Madura operasyonu’nun Türkiye’ye etkisi

Madura operasyonu’nun Türkiye’ye etkisi

ABD’nin Venezuela’ya operasyon yaparak Madura’yı indirmesinin yankıları sürüyor.

PANORAMA - NEWS 08 Ocak 2026 YORUM

Trump yönetiminin meşruiyeti sorgulanır bir operasyona imza atması, şimdiden dünyayı strese soktu. Sırada Küba, Kolombiya ve Panama hangisi var derken, İran’da olaylar giderek büyüyor. Akıllara ABD’nin buraya müdahale edip etmeyeceği geliyor.

Trump, Grönland konusunda ısrarcı bir tavır sürdürürken, bir anda Rusyaya karşı Paris’te Ukraynanın da beklentisini aşan bir savunma anlaşmasına imza atılmış durumda. Çin sessizliğe gömülürken, Rusya ise gemilerine el konulmasına seyirci durumunda. ABD’nin bu operasyonu, Türkiye gibi ülkelerde —o ülkelerin kendine has sorunları ve yapısı üzerinden— şimdiden baskı alanları oluşturmaya başladı bile. ABD Venezuela/Madura operasyonunun Türkiye’ye etkisini 7 ana başlıkta toplamak mümkün.

Birincisi: Türkiye’de iktidar, bundan sonraki süreçte daha bir Trumpçı olacağa benziyor. Bu süreçte Türk toplumu daha çok anti-Amerikancı olurken, iktidar ise alabildiğine Amerikancı politikalara uyumlu hareket edebilir. Toplumun anti-Amerikancılığında, iktidar mensuplarının iç siyasete yönelik hamasi nutuklarından etkili oluyor. İktidarın ise yeni dönem —çıkarları gereği kamuoyu önünde alenen olmasa da— arka planda tam bir Trumpçılık sergilemesi muhtemel.

İkincisi: ABD’nin Venezuela operasyonu, Rusya ve Çine doğrudan bir mesaj içeriyor. Bu mesajın kendilerine yönelik olduğunu gören bu iki büyük ülkenin, bu operasyon ile birlikte ABD ile daha uyumlu hareket eder hale gelmesi beklenen Türkiye’ye yönelik tepkilerde bulunmasını izleyebiliriz.

Üçüncüsü: Barış ya da çözüm sürecinin daha da hızlanması mümkün. Kürtlerin güvenliğine kendi çıkarı doğrultusunda önem veren ABD’nin, özellikle Kuzey Suriye’yi problemsiz hale getirmek için ülkede yürütülen çözüm sürecinin hızlanmasını isteyebilir.

Dördüncüsü: Uzun süredir ülkeyi yöneten bir liderin yaşlılık ya da başka bir sebepten ötürü koltuğu devretmesi durumunda —dünya siyasetine güçle tekrardan aktif bir şekilde giren— ABD’nin buna kayıtsız kalmayacağı ve halefin belirlenmesinde rol oynamak isteyebileceği düşüncesi oluşmaya başladı. Burada saltanatvari devrin dışında bir belirleyiciliğin ortaya çıkması, iddialı isimlerin ABD’ye zaman zaman sinyal göndermesine tanıklık etmemizi sağlayabilir.

Beşincisi: İran’a yönelik askeri operasyonlarla birlikte ambargo altında ezilen ülkede rejim felç oldu. Madura operasyonu ile İran’da halk ayaklanması, ABD’nin komşu ülkeye müdahalesinin doğurduğu/doğuracağı sonuçları bir kez daha akla getirdi. Olası bir iç savaş ya da rejim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkelerin başında Türkiye geliyor.

Altıncısı: Ambargo altındaki Venezuela altınlarının Çorum’daki rafineriye gelmesiyle birlikte bu şehir adeta bir Altın Şehre dönmüştü. Bundan sonraki süreçte Çorum’un, dolayısıyla Türkiye’nin bu altın işinden nasıl etkileneceğini ABD’nin tavrı belirleyecek.

Yedincisi: Venezuela’da yaşanan “otoriterlik, tartışmalı seçimler, dünyada en çok göç veren ülke, uyuşturucu kaçakçılığı ile yoksulluk/yolsuzluk” Madura’nın meşruiyetini tartışmalı hale getirmişti. ABD’nin uluslararası hukuku hiçe sayarak yaptığı Madura’yı koltuğundan etmesinde, Venezuelalı liderin bu tartışmalı tarafı da etkili oldu. Türkiye gibi ülkelerde iktidarları uluslararası alanda meşru kılan unsurların başında bağımsız seçimler geliyor. Seçimler, iktidarın dünyaya meşruluğunu ispat aracı adeta. Türkiye’de son dönemde “saltanat/halef” tartışmaları ve bu yönde gidişe de, meşruluk üzerinden Venezuela konusunun bir fren etkisi yapıp yapmayacağını hep beraber göreceğiz.

Yorum: Selim Apaydın