Foto: Pixabay

Bulunduğu köy artık ona küçük gelmeye başlar. Bir gün karar verir ve artan merakını gidermek ve yeni şeyler öğrenmek için köyünden çıkıp dünyaya açılmak ister.

Ailesi ve arkadaşları dışarısının tehlikelerinden bahseder ve onu vazgeçirmeye çalışırlar. O her şeye rağmen, her türlü tehlikeyi göze alıp yollara düşer. Başta biraz korksa da, gördükleri ve yaşadıkları çok ilginçtir.

Sırası ile birçok hayvan ailesi ile tanışır. Timsahlar korkunç gibi gözükse de Djembe’yi çok sever ve ona yol gösterirler. O da onları güzel sesi ile neşelendirmiştir.

Sonra göçmen kuşları görür, hepsi rengarenk gelip Djembe’nin yanına konarlar. Onunla arkadaş olurlar. Ertesi gün fillerle tanışır. Bu büyük hayvanların kalpleri de kocamandır. Onların hikayelerini dinler, zira filler hiç bir şeyi unutmazlarmış. Derken maymunlar gelir. Aile kavramının önemini onlarda daha iyi görür ve anlar.

Akşamları güneşin kaybolup ay ve yıldızların çıkmasını ormanda açık alanda seyretmek

Djembe’ye büyük mutluluk verir. Birden kendinin büyüyüp olgunlaştığını hisseder.

Artık köyüne dönüp bütün öğrendiklerini ve yaşadığı güzellikleri aile ve arkadaşları ile paylaşmak ister. Köyünde büyük bir coşku ile karşılanır. Artık o küçük bilge Djembe olmuştur.

Evet, anlattığım bu hikaye bir ilkokul müsameresinden alınma. Her yıl bir haftasını bu tür sosyal ve kültürel bir etkinliğe ayıran kızımın ilkokulu bu yıl da Trommel haftası düzenledi. Kapanış programına veliler de davet edildi ve biz de küçük Djembe’nin hikayesini orada öğrenmiş olduk.

Bir hafta gibi kısa bir sürede bütün okul öğrencilerinin yer aldığı bu tarz bir gösteri hazırlamak hakikaten büyük bir maharet. Sadece pedagojik açıdan bakınca bile ilkokul çocuklarının zor koreografik gösterileri öğrenmeleri, uygulamaları elbette çok zordur.

Uyumlu bir şekilde gösteri yapmaları ise ayrı bir başarı. Fakat projeyi yürüten İspanyol sanatçı bunu başarmış. Salondaki yüzü aşkın öğrencinin her birinin eline bir Trommel verilmişti. Bir hafta boyunca provalar yapıldı. Hatta kendi kostümlerini de kendilerinin tasarladığını düşünürsek epey iş çıkmış ortaya.

Sınıf öğretmenleri ise en az öğrenciler kadar heyecanlı ve angaje idiler. Çocuklar ve izleyenler de çok zevk aldıklarını ifade ettiler. Bütün spor salonunu doldurmuş olan kimisi aile boyu gelmiş veliler de dans ve müziğe katılıp çocukların coşkusunu paylaştılar. Bitişte sınıf öğretmenimizi tebrik edince bana kızımın bu vesile ile bütün sınıfa 3 yıl önceki Afrika gezimizden bahsettiğini, orada hayır için su kuyusu açtığımızı anlattığını öğrendim.

Bütün sınıfın çok hoşuna gitmiş. Öğretmen hanım benden bu konuyu öğrenciler huzurunda tekrar detaylı sunup sunamayacağımı sordu. Biz de memnuniyetle kabul ettik.

Böyle güzel bir aktiviteye imza atan okul müdürü hanıma tebrikleri iletince o da önemli bir noktanın altını çizdi: bu programla çocuklar müzik ve sanatın dilini kullanmayı öğrensin istedik dedi. Üstelik almanca bilmeyen yeni gelmiş çocuklar için bile bu evrensel dil işe yaramıştı. Müzik ve sanat insanları birleştirmişti.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.