Ara değerlendirme

Fatiha suresi ile ilgili, mealler referans alınarak hayat tecrübelerime, düşünce sistemime göre dostlarla yapmış olduğum tefekkürlerimi özetlemeye çalıştım. Doğru mudur, yanlış mıdır, eksik midir bilinmez. Ancak belirli bir mantık çizgisinde yazılan, söylenen şeylerin inkar edilmesi mümkün değil. Kuran’a bakışımız bu.

Yapmış olduğumuz bu çalışma çok ilginçti. Yazılmış tefsirler ile yetinmem gerektiğini söyleyen dostlar oldu. Hangi ayetten bahsettiğimi anlayamayanlar da vardı. Klasik anlamda yardımcı olmaya çalışanlar da. Hepsinden Allah razı olsun. Değerlendirme yapanlar değer bulmuşlar ki kritik ediyorlar. Belirli bir bakış açısı ile ele aldığım konular beni bir yerlere götürdü. Ciddi Kuran, Arapça bilgisine ihtiyacım vardı. Umarım bir gün o soruların da cevaplarını bulabilirim. İnsan tüm sorularına cevap bulmalı çünkü.

Yazılanlar kime, ne ifade eder bilemem. Ama benim için çok önemli. Dünyadaki her şeyden daha değerli hatta. Çünkü düşünce sistemimin karşılığını Kuran’da buldum.

Yakın bir zamanda inanç sistemimi ciddi bir şekilde ele almaya başladım. Kuran’ın insanı nasıl ele aldığı ilk sorularım arasında idi. Başka bir sürü saçma sapan sorularım vardı. Birçoğu anlamsızlaştı zamanla. Ama yenileri geldi. Mesela inanıyorum ki, Rabb’imiz dedikodu etmez, bir başkasını şikayet etmez, Kuran kendisini muhatap almayanlara konuşmaz. Fatiha suresinin ilk 6 ayetinden çıkan bir kriter bu. Ama ilgili ayetlere odaklanmak, ne gibi incelikler var görmek isterdim.

Fatiha suresi son ayette „Nimet ve lütfuna nail ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.“ duasını yaparız. Daha doğrusu Rabb’imiz bize yol gösterir. Bu ayet ışığında hayatımıza yön vermemiz hayatta istediklerimize, ahirette rızaya erişmeye en kısa yol. Ayete odaklandığımda ilk aklıma gelen soru şu: 5 ve 6.ayetlerde biz diyoruz, huzur makamında Allah’a dua ediyoruz. Bir nevi hasbihal, arzuhal söz konusu. Ama bu ayette kimin için istediğimiz belli değil. Meallerden anlaşılan bu. Ne düşünebiliriz bu incelik hakkında.

5 ve 6.ayetlerin devamı olarak düşündüğümüzde 7.ayette de açıktan biz kipi olmasa da biz diyor olabiliriz. Tabii ki Arapça gramer kurallarına veya Kuran’ın beyan usülüne göre değerlendirmeli. Bunu doğru kabul ettiğimizde ikinci bir soru veya farklı bir durum oluşmakta. 7.Ayetteki biz kapsamı önceki ayetlere göre daralmakta.

5 ve 6.ayetleri öğrenme, 7.ayeti ise uygulama süreci olarak düşünebiliriz. Yaratılmış olmanın farkındalığı ile biz diyerek Allah’ın huzurunda halini arz eden birey, toplumsal problemleri çözme aşamasına geçmiştir. Tabii ki yaratılmış olmanın farkındalığı ile, tüm yaratılmışlara saygı göstererek.

7.ayette bir yol ayrımı söz konusu. Ne kadar derin bir imana sahip olursak olalım, ne kadar çok iyilik yaparsak yapalım, ne kadar çok şey bilirsek bilelim, riskimizin devam ettiğini düşündürür bu bana. Hangi seviyede olursak olalım, yaptım, bildim, hak ettim dediğimizde, demeyi bir kenara bırakalım, böyle bir düşünce zihnimizde dolaşmaya başladığında her türlü kötülüğü beklemeli, hem de hiç farkında olmadan beklemeli, Allah Allah diyerek hem de. Ne kadar iyi niyetle hareket etsek de, muhataba hissettirdiğimizi asla bilemeyiz çünkü. Kendimizi iyilerden gördüğümüzde diğerlerini kötü görme yolu açılır önümüze.

Gazaba uğrayanlar, sapanlar kimlerdir, neler yapmışlar da sapmışlar, Kuran’a soracağız. Tabii ki ne arıyorsak onu bulacağız. Ancak bunu yaparken onların kimler olduğunu tespit etmeyi amaçlamıyoruz. Beyanın hikmeti bu olamaz çünkü. Aydınlığı anlatmanın veya anlamanın en kolay yolu karanlığı bilmektir. Herhangi bir şeyi en ince detaylarına kadar ele alabilmek için her şey sorulmalı. Olursa ne olur, olmazsa ne olur, olmuş da ne olmuş. Allah’ın varlığına deliller ararken de yapmalı bunu. Allah var ise neyimiz eksik, yok ise neyimiz fazla.

Kuran kıssalarını okurken iyiler bizi bir hoş ediyorsa, kötüler için kafamızda birileri canlanıyor ise ciddi bir yanılmamız söz konusu olabilir. Bir inanç grubu için düşündüğüm nankörlüğü, zaman geldi yaparken buldum kendimi. Kuran’ın kötüleri anlatmasındaki hikmete odaklanmak isterdim. Kesinlikle hüküm vermemiz, birilerini münafık, müşrik, kafir diye nitelememiz için olmamalı. Allah’ın hükmünü biliyorsak, söylemeye izin var ise söylenir tabii ki.

Dostlarla konuşuruz bazen. Ders almak, tefekkür etmek için söyleşiriz. Birilerini kötülemek için değil ama. Kendimizi temize çıkarmak için değil. Bilmem ki zararı var mıdır, gıybete girer mi bu sohbetlerimiz. Bazı Allah dostlarının Kuran kıssalarından bile olsa motive edenlerine odaklandığı dikkatimi çeker. Cehennem de anlatılıyor ise, anlatılması gereklidir ancak.

- Reklam -
Önceki İçerikBayern Münih şampiyonluk kupasını aldı
Sonraki İçerikAlmanya’da Schleswig-Holstein Eyalet Meclisi seçimlerinde CDU birinci çıktı

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

18 − eighteen =