Yol arkadaşlığı

Hepimizin bir hedefi veya hedefleri vardır, olmalı da. Onları gerçekleyebilmek için çevremizden yardımcı olabilecek insanlar ararız. Ancak yol mu önce gelir yoksa yoldaş mı, bunu kestirmek çok kolay değil.

Bir video seyretmiştim. 100 yıl önce resimler yapılarak 2000 yılındaki gelişmeler tahmin edilmeye çalışılmış. Bazı şeyler tutturulmuş, helikoptere benzer bir alet resmedilmiş mesela. Böyle bir çalışmadan, insanların hayalleri, fantezileri gördükleri ile ilgilidir, sonucunu çıkarabiliriz. Melek hayal ederken hemencecik çevremizde gördüğümüz güzellikleri katar katıştırırız, kocaman kanatları olan nurlar içinde bir varlık çıkar ortaya. Ancak bu çıkarım kesinlikle doğrudur diyemeyiz. Çünkü sıradışı gelişmeler her zaman için mümkün olabiliyor. Doğrudur, demiş olsa idik uzay, elektronik, otomasyon, gen vb.. teknolojik gelişmeleri açıklayamazdık.

Halter şampiyonalarını seyrederken, sporcuların kaldırdıkları ile kapasiteleri arasında nasıl bir ilişki vardır diye düşünmüşümdür. Her katılımcı için söyleyemem ama sanki iki kriter gözleniyor gibi gelir bana. Rakiplerinden fazla kaldırmak veya dünya rekorunu kırmak. Ya daha fazlası…

Hicret veya göç, hangi amaç veya zorunluluk ile yapılırsa yapılsın, travmalar yaşatabilir insana ama insanlığın bir realitesidir. Yeni diyarlar, bilinmezler, yarınsızlık, tanınmazlık, tanımazlık… Ancak maddi manevi ciddi gelişmelere, yeni medeniyetlere, güzelliklere yol olmuş hep. Çok farklı yönden değerlendirilebilir bu. Vatanından ayrılanın farkındalığı artmış olabilir veya gidilen ülkelerde rahat, revahet, durağanlık yükseliştedir.

Demek istediğim şey, yol dahi yoldaşlar ile bulunur. Birilerini, bir şeyleri severiz, isteriz, özleriz, birilerine kızarız, birileriyle inatlaşırız, velhasıl kelam seviniriz, güleriz, ağlarız, dolarız, taşarız, bazen de kayboluruz… Bir şeyler bir şeyleri tetikler ve biz kendimizi yolda buluveririz.

Yol bulmayı, yolda olmayı, yol olmayı çok abartıyoruz sanki. Yol hayattır, nefes almaktır, yemektir, duymaktır, hissetmektir… Ancak bir yoldan bahsediliyor ise yüklenen özel bir anlam olmalı tabii ki. Farklılıkları görmemek gibi mesela, seveni de söveni de bir görmek gibi veya. Her hadiseyi bir mesaj bilmek güzelliklere. Şeyh Taptuk Emre, bütün yollar Allah’a varır, der. Yolsuz olan yoktur yani. Yolda olan kimseyi yolsuz görmez zaten.

Bir insanın yolunu bulabilmesi iç alemi ile dış alem arasında bir denge kurabilmesi ile anlamlı. Bu bir süreçtir tabii ki. Gelgitler olur, denemeler, isyanlar, kabullenmeler, tekrar ve tekrar devam eden bir öğrenme süreci… Tabii ki yoldaşlarla birlikte. Kötü komşumuz olur, mal sahibi yapar bizi. Edebi edebsizden öğreniriz. Edebsize edebsiz demek edeb değildir ama. Taptuk Şeyh der, başımıza her ne gelir ise yoldandır, yoldaştan değil.

Herkesi yoldaş bilmeli ama sevilmeler yoldaş olmaya yetmiyor. Nefretin ise, hayatın içinde bir karşılığı yok. İntihar etmek gibi bir şey bu. Fikirsizlik, çözümsüzlük, yüreksizlik veya. Mutlu olmak istemek ama çıkmaz sokaklarda tırmalayıp durmak…

Yol arkadaşlığı yola çıkmak ile başlar, yolda olduğunun farkındalığı ile. Anlamak ister insan, sorgular, sorar, kendincesini değil tabii ki, insanlığa ne ifade eder kavramlar, hissiyatlar, tavırlar bilmek ister. Kurduğu denklemleri her hadisede dener, gerçeklenebildiğinden emin olmaya gayret eder. Her ne kadar emin olsa da doğruluğundan düşüncelerinin, yoldaşlar ile test etmek, onların gözü ile görmek ister, onların tecrübelerinden istifade etmemeyi bir kayıp görür.

Kavramları çok mu eğip büküyorum bilemedim şimdi. Yol arkadaşlığı için çok farklı şeyler vardı haznemde. Belki de dostluk demeli ona. İki Allah dostunun telefonda saatlerce hiçbir şey söylemeden ağlaması yoldaşlık ile açıklanamaz çünkü.

- Reklam -
Önceki İçerikScholz, asgari ücreti 12 euro yapmada ‘kararlı’ olduğunu söyledi
Sonraki İçerikSüt ve kekin enfes birleşimi! Trileçenin tarifi

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

1 + nine =