Üzülüyorum

Hem de çok. Herhangi bir insanla iletişimde limoni bir şey yaşasam, üzülüyorum. Haklı olayım, haksız olayım farketmiyor. Neye yormalıyım bunu? Psikolojideki adı nedir bu halimin?

Psikologlar veya bilenler hemencecik tanımı koymadan önce yüreğimdeki ateşi söndürsünler. Bilmeler derman olmuyor çünkü. Hatta bazı şeyleri bilmiyor değilim.

Takıntılı birisi diyen de olur, özgüven eksikliğine dayandıran da, hassas, haklı olma, üste çıkma, hükmetme sevdalısı, egoist… diyen de. Hepsi doğru olabilir. Kim yanlışlayabilir ki, nasıl yanlışlanabilir?

Benim gerçekte nasıl bir insan olduğumu bir yana bırakarak asla odaklanabilirsek belki farklı bir şeyler keşfetme fırsatı vermiş oluruz kendimize, kendimiz için, ailemiz, mahallemiz, milletimiz, insanlar için, geleceğimizi inşaa etme adına…

Herhangi birisi ile bir iletişim kazası yaşadığımızda öğreneceğimiz şeyler var demektir. Veya herhangi birisi ile yaşanan iletişim kazasının hayatımızın her noktasında izlerini görmek mümkündür.

Çocuktan al haberi denilir ya. Direkt söylemez ama anlatır anne, babasının nasıl da anlaşamadığını. Veya sabırsızlığını, anlayışsızlığını, mantıksızlığını, çözümsüzlüğünü… Okuyan okur. Yanılma ihtimalini göz ardı edemeyiz ama bir göstergedir bu. Dostum çok uç bir örnek verdi, yaşanmışlığını anlattı. Yedi yaşlarında bir çocuğun hala altı bağlanır. Yüzü gülmez, mızmız. Biraz oynamış onunla. Can gelmiş yüzüne. Annesi, çocuklar ile oynamayı bilmem, diyormuş. Suçlu kim?

Dostlarla konuşuruz bazen. Oğullarından kızlarından yakınırlar, ilgilenmek zor derler, bir sürü şey söylerler. Kendinizi şikayet ediyorsunuz, derim. Doğru olabilir mi?

Kimin kim olduğunu veya olmadığını, haklı veya haksızlığını, doğru veya yanlışlığını bir kenara bıraktığımızda ne kaybederiz, bir an denesek. Belki anlayabiliriz böylece. Düşmanlarımıza karşı önlem almamız, strateji geliştirmemiz mümkün olabilir. Belki düşman bile kalmayabilir. Dost bulabiliriz, dost olabiliriz yürekten. Yol bulabiliriz, yol olabiliriz, güzelliğe, arzularımıza, sonsuzluğa…

Bir dostum var. İlk tanıştığımız zamanlardı. Her ne yaşanırsa yaşansın küsmemek üzere söz verdik birbirimize. Yaşandı da, küstük bile. Ama uzun sürmedi. Neden ihtiyaç duymuştuk bilemedim şimdi. Neyi arıyorduk, neyi bulduk da zorladık kendimizi. Sanki kader birliği etmiş gibi. Oysa ayrı dünyaların insanları bile sayılırdık başlarda.

Şu andaki hissiyatımla tüm insani davranış biçimlerini yaşamamız gerektiğini düşünüyorum. Kızmak, küsmek, darılmak, sevmek, özlemek, beğenmek, rahatsız olmak… Dayak? Evet, demek istemem ama bazı şeyleri aşmamızı sağlayacak ise evet. Anlayışsızlığımıza karşı, ön yargılarımızın esiri olmamak için.

Çünkü anlamak çok önemli. Düşüncelerimizi söylemeye çekinmemizin hiç bir nedeni kalmaz yapabilirsek. İlim deryası açılır önümüze, hatalarımıza gülüp geçebiliriz. Hayallerimize sahip çıkabiliriz. Hayatı akışına yaşayabiliriz. Çünkü insanlığın en önemli refleksidir kendisini korumak. Şahıs hedef alınmadı ise eğer, normal şartlarda iletişim kazası olmamalı.

Ben bunun doğru olacağına inanmıyorum demek ile, benim bu konuda farklı düşüncelerim var demek arasında dağlar fark var. Siz nasıl böyle düşünebilirsiniz demeyi ise bir yere koyamıyorum. Veya ben senin yerinde olsam… Kavgada bile söylenmez denilir ya, öyle işte.

Bir Allah dostu, bir kişi her dediğinize evet diyorsa, ya sizinle dalga geçiyordur ya da akli melekeleri iyi durumda değildir, der. Yapıcı bir insanın, bir şeylerin daha iyi olması için fedakarlığa hazır olan birisinin, herhangi bir hadisede susması beklenemez. Bir fikrinin olmaması düşünülemez, kabul edilemez. Normal değil bu, bence normal değil. Çok farklı şeyler söylenebilir. Müsbet manada, yolunu bulmuştur denilebilir. Yolunu bulan, sadece yoluna odaklanan birey, yanlışlamaya çalışmaz, vaktini, sermayesini harcamaz buna, abes görür. Hayrolsun der geçer.

Atlanmaması gereken şöyle bir kriter de var. İnsanlar bazen sadece konuşmak istiyorlar. Herhangi bir karşılık beklemeden, duvara söyler gibi. Bir robotla konuşur gibi hissiz. Nasıl bir şeydir buldukları bilemem. Değer vermiyorlarsa anlatmaları beklenemez, veriyorlar ise karşı fikirlerden rahatsız olmaları, ret etmeleri…

Üzülüyorum işte. Bana ayna olabilecek iken, düşüncelerini paylaşarak benim yüreğimi genişletebilme fırsatını bana vermeyerek susmamı beklemeleri karşısında üzülüyorum. Aslında yapılması gerektiğine kesinlikle inandıkları halde, açıkça dile getirmelerine rağmen yüreklerinin yetmeyişine. Ve bu hallerini perdeleyebilmek üzere diğerlerinin de yapmadıklarından şikayet edip durmalarına. Çözümün bir parçası olma yolunda kaosu körüklemelerine… Üzülüyorum.

- Reklam -
Önceki İçerikEve silahlı saldırı: 2 ölü, 3 yaralı
Sonraki İçerik700 yıl önce yaşayan bir kadın ile adam yeniden canlandırıldı

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

one × 3 =