Sebep ve sonuca bağlı olan bu kanunlara aykırı hareket edilmesi ile düzen bozulur, kendisi ve irtibatlı olduğu çevresindeki tüm oluşumlar zarar görür.

Mesela bir hücre, fonksiyonunu kaybeder ve kanser hücresine dönüşürse zamanla çoğalır ve önce bulunduğu organa daha sonra tüm vücuda zarar verecektir.

Vücudun ihtiyacından fazla yemek yenildiğinde tansiyon, şeker, obezite ve bunların da sebep olacağı daha başka hastalıklar da ortaya çıkacaktır.  Aksine, vücudun ihtiyacı olan gıdalar yeterli miktarda alınmadığında ise vücut güçten düşer, zamanla fonksiyonunu kaybeder.

Uygun olmayan bir mevsimde tohum ekerseniz, çimlenmesi için gerekli şartlar oluşmadığından tohumu heba eder ve fıtrata aykırı hareket ettiğiniz için zarar etmiş olursunuz. Dere yataklarına ev inşa eder veya ekin ekerseniz sel ve taşkınlara maruz kalırsınız.

Çünkü tekvini kanunlar, hücreden galaksilere kadar her varlığın kendi programında mevcuttur ve kendiliğinden işler, bunlara müdahale edilemez. Aykırı hareket ettiğiniz zaman cezalandırılırsınız.

Doğadaki işleyişi düşünerek bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bunun gibi, insanların bireysel yaşamlarında ve sosyal hayat içerisindeki ilişkilerinden de bir dengeden ve sebep-netice ilişkisinden bahsedilebilir.

İnsanlar, genel ortak davranış özelliklerini gösterseler de her bireyin kendisine has fıtri yapısı, yeteneği ve mizacı vardır. Duygusallık, girişkenlik, el becerikliği, meraklılık, uyumluluk, çekingenlik, araştırmacı yönü gibi yetenek farklılıkları vardır.

Sosyal ilişkilerde, çocukların eğitimlerinde, meslek seçimlerinde bireylerin bu özellikleri önemlidir. Sosyal hayatın devam edebilmesi için herkesten belirli kurallara ve koşullara riayet edilmesinin istenmesi normaldir. Ama bireyden mizacına aykırı bir bir talepte bulunulması ona yapılan büyük bir haksızlıktır.

Mizacına ve fıtri yapısına uygun olmayan bir mesleğin seçilmesi ve istihdam edilmesi başarı getirmediği gibi hem kendisine hem etrafındakilere zulmedilmiş olursunuz.

Çocuk sanata yatkın bir yeteneği var ise, onu fen lisesine göndererek fen ilimlerini okutturmak zulümdür. Ticarete yatkın olan birine hekimlik mesleğini okutmak ve yaptırmak zulümdür. Özellikle toplumumuzda aileler çocuklarının yeteneklerini dikkate almadan, onları toplum nazarında itibarlı ve iş bulma imkanı yüksek olan mesleklere yönlendirirler.

Yönetmeliklerdeki boşlukları fırsat bilerek meslek lisesinde okuyan çocuklarını fen lisesine aldırmaya çalışan aileler vardır. Yapılması gerekenin aksine bir yola girdikleri için de hayat boyu o yanlış karalarının ızdırabını yaşarlar.

İdarecilik vasfı olmayan birinin belli makamlara getirilmesi hem kendisine hem mahiyetindekilere yapılmş bir haksızlıktır. Araştırma ve geliştirmeye meyilli birini basit ve rutin işlerde vazifelendilisirsek kendisine zulmetmiş oluruz.

İnsanlar arası ilişkilerinde de buna benzer örnekler verebiliriz. Toplumdaki düzeninin tesisi,   güven duygusunun sağlanması, ayrılıklara ve kutuplaşmalara fırsat vermemek için doğruluğu tasdik edilmiş ilim ile hareket edilmelidir. Yanlı ve önyargılı davranan, belli ideolojilerin etkisinde olan medya haberleri ile kendinize yön veriyorsanız bir arpa boyu yol alamazsınız.

Hatta bu yanlış bilgiler yüzünden tarafgirlik yapar ve belli bir kesime düşmanlık etmiş olursunuz. Neticede hem haksızlık etmiş ve hem de kul hakkına girerek kendinize zuletmiş olursun. Çünkü doğruluk üzere yaratılmış fıtratııza aykırı hareket etmiş ve şer-i kanunlara riayet etmemiş oluyorsunuz.

İnanç ve ibadetlerde de ifrata gidildiğinde sapkınlık ve bid’atlar ortaya çıkmaktadır. Ehemmiyet vermez, laubali davranılarak tefrite giderseniz doğru yoldan sapmış olursunuz.

Empati yapmaz, kendi değer yargılarınıza gösterdiğiniz saygıyı karşıdaki insanların değerlerine de göstermez, düşmanlık ve saygısızlık ederseniz, aynı saygısılık ile muamele görürsünüz. Çünkü fıtratımızda var olan sevgi ve saygı yerine kin ve düşmanlık hareket etmiş oluyoruz.

Bazı sembollere veya kişilere aşırı sevgi besleyerek onları kutsallaştırısanız, karşı tarafın gıpta damarını tahrik etmiş olursunuz. Kendinize bir düşman oluşturmuş olursunuz ve zamanı geldiğinde bu aşırılığın bedelini ödersiniz.

Aşırı devletçi takınarak hak ve hukuku görmezlikten gelirseniz zamanı gelir devlet düşmanı olarak lanse edilirsiniz ve zıddı ile imtihan olursununuz. Çünkü resmi ideolojinin yanında yer almakla bir kesimi ötekileştirirken farkında olmadan aslında kendinizi de ötekileştirmiş oluyorsunuz.

Sonuç olarak; Refah düzeyi iyi kabul edilen gelişmiş toplumların fıtri kanunlara mümkün oldukça en üst düzeyde uyduklarını görürüz ve bunun karşılığın da insan onuruna yakışır bir şekilde hayat sürmektedirler. ‘Fıtrata aykırı hareketin neticesi zulümdür.

Fıtrata aykırı hareket ederseniz aksi ile tokatı yersiniz. Bir müsibete maruz kaldığınızda sıkıntının geldiği yöne bakın ve hatanın nereden kaynaklandığını anlarsınz’ der bir mütefekkir.

6 YORUMLAR

  1. Günümüz insanları elindeki imkanlara kanaat edip şükretmek yerine elinde olmayıp arzu ettiği şeylerin peşinden koşarak elindeki güzelikleri farkedemiyorlar maalesef çocuklarını bu kirli yarışa dahil edip kendi arzularını çocuklarada dayatıyorlar
    Yıllardır vatan bayrak din gibi semboller uğruna kurban edilen insanlar ve bu sembolleri kutsallaştıran putlaştıran halkın sesizliği sonucu acılarla dolu bir ülke kaldı elimizde.

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

18 − 2 =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.