapan söylemlerden vazgeçmesi gerekiyor. İkincisi İsrail’e karşı bir tehdit oluşturmaması bekleniyor. Üçüncüsü bölgede Batı ile birlikte hareket etmesi ve ne Rusya ne de Çin’e avantaj sağlayan her hangi bir hamlede bulunmaması isteniyor. Dördüncüsü ise Kürtler ile herhangi bir kavgaya tutuşmaması talep ediliyor. Beşincisi ise, Hamas gibi bölgedeki Batı karşıtı unsurlarla bağını koparması ve bu tür yapılara karşı Batı politikalarını desteklenmesi isteniyor. İşte Türkiye’de Erdoğan ve AKP iktidarından Batı verdiği meşruiyet karşılığında ‘İslami Friendly’ yönetim tarzı ile bunu istiyor. Bu kadar Batı karşıtı söyleme sahip ve otoriter bir yönetimin buna dönüşmesi kolay değil.

ANKARA SADAKATİNİ GÖSTERMEK İÇİN HER DÜĞMEYE BASIYOR

Türkiye, Ankara’daki NATO zirvesiyle tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar bir ‘NATOCU’ görüntü verdi. Bunun başlıca sebebi Türkiye burada, ‘’Türkiyesiz NATO olmaz’’ demekte ve görkemli zirve organizasyonu ile ‘NATO’ya tam sadakat’ sergilemekte. Batı öncülüğünde yeni sistemde yerini almak için ‘meşruiyet’ arayışına giren Türkiye’deki iktidar bunu elde etmek için NATO zirvesi bahanesiyle tüm tuşlara aynı anda bastı. Zirve için yapılanlar, Trump’a karşılama töreni, olağanüstü hareketlilik, top atışı, şehrin boyanması, beber ve taksicilerin giydirilmesi, Trump’ın bir asker selamının bile alkışlanması kısaca tüm yapılanlar yanıp tutuşulan bu meşruiyet arayışından geliyor. Ülkede otoriterleşen iktidar meşruiyet üretmede sıkıntı yaşayacağını bildiğinden zirveyi bunu üretmenin bahanesi yaptı. Erdoğan’ın zirvede sergiledikleri ‘şekilsel’ bir meşruiyet üretse de yeni dönemde Batı’nın Türk hükümetinden istediklerini karşılayıp karşılayamayacağını şimdiden kestirmek zor. Erdoğan iktidarı Batı ile ne kadar uyumlu olursa olsun ülkede yükselen Batı karşıtlığına engel olamaz ise kalıcı bir meşruiyetinde uzun ömürlü olmasını beklemek zor görünüyor.

BATI, ERDOĞAN İKTİDARINA NEDEN MECBUR Kİ?

Türkiye’de her geçen gün otoriterleşen bir iktidar var. Batı karşıtlığı tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar zirve yapmış durumda. Türk toplumunu sopayla yöneten bir iktidar var. Batılı modern kurumlar bir bir işlevini yitiriyor. Arkadan dolaşıp Rusya ve Çin ile iş çevirmeye çalışılan bir durum var. Bölgedeki radikal örgütlerle teması kesmeyen bir ülke var. Dahası böyle bir ülkenin ekonomisini ayakta tutmak için Batı’dan sürekli para akışı olması gerekiyor. Peki Batı tüm bunlara rağmen neden Erdoğan iktidarı ile çalışmayı yeğliyor: Mecburiyetten. Birincisi alternatifi yok. İkincisi, Erdoğan ve iktidarını şu ya da bu nedenle topluma iktidar etme yeteneğine sahip. Üçüncüsü ise ultra-pragmatist bir iktidar özelliğine sahip ve Batı ile –temel- hiçbir konuda ters düşmüyor. Kısaca dünyada büyük bir dalga oluşuyor ve bunun Ortadoğu’da oluşturduğu dalgada en iyi sörf yapabilecek kişi olarak görünüyor. Ancak bu mecburiyette bir yere kadar.

Yorum: Selim Apaydın