Halep’te kaybedilen sadece bir şehir değil

Halep’te kaybedilen sadece bir şehir değil

Halep’te yaşananlar sıradan çatışmalar değil. şehri yeniden şekillendirme hesaplarının tam göbeğinde, Kürt nüfusu hedef alan çok aktörlü bir baskı süreci işliyor.

PANORAMA - NEWS 09 Ocak 2026 YORUM
Halep’te yaşananlar bir “yerel güvenlik sorunu” değil.Bu, Suriye yeniden şekillenirken Kürtlerin Halep gibi bir metropolde kalıcı olmasını engellemeye dönük, planlı ve çok aktörlü bir baskı sürecidir. Burada yaşananlar anlık çatışmaların değil, uzun vadeli siyasi hesapların sonucudur.
Şeyh Maksud ve Eşrefiye, Halep içinde Kürtlerin Rojava ile bağ kurabildiği son temas noktalarıdır. Bu mahallelerin önemi askeri değil; siyasi, demografik ve semboliktir. Halep’te var olmak, Rojava’yı sadece kırsal bir alan olmaktan çıkarıp metropol ölçeğinde bir siyasal aktöre dönüştürme potansiyeli taşır. Tam da bu yüzden hedef alınmaktadır.
SDG’nin ağır silahları çekmesiyle oluşan boşluk, silahlı gruplar ve HTŞ bağlantılı unsurlar tarafından hızla dolduruldu. Ardından gelen saldırılar savunma değil; sistematik baskı, yıldırma ve zorunlu göç politikasıdır. Amaç güvenliği sağlamak değil, Halep’teki Kürt varlığını kalıcı biçimde tasfiye etmektir.

Önümüzdeki dönem için olasılıklar

Baskı sürerse: Zorunlu göç hızlanır, Halep’te Kürt varlığı giderek erir. Rojava, dar, kırılgan ve kontrol edilebilir bir alana sıkıştırılır. Bu model “başarılı” olursa, başka şehirlerde de uygulanır.

Direnç kırılmazsa: Halep, kalıcı bir gerilim ve pazarlık alanına dönüşür. Baskı bitmez ama tek taraflı ilerleyemez. Bu durum, tüm aktörler için uzun süreli ve maliyetli bir kilitlenme yaratır.

Denge tamamen bozulursa: Bu, SDG’nin kesin bir askeri zaferi anlamına gelmez. Ancak mevcut sessiz mutabakat çöker. Halep, kontrol altında tutulan bir baskı alanı olmaktan çıkar ve şehir ölçeğinde açık bir siyasi hesaplaşma başlar. SDG savunmada kalamaz; kriz büyür, yayılır ve uluslararası aktörler pozisyon almak zorunda kalır. Bu senaryo SDG’ye yeni alanlar açabileceği gibi, çok ağır insani bedelleri olan bir istikrarsızlık sürecini de beraberinde getirir.

Ama şunu açıkça söylemek gerekir. SDG’nin Halep’te kaybetmesi sadece bir askeri ya da siyasi yenilgi değildir. Bu, birlikte yaşam ihtimalinin, çoğulculuğun ve Suriye’de insan onuruna dayalı bir geleceğin bir kez daha geri itilmesi demektir. Kürtlerin metropollerden silinmesi, yalnızca Kürtlerin değil, Suriye toplumunun tamamının yoksullaşmasıdır.

Bugün Halep’te yaşananlar sıradan bir çatışma değil. Bu, Rojava’nın nerede duracağına değil, nerede durmasına izin verileceğine karar verilen bir eşiktir.
SDG’nin kaybetmesi, insanlık adına bir kayıp olur. Ve bu kayıp, Halep’le sınırlı kalmaz.
Yorum: Fuat Ateş