ABD’nin Irak savaşı Türkiye’nin Kemalist (ulus/üniter) yapısını (etnik ve mezhepsel konuları ortaya çıkardığından) bozdu,
İran savaşı da İslamcı yapısını –olası- (siyasal İslam/İslamcılığı tasfiyeye dönük olduğundan) bozacağa benziyor.
İran savaşı TR üzerinde iki yönlü baskıya neden olacak. Birincisi Kürt konusu. İran’da Kürtlerin süreç içerisinde Iraklı Kürtler gibi otonomi elde etmesiyle birlikte bu durum Kürt nüfusa sahip ülke üzerinde bakıya neden olacak. İkincisi ise ABD istediklerini alırsa TR’de rejim değişikliği isteyecek. Bu değişiklik ya ülkeyi Ultra-Pragmatist (her denileni yapan) ya da müdahale olur. Bundan sonra TR’nin alanı daralır.
Suudi Arabistan yeni dünya düzenini –kendi ölçeğinde- kavradı ve buna göre hızla adımlar atıyor. İdarede Krallıktan vazgeçmiyor ancak toplumsal hayatta –kendi çapında- hızla sekülerleşiyor. Ronaldo’nun hizmetleri, Jennefer Lopez’in taytlı konseri bunlar sadece sembolik şeyler. O kadar çok dünyevi organizasyon yapıyor ki akıl alır gibi değil. Suudi Arabistan gelişmelerin felsefesini bile yapmış, buna göre hızla adımlar atıyor. Neom adı altında petrol sonrası ekonomi için futuristik ve teknoloji merkezli mega bir şehir kuruyor. ABD’nin İran’a savaş açmasında oldukça teşvik edici davranıyor. Vahhabi din adamlarının otoritesini sarsarak seküler (kadınlara ve gençlere dönük) adımlar atıyor. Azerbaycan’da benzer bir şey yaşıyor. Tüm patolojik durumuna rağmen Azerbaycan seküler yapısıyla Batı’dan kısmen geçer not almış durumda. Avrupa ülkelerinde Azerbaycan’ın Azeoil’in (Finlandiya’da) petrol istasyonları var. Sekülarizmin şöyle bir özelliği var; aç kalınca beyin harekete geçiyor ve menfaatini düşünüp ona göre şekil alıyor. İşte Azerbaycan’ın sekülerliği de bu işe yarıyor. Ukrayna savaşının ilk günü Rusya’yla ilişkileri attı. İran, Azerbaycan’a bir tane füze atamaz, bunu atarsa büyük bedel öder.
ABD’nin İran’da rejimi dönüştürme meselesi ideolojik ve siyasi/ekonomik olarak belirli konuları kapsıyor. İran rejimi Velayeti Fakih ile yönetiliyor. İran anayasasına göre gayp imam ortaya çıkana kadar yerine ona vekillik yapacak kimse olan velayeti fakih sahibi Ayetullah ülkeyi yönetiyor. Her bir Şii’de mercii taklid var yani bir otorite kabul edilen şii alimini –kendisi hüküm çıkaramayacağından- taklid etmesi gerekiyor. Merci taklide tabi olma bir nevi farz Şiilikte. Bundan dolayı Şiiler gayp imamı beklerken şii alime tabi olup hayatını sürdürüyor. Devlet kurması gerekmiyor. Örneğin Irak’taki Şiiler böyle. İran’da da pek çok şii bu şekilde. Ancak Humeyni bir içtihad yaptı ve dedi ki; ‘’gayb imam gelene kadar onun yerine velayeti fakih ile bir Ayetullah yönetir’’…Bunun üzerinden İran molla rejimini kurmuş oldular. Yani İran’da velayeti fakih son bulduğunda molla rejimi de ortadan kalmış oluyor ve tüm Şiiler Irak Şiileri gibi merci taklid ile yaşamlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Ancak İran’da şu anda Hamaney’in yerine velayeti fakih seçilmesi molla rejiminin devamı anlamına geliyor.
Büyük hadiseler olduğunda insanların düşüncesinde bir ‘anlam’ üretir. Örneğin TR’de insanlar petrol istasyonlarına gidip arabasının deposunu dolduruyor, İran’dan büyük bir göç olursa ne yapacağız diyorlar vs. Oysa çok büyük hadiseler oluyor. İran’da Kürtlerin yaşadığı Doğu İran’da büyük bir hareketlilik var. ABD’nin savaşta en çok vurduğu yerlerden birisi bu bölge. İran devletini Kürtlerin yaşadığı yerlerde yok ediyor, bazı İranlı polis/asker unsurları ailelerini alıp Fars bölgelerine gidiyor. İran merkezden buraya asker sevkiyatı yapıyor ve belirli yerleri dost-düşman ayırt etmeksizin vuruyor.
Kısaca Kuzey Irak-Kuzey Suriye benzeri bir durum önümüzdeki süreçte İran içinde bekleniyor. Daha sonrasını tahmin etmek güç değil. ABD’nin yaptığı bir vahşet ve hoyratlık kesinlikle kabul edilemez ancak Suriye/Irak ve İran’ın başına gelenlerin başlıca nedeni; otoriter rejim ve bunun sonucu olarak halkın yoksulluğu…Buna birde ülkelerin etnik ve mezhepsel yapısı eklenince dışarıdan müdahaleye açık hale geliyorlar. Burada yapılaması gereken demokratik adımlar, seçim sisteminin şeffaflaştırılması, adaletin sağlanması, özgürlüklerin genişletilmesi ve iç barış sağlanması için siyasi bir affın yapılmasıdır. Ancak bunları bir yola giren iktidarın dönüp de yapmasını beklemek hayal ürünü olur. Irak savaşı TR’de kemalizmi bitirdi, İran savaşı TR’de İslamcılığın bitmesine –muhtemelen- katkı sunacak.
Bu olurken de Allah bilir tek parça kalır mıyız. İran hadisesi ilginç bir psikoloji üretiyor; baskı ve saltanat karşıtlığı…İran molla rejimi baskıcı olduğu için halkının tamamını savaşa karşı yanına alamıyor. Halk İslam üzerinden baskı oluşturulmasından dolayı yılmışken bir de bunları 40 yıl boyunca halkına yaşatan Hamaney’in yerine oğlunun seçilmeye çalışılması da ayrı bir tepki üretiyor. Tüm bunlar elbette ki çevre ülkelerde de etkili olacaktır, hatta İslam adı altında yetkinin babadan-oğula-damada geçtiği dini gruplarda bile bu psikolojinin oluşturacağı tepkiler hız kazanacaktır.
İRAN KÖRFEZİ VE HÜRMÜZ BOĞAZI
Katar, dünyanın en büyük üç LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) ihracatçısından biri olup, küresel LNG arzının yaklaşık yüzde 20’sini sağlamaktadır. Stratejik Önem: Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’si (günlük 20 milyon varil) bu boğaz üzerinden.
ABD Başkanı Trump’tan Hürmüz mesajı: Gerekirse gemilere ABD donanması eşlik edecek. Hürmüz’de geçişlerin sağlanabilinmesi için ya gemilere ABD donanmasını eşlik etmesi beklenecek ya da İran’ın füzelerinin bitmesi. Şu an AB gaz fiyatında yüzde 110 artış var ve büyük bir risk oluşturuyor.
Sorun aivorta sirketleri. Örnek: 100M USD VLCC, Kızıldeniz’den geçiyor → tek geçiş için 250 bin – 750 bin USD ek prim. Lloyd’s of London, İngiltere merkezli bir sigorta pazarıdır (insurance market). Yani tek bir sigorta şirketi değil; sigorta sağlayıcılarının bir araya gelip büyük ve karmaşık riskleri sigortaladığı bir platformdur. Yani her şey burada oluyor.
Lloyd’s genellikle sıradışı veya büyük ölçekli riskleri sigortalar:
* Deniz ve gemi sigortaları
• Havacılık sigortaları
•Uydu ve uzay sigortaları
•Film prodüksiyon sigortaları
•Spor etkinlikleri
•Ünlülerin vücut parçaları (örneğin ses, bacak vb.)
• Normalde bir gemi için Hürmüz Boğazı geçişi sırasında savaş risk sigortası primi geminin değeri üzerinden yaklaşık %0.2–0.25 civarındaydı. Şu anda bu %1’e kadar çıktı (yani yaklaşık 4–5 kat artış) veya bazı pazarlarda daha bile yüksek seviyelere ulaşabiliyor. Bu, örneğin 100 milyon dolarlık bir gemide tek bir sefer için sigorta maliyetinin yaklaşık 1 milyon dolara çıkabileceği anlamına geliyor.
Caferr: Normal sigortaya ek. 100 milyon USD değerinde bir VLCC (Very Large Crude Carrier)
Hull & Machinery: gemi değerinin yaklaşık yüzde 0.5 – yüzde 0.8’i → yıllık yaklaşık 500.000 – 800.000 USD
Gemilere geç emrini ABD degil İngiltere verir. Gemi lyod haber bekler. Izinsiz geçer ve. Vurulursa para ödenmez. Izinli gecti vurulsu bir gemi için mal can vb 150 m dolar ödenir bazen fazla.
Hapag 305 gemisi var; Alman firma, Maersk var bir de 700 gemisi var. Korsanlara karsi prim ödememek için özel orduları var bunların. Savaş gemisi gibi. Yalnızca bu yılın ilk 3 ayında, açık denizlerde korsanlar tarafından 66 yeni saldırı düzenlendi. 4 gemi kaçırıldı, mürettebattan 75 kişi rehin alındı, saldırılarda en az bir gemici yaşamını yitirdi.
TOPLUMSAL HAFIZA
Toplumsal hafıza (kolektif bellek), bir toplumun ortak geçmişini, kültürel değerlerini, geleneklerini ve deneyimlerini kuşaktan kuşağa aktaran dinamik bir yapıdır. Politika, medya ve kültürle şekillenen bu yapı, toplumun kimliğini korurken bugünkü tutum ve kararlarını derinden etkiler. Statik değildir, sürekli yeniden inşa edilir
Hafızasız toplum, geçmişte yaşanan önemli olayları, toplumsal kırılmaları, hataları veya kazanımları kolektif bilincinde tutamayan; dünü unutarak sadece bugünü yaşayan toplulukları ifade eder. Bu durum sosyolojik bir “toplumsal amnezi” olarak da adlandırılır
Hafızasız bir toplumun temel özellikleri ve sonuçları şunlardır
Hataların Tekrarı: Geçmişteki yanlış kararların veya felaketlerin nedenleri unutulduğu için toplum aynı döngüye tekrar girer.
Kimlik Kaybı: Tarih ve kültür, bir toplumu bir arada tutan harçtır. Hafıza zayıfladığında ortak aidiyet duygusu ve toplumsal kimlik de çözülür.
Manipülasyona Açıklık: Egemen güçler veya medya, geçmişi istedikleri gibi yeniden kurgulayarak veya unutturarak toplumu daha kolay yönlendirebilir.
Sorgulama Eksikliği: Neden-sonuç ilişkisi kuramayan toplumlar, mevcut sorunların kökenini anlayamaz ve çözüm üretemez.
Kültürel Süreksizlik: Değerlerin ve birikimlerin kuşaktan kuşağa aktarımı sekteye uğrar; her nesil hayata adeta “sıfırdan” başlamak zorunda kalır.
Yorum: Selim APAYDIN
