Bomba atmak kötüdür,

Bombalamak ise iyidir,

Doğrusu terörün tanımı,

Kimin tacı taktığına bağlıdır (Roger Woddis).

Aslında bu tanım evrenseldir, masum insanlara karşı şiddet içerdiğinden her toplum veya devlet için geçerlidir. Haliyle bu tanıma uyan bir örgüt varsa tüm devletlerin bunun karşısında yer alması gerektiği düşünülür. Ama farkındalık sahibi insanlar, günümüzde bunun böyle olmadığını görebiliyorlar.

Mesela, bugün bir devletin terör örgütü olarak ilan ettiğini diğer devletler terör örgütü olarak görmüyor. Benzer ikilem toplum içerisinde de vardır. Özellikle son çeyrek asırda bu çelişkinin yaygın olduğunu görüyoruz.

Mesela,  Rusyaya göre mücadele eden Çeçenler teröristtir, Türkiye’ye göre ise vatanını savunan kahramanlardır. Türkiye’ye göre YPG teröristtir, Kürt halkına  göre ise özgürlük mücadelesi veren vatanseverlerdir.

Türkiye’ye göre ÖSO özgürlük mücadelesi veriyor ve hatta onlara ücret ödemektedir, Suriye ve Rusya’ya hatta başka devletlere göre ise bunlar teröristtirler. Eylemde bulunan Filistinliler bazı ülkelere göre kahraman olarak kabul edilirken İsrail ve diğer bazı ülkelere göre terörist muamelesi görmektedir.

Müslüman kardeşler ve Seyyid Kutup kimi devletlere ve toplumlara göre kahraman olarak yad edilirken, Mısır ve bazı diğer devletlere göre terörist olarak ilan edildiler. Ve bunun gibi daha bir çok ülkede terörist veya kahraman olarak kabul edilen oluşumlar vardır.

Resmi ideolojilerin yaptıkları haksızlıklara bir ad verilmez veya eleştirilmezler. Ama adına terör denilerek öldürülen, işkence edilen, hapislere atılan insanların mağduriyetleri hep gözardı edilir.

İktidarlar, bu yapılanları kendince çıkardıkları ve özellikle de istedikleri kişi veya gruplara uyguladıkları kanunlara dayandırırlar. Devletlerin doğrudan veya dolaylı olarak sebep oldukları sivil ölümlerin, memleketlerinden göç ettirilenlerin, hapislere atılanların terör örgütlerinin sebep oldukları mağduriyetlere göre çok daha yıkıcı etkisi olduğu görülmektedir. Yakın geçmişe objektif bir göz ile bakılarak bu konuda yeterli bir fikir edinilebileceği aşikardır.

Din, devlet, bayrak, insan hakları, özgürlük kelimeleri suistimal edildiği gibi terör kelimesi de suistimal edilmektedir. Bu kelime cazibelidir ve duyguları etkilediğinden toplumda çabuk karşılık bulmaktadır.

Bir halkı veya kitleyi baskı altına almak ve yok etmek istenildiğinde onları uydurma gerekçelerle kriminalize ederek terörist ilan etmek yeterlidir. Onlara yapılacak her türlü hukuk dışı muamele terörle mücadele adı altında meşru kabul edilir. Bu esnada bizzat kendilerinin sebep oldukları sivil mağduriyetleri de yine kendi zalimliklerini perdelemek adına kullanırlar.

İşin temelinde ise ırkçılık, yolsuzluklarını örtmek ve iktidarlarını güvenceye almak isteyen diktatöryla rejimler ve kapitalist zihniyetlerin planları olduğu görülmektedir. Bunlar bugün olduğu gibi tarih boyunca da mutlak itaat etmeyenleri hep terörist ilan etmişlerdir. Planların işlenmesi için de halkı kullanırlar.  Onlara kazandırılan ön yargılı bakış ve tarafgirlikleri sayesinde  emellerini gerçekleştirirler. İktidara yönelik eleştirileri devletin bekasına yönelik olduğu algısını oluştururlar.

Tarafgirlik psikolojisi ile hareket eden bu kitleler basiretten yoksun olduklarından şer güçlerin amaçlarına hizmet ederler. Diğer yandan da yapılan zalimliğin bir bileşeni olmuş olurlar. Gerçeği göremeyecek kadar kör, sağır ve dilsiz hale gelirler. Mutlak itaat etmek istemeyenler ile isyan edenler arasındaki farkı asla anlayamazlar.

Uzak memleketlerde meydana gelen bir hadiseyi ırkçılık veya din istismarını bahane ederek halkı yanlarında tutmayı da iyi bilirler. Ama kanunsuzlukları kanun kabul ederek kendi mahallesinde hak iddia edenleri terörist ilan ederler. Onların mallarına el koyarak, meskenlerini yıkarak zorunlu göçe maruz bırakmayı normal karşılarlar.

Yeri geldiğinde adi suçluları affederek, boşalan ve yeni inşa edilen cezaevlerine terörist ilan ettikleri siyasi muhalifleri ve düşünce suçlularını yerleştirirler. Ne yazık ki bu adaletsizliklerini, mağdur ile aynı inancı ve kültürü yaşayan  iktidar yanlısı halkın desteğiyle yaparlar. Devlete ve millete zarar gelmemeli, düşmana fırsat verilmemeli düşüncesi ile haksızlığı hak olarak görürler.

Sonuç olarak;  birilerinin terörist demesi ile terörist olunmayacağı hakikatı her daim hatırda tutulmalıdır. Kendi mahallemizde, memleketimizde ve dünyada meydana gelen hadiselere objektif gözle bakılmalı.

Hak birdir, kişilere veya devletlerin çıkar politikalarına göre değişmez, değişmemelidir. Hakikata daha yakın durabilmek adına bizlere kazandırılan ön yargılı bakışlardan ve algılardan kurtulmalı, ötekileştirme dili terk edilmelidir. Kendisi için ne istiyorsa başkası için de aynısını istemeli, diğer bir deyişle kendisine yapılmasından hoşlanmadığı şeyi başkasına da yapmamalı özdeyişini düstur edinilmelidir.

- Reklam -

4 YORUMLAR

  1. “Kendisi için ne istiyorsa başkası için de aynısını istemeli”Teoride böyle olsa da pratikte maalesef insanoğlunun vicdan mekanizmasını rahatlatmak için başkasına yaptığı zülüme kendisini haklı gösterecek bir nedene ihtiyaç duyar.Buda genelde acıları yarıştırma ile veya yaptım hele bir sor niye yaptım diyerek kendini kandırma yolunu seçerler.

  2. “Kendisi için ne istiyorsa başkası için de aynısını istemelidir”teoride öyle olsada pratikte insanlar yaptıkları zülümlerden pişmanlık duymak yerine vicdanlarını yellemeyi acıları yarıştırmayı yada hele bir sor niye yaptım diyerek kendilerini haklı çıkarıp zülüme devam etmeyi daha kolay görürler bu yüzdendir gücü eline alanlar karşısındakilere hoyratça zülmedebiliyor.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

three × five =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.