Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş!
Dünle beraber gitti cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait.
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım. (Mevlana)

Bir süre sonra bir engelin oluşması ile ani fren yapılmak zorunda kalınır. Herkeste bir sarsıntı meydana gelir, düşenler ve yaralananlar olur. Böyle ortamlarda insanlar genelde iki farklı tepki gösterirler. Sağlam tutunamayanlar sarsıntının etkisini daha fazla hissederler.

Yaralanmanın acısı ve beklentilerinin boşa çıktığı duygusu ile birilerini suçlayarak seslerini yükseltirler. Ayrıntılara takılarak büyük resme bakmayı bırakırlar ve tüm enerjilerini dar dairedeki aksaklıklara harcayarak yorgun düşerler. Neticede enerjilerini tüketirler, yeniden yola devam edecek iştiyakları kalmaz ve ümitsizliğe kapılırlar.

Bu kısır döngü içinde kaldıkça da olayları doğru okuyabilme basiretlerini kaybederler. Zamanla olayın asıl müsebbiplerini ve perde arkasındaki icracıları göremeyerek birlikte yola çıktığı arkadaşlarına düşman kesilirler.

İkinci grup olanlar ise, daha temkinli ve sağlam tutunanlardır ve bunlar sarsıntı esnasında  daha az hasar görürler. Hedefledikleri noktaya varmaları aksamış olsa da farklı araçlarla yola devam etmeleri gerektiğini bilirler. Realist düşünürler, böyle engellemelerin her zaman meydana gelebileceği gerçeğinin farkındadırlar.

Yerinde beklemek veya geriye dönmek gibi bir niyetleri yoktur, çünkü böyle bir tutum içerisine girmenin fayda yerine zarar getireceğinin bilincindeler. Bu musibet anlarını yanlıştan doğruya dönme fırsatı olarak görürler. İç sorgulamayı yaparken  bile meseleleri kişilere ve onların fiillerine indirgemezler.

Travmalı süreçten geçerek yoluna devam etmek isteyenleri yavaşlatan bir husus vardır.  Bu da eski alışkanlıklarını devam ettirme arzusundaki dirençleridir. Çünkü daha öncesinde var olan sistem sayesinde düşüncelerini ve planlarını eyleme dönüştürmüş, belirli bir başarı grafiği elde edilmiş, kullanılan yöntemi benimsemişlerdir.

Kabullendiği kurulu bir düzenden sonra hayata yeniden başlamak hiç kolay değildir. Kişilerin düşünce dünyasında çatışmalara da sebebiyet verebilir. Bu nedenle sarsıntıdan sonra bu kişilerin yeni yöntemlere adaptasyonları zahmetlidir ve zaman almaktadır.

Burada söylemler ile değil ilim ile hareket edilmeli, şartları okuyabilmeli ve doğru bir netice çıkarılmalıdır. Yeni şartlara adaptasyonun kendi misyonundan bir ödün vermek manasına gelmediğini aksine yenilenmek olduğu görülmelidir.

Musibetler mikrobik bir hastalığa benzer. Beden hastalık etkeni ile ilk kez karşılaştığında hazırlıksızdır ve hastalık etkeni ona hükmeder. Vücut direnci iyi olanlar ile zayıf olanların hastalığa karşı tepkileri de çok farklıdır. Kimileri çok hafif derecede hissederken kimileri ise ağır hastalık tablosunu geçirirler, hatta bazıları hastalıktan kalan sekle ile yaşama devam ederler.

Akabinde vücut bu hastalık etkenini tanır ve ona karşı bir savunma sistemini geliştirir, yani hastalıktan güçlenerek çıkar. Aynı hastalık etkeni ile bir sonraki karşılaşmasında geliştirdiği savunma mekanizması sayesinde süreci sorunsuz atlatır.

Musibet esnasında da dünü, bugünü ve yarını birlikte değerlendirerek hareket edenler daha sağlam duruş sergilerler. Her şey bitti psikolojisine girmezler, çözüm yollarını bulmaya çalışırlar, gizli kalmış yeteneklerini keşfederler, yeni yöntemler geliştirirler, farklı alternatiflerin olduğunu görürler.  Kendi kendilerine bir ayna olurlar, geçmişlerinde var olan doğru ve yanlış bildiklerinin muhasebesini yaparlar.

Yüzleşmekten çekinmezler ve süreçten bir öğrenim elde ederek daha da güçlenirler. Bir yol tıkandıysa ve açılacağı görünmüyorsa bunu zorlamamalı ve aksine bu tıkanıklık bir uyarı olarak görülmelidir. Farklı bir sistem veya yöntemi kullanma zamanının geldiği algılanmalıdır. Mevsim değişiyorsa bizler de kıyafetlerimizi değiştirmeliyiz, kendimizi değil.

- Reklam -

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

20 − nine =

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.