Yalnızlığa giden ‘Yol’

‘Yalnızlık’ kelimesi insana biraz soğuk bir o kadar da ürkütücü geliyor. Ancak günümüzün ve böyle devam ederse de gelecek on yılları da kapsayacak insani bir sorun duruyor karşımızda. Yalnızlık, bazen istenilen bir durumdur. İnsan kafasını dinlemek, düşünmek, nefes almak için yalnızlığı isteyebilir. Ancak genel anlamda yalnız kalmak, konuşacak, dertleşecek birilerinden yoksun kalmak ise arzu edilen bir
yaşam tarzı değil diye düşünülür.

Bu konuda kadim Anadolu’nun güzel bir sözü vardır. ’Yalnızlık Allah’a mahsustur’ diye. Hiç kimse hayatta yalnız kalmak ve yalnız yaşamak istemez. Çok nadir olarak özel nedenler ve psikolojik sorunlar nedeniyle insanlar yalnızlığı tercih ederler. Her yalnızlığı isteyen insanda psikolojik bir sorundan bahsetmek ise kesinlikle doğru olmaz. Aynı zamanda, düşünmenin, huzuru bulmanın, derinleşmenin en temel fonksiyonudur yalnızlık. Yalnızlık olumsuz hisler uyandırsa da çok faydalı, motive edici yönleri de fazladır.

‘Azınlık’ kelimesinin bir anlamı da yalnızlıktır. Yanlız olan insanlar kalabalıklar da
dahi olsalar kendini azınlık hisseder. İnsanı yaşadığı ortama yabancı kılan şey nedir? Yada insan kalabalıklarda nasıl yalnızlaşır? Veya yalnızlık sadece insanın varolup olmamasına göre mi değerlendirilir? Bu soruların cevapları hem… hem de şeklinde olabilir.

Örneğin; bir insanı yaşadığı topluma yabancılaştıran şey hem kendi düşüncelerinin farklı oluşu hem de toplumun ona farklı bakışı, ötekileştirmesi olabilir. Yada insan herhangi bir nedenden dolayı insanlara küsmüş olabilir veya insanların içinde anlaşılmadığından yalnızlaştırılmış olabilir.

Aslında, yalnızlık bana göre günümüzde çoğunluğun içine düştüğü bir bunalım halidir. İnsanın kendine göre bahanesi, sessiz çığlığı her ne olursa olsun, bir kere kendine yalnızdır, eşine yalnızdır, vatanına yalnızdır. Kendine yalnızdır, kendini kendine anlatamaz, konuşur ama kendi içinde, zihninde kendisi dahi ikna olmamıştır. Arkadaşları vardır. Onlarla konuşur, şakalaşır, muhabbet eder ama anlaşıldığını hissetmediğinde yine yalnızdır. Ülkesi vardır, uğrunda herşeyini verebileceği değerleri olan, geçmişi olan, birikimi olan. Ama ona da yabancıdır, orada da yalnızdır anlaşılmadığını hissettiğinde.

Liderler, devrimci ruhlu insanlar her zaman etraflarında hitap edeceği birilerini bulurlar. Hatta o kadar ki, büyük kalabalıklara, kitlelere hitap ederler. Taraftarları, sevenleri, arkalarından gidenleri o kadar çoktur ki insan zanneder ki bu lider, yada devrimci kesinlikle yalnız olamaz. Yalnızlık hissini hiç yaşamaz. Oysa ki çoğu kez bu hiçte öyle olmaz. Bir lider yada topluma yön veren kişiler, ne zaman anlaşılmadıklarını veya doğru anlaşılmadıklarını hissederlerse, o zaman kendi karanlıklarına, yalnızlıklarına gömülürler.

Günümüzde sosyal medya üzerinden takip edilen bir çok fenomen kişiler, hatta izlenme rekorları kırmalarına rağmen yine de yalnız olduklarını düşünebilirler. Çünkü, ‘‘kişinin dinleyeni olmadığından değil anlayanı olmadığından yalnızlaşır,
sessizleşir’’ der Osho.

İnsan dünyaya geldiğinde ağlarken etrafı ona anlamsız bakar ve gülücükler atar. O ise bıkmadan yorulmadan ağlar, ağlar ve sonun da konuşmaya başlayınca istekleri bir bir yerine getirilir. Ne zaman ki kendini farkeder, büyür, fikir sahibi olur o zaman tekrar yalnızlaşmaya başlar. Bu, hayat yolculuğunun ince bir kaderi olsa gerek. Yalnızlık yada içine kapanma, sessizlik, insanların yaşamda başlarına gelen en kötü şeylerden bir tanesidir. Anlaşılmamak insanı etrafından hatta kendinden bile soğutabilir. Ancak, her ne olursa olsun, kaç kişi anlarsa anlasın insan kendini ikna etmiş, yürüdüğü yola inanmış ise, ”vücudum yansa bile gönlüm gül gülistan olur’’ diyebilmelidir.

Yalnızlık, doğru yolda olanların belki de kaderinin ona bir hediyesidir…

Uzman Psikolojik Danışman

- Reklam -
Önceki İçerikRusya uçuşlarıyla ilgili Almanya’dan flaş karar!
Sonraki İçerikMerkel, ülkenin doğusu ile batısını ele aldı

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

17 − 16 =