- Reklam -

Omuzunun birine havlu veya bez parçası atmış, vücudu hafif ilerde, yüzü ise objektife doğru Yüzünde muzip gülümsemesiyle adeta kim takar dünyayı edasıyla  minik adımlar atan bir afacan Afgan çocuk…

O küçük çocuk foto muhabirinin, editörün dikkatini çektiği gibi okurlarında çok ilgisini çekmişti. Hatta günler sonra tarihçi Mehmed Niyazi, bu afacan çocuğu taşımıştı köşesine hüzünlü bir yazıyla. Bu çocuk Afganistan’da değil de Amerika’da olsaydı, Hollywood yıldızı olurdu belki de…

Daha birkaç yıl öncesinde yine bir Afgan çocuk daha dünya medyasında gündem olmuştu. Yüreği ve hayali ülke sınırlarını aşmış bir çoçuk. Bulduğu çizgili plastik bir poşete hayranı olduğu futbolcu Messi’nin ismini ve numarasını yazıp üstüne giymişti. Ve o fotoğraf gündem olmuştu. Messi formasını göndermişti. Her iki Afgan çocuk, afacan çocukta masumluk, doğallık var.

Afganistan ne film seti oldu, nede oyun sahası oldu Afgan çocuklar için. Büyük devletlerin, yıllarca güç gösterisi yapacak aktörlerin çarpıştığı savaş sahrası olmuştu.

Afgan bir kız çocuğu daha vardı yine böyle medyada gündem olan. Herkesin bildiği ve dünyaca ünlü TIME dergisine kapak olan Afgan kız…

O kadar merak edilir olmuştu ki, fotoğrafçı yıllar sonra onca tehlike ve zorlu şartları göze alarak Afganistan’da burkalar içerisinde aramış ve bulmuştu o Afgan kızını. Bilmedik neler yaşadığını ve neler çektiğini ama o kurak ve kavgalı coğrafyanın acısı, yorgunluğu yüzüne vurmuştu. Nazik ruhunun gördüğü dehşet verici hadiselerin ürkekliği yansımıştı gözlerine.

Kızıyla, erkeğiyle birkaç nesil kendini keşfedemeden, dünyayı bilmeden sadece yaşam mücadelesi vermekle ömür tüketti.

UNICEF yayınladığı raporda sadece bu yıl bir milyon Afgan çocuğun alması gereken besini alamadığı için ölebileceğini açıkladı.

O güzel afacan Afgan çocuklar yaşadı mı öldü mü, ya da hangi bombayla sakat kaldı, hangi kurşunla toprağa serildi belli değil.

Bugünlerde yine o afacan çocukları görüyoruz… Ama yürek kaldırmayan görüntüler içinde. Hayattan ümidini kesmiş annelerin ellerinden askerlere verilirken yada beklemekten bitap düşüp havalimanı asfaltında canını teslim ederken. Afgan annelerin, babaların ağlamaları, bağırışmaları duyulmuyor insanlık tarafından. Kargo uçaklarının sesi kestiği gibi bu yardım seslerini bastırmak isteyen metalleşmiş kalplerde var ne yazık ki.

Tüm dünya hayretler içerisinde seyretti bir uçağın kanadının altına sığınarak kurtulacağına inanan Afgan çocukların kalplerinin saflığını, hayattan ümitlerini. Uçakla beraber koşarak uçup gidecekleri gibi neşe ve sevinçli melek kalpli Afgan çocukları.

Eğer birgün bir yerde bir Afgan ile karşılaşırsanız aklınıza gelenlerle karıştırmayın zihninizi. Gözlerinin içine bakın o afacan, o melek çocuğu, o ağlayan çocuğu arayın…

- Reklam -
Önceki İçerikAlmanya, koronaya 80 milyar euro harcadı
Sonraki İçerikAfganistan’ın ilk kadın belediye başkanı Almanya’da

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

15 − thirteen =