Entelektüel olabilmek

Nedir, neden önemlidir? Tabii ki bu sorunun cevabını kendime göre verebilirim, kendi arayışıma, buluşuma, bulduğumu sanışıma göre…

Öncelikle insanın kendisi için söylediği iyi veya kötü herhangi bir sözün kıymeti olamaz. Övüyorsa, kendisini beğendiğindendir. Yeriyorsa ya tevazu yapıyordur ya da başka bir şey vardır. Belki bir psikolojik rahatsızlık veya bir vurdum duymazlık, bir şeyleri hafife alma, deli numarası gibi bir şey, aklın ağırlığından istifa etme, bir süreliğine dahi olsa özgür olma, kuşlar gibi kanat çırpma gökyüzünde… Burada garip bir şey takıldı aklıma, neden özgürlük kuşlar ile simgelenir? Olaylara bütüncül bakmaya da kuş bakışı deriz. Bir ilgisi olabilir mi bunların, özgürlük ve kuş bakışı? Hadiselerin birbiri ile ilgisini görebildiğimizde, neyin neyi tetiklediğini bilebildiğimizde, taa en başında gidişatı ön görebildiğimizde özgür hisseder miyiz kendimizi? Özgürlük, çok derin bir konu ama entelektüeller özgür olmalı…

İlginç, akışına tefekkür ederken, kendimiz hakkında söylediklerimiz anlamsız derken karşıma özgürlük çıkıverdi. Zaten birbiri ile ilgisiz değil bunlar. Özgür isek eğer, yeterince özgürlüğe yelken açabildik ise, diğerlerine kendimiz hakkında iyi dedirtmek için uğraşmayız. Ne kadarda iyi olduğumuzdan, bilgimizden, görgümüzden bahsedip durmayız. Zaten insanlar kendilerine faydası dokunanı veya benzeyeni iyi olarak niteler. Genelde böyledir, özelde kim bilir ki.

Yazılan 3 paragrafı okudum, tekrar ve tekrar. Sanki söylenecek herşey söylenmiş gibi geldi bana. Kafamda esen düşünce fırtınası bocalanıvermiş kağıda. O kadar birbiri ile ilgili ki kavramlar, kriterler, nasıl ayrılır bilemiyorum. Veya bu konuda yaşadığım hadiseler nedeni ile çok doluyum ve bu nedenle sıralanmıyor kelimeler…

Özgürlük, entelektüel düşünce için olmazsa olmaz bir haldir. Belki diğer tüm kriterleri özgürlük ile bağdaştırabiliriz. Veya özgürlük anahtarı ile açılan sonsuzluk bahçesindeki gülleri konuşabliriz.

Özgürlük bir farkındalık düzeyidir denilebilir. Mazeretlerinin, kapasitesinin, duygularının, korkularının, isteklerinin, diğer etkenlerin, paydaşların, ne yaparsa ne elde edebileceğinin farkındalığı…

Entelektüel düşünceye sahip insanlar çok şey bilirler ama çok bilgi insanı entelektüel yapmaz. Bilginin kölesi olabilir çünkü insan. Oturup ansiklopedi ezberlemez belki ama her şeyi bilir. Neyin nasıl yapılacağını söyleyiverir. İyi nedir, kötü kimdir, sorabilirsiniz ona. Cevabı hazırdır. Ama iyilik neden sürekli olamaz, kötü neden kötüdür, bilemez. Buna göre entelektüellerin bilgileri daha az bile olabilir. Herşeyi bilemezler belki ama her bildiklerini her şeyde test ederler. Önyargısız bir yaklaşımla ilkelerini sürekli geliştirir, genişletirler.

Entelektüeller sonuca odaklanmazlar. Evet büyük bir başarı elde etmek güzel olabilir. Veya başaranı el üstünde tutmak, atalarımız ile gurur duymak, erdem olabilir. Ancak sonuç kaçınılmazdır, sadece yaşanır, gözyaşları ile belki de, gözyaşlarını silerek… Süreç sonucun delilidir, nüvesidir, göstergesidir, bilen bilir. Geçmişimiz ile övünmek de bir süreçtir. Sonucu ne ola ki. Sonuca odaklandığımızda büyük işler başarmamız mümkün olamaz. Büyük hedefler korkutur çünkü bizi. Çabucak yorulabiliriz. Kestirme yollar arayabiliriz. Böylece hedeften sapmalar mümkün. Ve belki de en önemlisi, sürecin sefasını kaçırabiliriz. Yapıyor olmaktan zevk almalı. Hayat bir garip işte. Bir bina inşa ettiğimizi düşünelim. Bir yılda tamamlanmış olsun. İlk koyduğumuz tuğla ömründen bir yıl kaybetmiştir. Ve o bina en çürük tuğla kadar sağlamdır…

Entelektüeller geniş düşünürler, hadiseleri yeterince derinlikte ele alırlar. Aksi yanlış çıkarımlar verir çünkü. Dünyanın anlık fotoğrafını çektiğimizde görünen odur ki, eşek sayısı ile gelişmişlik arasında doğrusal bir ilişki vardır. Veya hristiyanlık medeniyettir, zenginliktir, özgürlüktür. İslamiyet ise kaos, kargaşa, zulm, güçlünün gücünü yetirdiğini ezmesidir, yalandır. Ancak zaman çizgisinde geriye doğru giderek fotoğrafları tekrar ve tekrar ele alabilirsek insan realitesi ile karşılaşabiliriz. Hatta bazılarının dini bir yönetim aracı olarak kullandıklarını bile görebiliriz. 3000 yıl öncesine gidip Atena sokaklarında Stoacıların sohbetlerini dinlediğimizde, söylenenlerin günümüze de ışık tutmasını hayretle karşılayabiliriz.

Ve böylece anlayabiliriz ki, bilgi yetmiyor. Bilmenin ötesinde başka şeyler var. Hatta bilmek bazen zarar bile verebiliyor. Bir insana kötü dediğimizde kötülüğün nasıl bir şey olduğunu bize bilfiil gösterebiliyor mesela. Veya sadece kötüyü bilerek iyiliğe yollar yapılamıyor.

- Reklam -
Önceki İçerikTOGG’un deneme üretimi başladı
Sonraki İçerikYiyecek poşetinden çıkan yüz bin euroya gümrük el koydu

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

1 × 3 =