Selefilik ve radikalizmin gençlik üzerindeki etkileri

Selefilik ya da radikal dini akımlar konusu bugün tüm dünyayı etkilemiş durumda. Bu etki, her geçen gün insanlara ve toplumlara yönelik eylemlerini giderek artırmakta.

Selefiliğin maddi kaynakları, kullandığı argümanları, Kur’an’ı keyfi veya ideolojik menfaatlerine göre yorumlamaları gibi konulara girmeden daha çok bu yazı da, Selefilik & Radikalizmin insan kaynağı olarak öncelikle gençler ve orta yaş grubunu nasıl ikna ettikleri konusunu ele alacağız.

Selefilik & Radikalizm, ‘kendilerini ‘İslam’ın en doğru temsilcileri’ olarak görme ve tanımlama üzerinden yürütülmektedir. Bu bakış açılarına göre de, günümüzde hiçbir Müslümanın ve Müslüman ülkenin Kur’an’ı doğru anlamadığı ve Kur’an’nın emirlerini yerine getirmediğini savunarak kendilerini bu konuda ‘vazifeli’ kılmışlardır. Ancak; bugüne kadar ki varoluşlarını tamamen sözde ‘dini içerikli eylem, terörizm ve dinlerarası savaşın’ temellini oluşturacak faaliyetlerin dışına çıkamadıkları veya çıkamadıkları görülmektedir.

Özellikle Avrupa merkezli eylemleri ve eylemcileri göze çarpmakta. Avrupa’yı bir taraftan varlıklarını devam ettirmek için önemli bir insan kaynağı üssü görmeleri diğer taraftan da varlık nedenleri olan terörizm faaliyetlerini de bu coğrafyada etkin kullandıkları bilinmekte.

Bunarağmen başta Avrupa olmak üzere ABD ve Rusya’nın bu konu üzerinde yeterince durduğu ve ciddiye aldığını söylemek zor olabilir. Bunun nedeni, devletlerin kendilerini koruma reflekslerini gösterme şekilleri bireyler gibi olmayabilir. Ancak ortada her an bir kaosa neden olabilecek potansiyel varken ve bu potansiyelin ana kaynağı ‘genç nesil’ iken bu yapıyı / ideolojiyi dikkate almakta, önemsemekte geç kalınmamalı.

Selefilik & Radikalizm akımını, mağduriyeti uzun süre devam eden ülkeler (Afganistan, Lübnan, Filistin vb) ile ikinci sınıf insan konumunda algılanan yani beyazlar içinde hep siyah muamelesi gördüğü düşündürülen göçmen ve mülteci sosyal olgusuna sahip insan grupları oluşturmakta.

Özellikle de Batı toplumlarında ki, göçmen ve mülteci profiline sahip bireylerin sosyal ve psikolojik travmaları üzerindenbu radikal düşünceler beslenebiliyor. Yani, toplum mühendisliği yapılarak adeta gerek Selefilik & Radikalizm ve gerekse ırkçılık üzerinden fanatizm oluşturulan gruplar işlenerek sürekli canlı tutulan hücrelere dönüştürülüyor.

Sonuç; yine masum, günahsız kişiler üzerinden toplumsal barış, huzur ve kardeşçe yaşama gibi ortak paydaların patlatılması. Selefilik & Radikalizmin tercih ettiği ve bünyesine dahil etmeye çalıştığı bireylerin (Genç ve Orta yaş: Z ve Y kuşağı ) ortak kişilik ve Psikolojik özellikleri;

  • Şiddet ve baskıcı bir çocukluk dönemi yaşayanlar,
  • İçine kapalı,
  • Kendilerini ispatlama mecburiyetinde hissedenler,
  • Agresif, şiddet yanlısı, sadist kişilik tipleri,
  • İşsiz ve hedefi kalmamış insan profilleri,
  • Hayalperest ve maceraperest yapıdakiler,
  • Ezilmiş, ötekileştirilmiş, mobing uygulanmış kişiler,
  • Duygularını uçlarda yaşayan tipler,
  • Yaşadığı topluma oryante olamamış kişiler,
  • Sık sık öfke nöbetleri geçiren ve etrafa zarar vererek rahatlamaya çalışanlarda,
  • Anne-Baba ilişkilerinde ciddi sorun olanlar,
  • Ailesi tarafından dışlanmış veya kabul edilmeyen insanlar,
  • Herhangi bir dini düşünceyi abartılı yaşayan,
  • Özgür iradesini kullanmakta zorlanan, bağımlı kişilik tipleri,
  • Aşırı duygusal ve her şeyden çabuk etkilenebilen,

Bu ve buna benzer kişilik özelliklerine sahip bireylerin, diğer şartlarında oluşturulmasıyla radikal bir eylemci potansiyeline dönüştürülmesi hedeflenir. Bu açıdan her bir özelliğin, sorunun tek tek ele alınarak işlenmesi, çözümlenmesi gerekir.

Normalde her insan da yukarıda bahsettiğim psikolojik durumlar ve kişilik özellikleri az da olsa görülebilmekte. Ancak, bu özelliklere sahip bireylerin bu tür radikal yapılar tarafından keşfedilmesi, vaatlerde bulunulması, motive edilmesi, değerli olduğu hissiuyandırılması sonucunda çok etkin bir eylemciye dönüştürülebildiği görülmekte.

Peki, ebeveynler ve resmi otorite (devlet) bu bütüncül sorun karşısında neler yapmalılar? Öncelikle, Anne-Babalar çocuklarıyla doğru ve özverili bir iletişime geçmeleri gerekir. Çocuğun her türlü ihtiyacını karşıladığını düşünen ebeveynler şunu bilmeli ki, devlette maddi ihtiyaçlarını insanların karşılayabiliyor ama sevgi, duygu veşefkat konusunda bu mümkün olamıyor.

Yani ebeveynler özelikle 12-18 yaş gurubu çocukları ile çok iyi iletişim kurmalı, sevgi ortamı oluşturmalı ve evrensel değerler üzerinde doğru örnekleri oluşturmalılar. İnsanız psikolojik sorunlarımız da olabilir. Ama her türlü sorunların da çözüm yerleri mutlaka vardır.

Ebeveynler sorunlu çocuklarına destek almalı. İnternet, sosyal medya içerikleri kadar çocukların arkadaş çevresi de bilinmeli, tanışılmalı. Her bir çocuğun 3-5 kişilik sosyal arkadaş grubu oluşturulmalı.

Okul başarısı düşük yada düşmekte olan gençler okul ve görevliler tarafından dikkate alınıp takibi yapılmalı. Çocuğun ilgisi başka bir konuya mı kaymış, bakılmalı. Ebeveynler çocuklarını birey olarak kabul etmeli, değerli olduklarını, özgür olduklarını ifade emelliler.

18 yaşından sonra ki yaşamlarında da anne-baba ve sosyal çevresi çocukla irtibatını devam ettirmeli. Yani insani ve duygusal bağları kopuk bireyler arayış içine girerler. Yanlışa yönelmelerinin önüne ancak doğruyu göstererek geçebilirsiniz. Sistem ve insanlar, insanın onurunu, kişiliğini yok saymamalı. Tüm yanlışların temelinde çok özel bir neden yoksa etki -tepki prensibiyle hareket vardır.

Trafik kurallı gibi, bireye saygı, ortak yaşama kültürü, farklı olanları dışlamama gibi temel insani normları öğretmeli, içselleştirmeli. Bataklığın kurutulması gibi ciddi bir gayret ile Selefilik &Radikalizm gibi düşünce akımlarının önüne geçilebileceği düşüncemi korumaktayım.

Uzman Psikolojik Danış

- Reklam -
Önceki İçerikABD nefes kesen seçim günü…İlk sonuçlar geldi!
Sonraki İçerikAlmanya’da en son korona vaka sayısı açıklandı
ÇİFT - YETİŞKİN VE ERGEN DANIŞMANI

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

three × 4 =