Konuşmak çok işe yarar

Konuşmak, insan canlısı için olmazsa olmaz önemli bir gereksinimdir. Diğer tüm canlıların da elbette kendine özel dilleri, iletişim biçimleri vardır. Sizlerle bu yazımda, konuşmanın sadece ‘konuşmak’ olmadığı üzerinde duracağım.

Konuşmak, insanoğlu için önce kendini ifade etmesi sonra da karşısındakini doğru anlamak için kurması gereken en önemli bir iletişim aracıdır. İnsanlık tarihiyle birlikte insan hep konuşmuştur. Bugün, dünyamızda tahminlere göre 7 binden fazla dilin konuşulduğu bilinmektedir. Tabi ki bu dillerin çoğunluğu kullanılmadığı için yok olma aşamasına gelmiştir. Asıl konumuz bu da değil.

‘Biz aslında konuşmuyoruz’ diyerek başlayan cümleler ‘Keşke konuşabilsek’, ‘Başımıza ne geldiyse konuşmayıp da içimize atmaktan geldi’ benzeri cümlelerle devam eder. Sizce bu durum her zaman böyle miydi? Eskiden insanlar konuşurken; kısa ama etkili, anlamlı ve öğretici, değerli ve yol gösterici o kadar sözleri olmuş ki, konuşan da kendisine konuşulanda meramını doğru anlatırmış.

O günlerde, sözü söyleyenin de kıymeti varmış, söz söyleneninde söyleyen tarafından değeri büyükmüş. Adeta konuşulan her söz hedefi tam on ikiden vururmuş. Konuşmak ve dinlemek arasında öyle bir evlilik yapılmış ki biri diğerinin önüne geçmemiş ve diğeri ona hep saygı göstermiş.

Eskiler, belki günümüz insanlarından z kuşağı ve ergenler gibi çok konuşmayarak ama onlardan farklı olarak hal dilleriyle ve bakışlarıyla en sağlıklı iletişimi kurmuşlar diyebiliriz. Çünkü konuşmak, ağızdan bolca kelime ve cümlelerle değil, içerdiği anlam, karşıda uyandırdığı his, paylaşılan dert ile senkronize bir haldi.

Şimdi gelelim günümüze ve kendimize!..

Günümüzde insanların çoğunluğu konuşmuyor desem, belki biraz abartmış olduğumu düşünebilirsiniz. Bu durumda her birinizin düşüncelerine başta saygı duyarım. Ancak tekrar kendinize ve en yakınınızdaki kişilere bir kez daha odaklanmanızı rica edeceğim. Bir düşünün konuşuyor musunuz?

Yoksa karşınızdakine ihtiyacınız olan şeyi söyleme veya istemenin ötesinde yüzde kaç oranında duygu paylaşımınız, duyguları hissedişinizi, anlaşılmanız ve anlamaya çalışmanız var. Gerçekten bir düşünün!.. Benim gözlemlerim, günümüzde insanların aceleci, stresli ve çoğu kez de kendini anlatmaktan daha öncelikli bir iletişimi olmadığı yönünde. İnanın, merak ediyorum farklı bir konuşmayı gerçekten becerebiliyor muyuz?

İki arkadaş, iki kardeş ya da kadın ve erkek sizce konuşuyor mu yoksa sadece kendini mi anlatıyor, ihtiyacı olan konudan mı söz ediyor? Bugün en temel sorun bana göre hem toplumları yönetenlerin hem de toplumların temel dinamiğini oluşturan aile ve aile içinde de kadın ve erkeğin konuştuklarını söylemek pek doğru olmasa gerek.

Şayet aile özelinden konuyu açacak olursak, karı ve koca doğru iletişim kurabilseler, konuşabilselerdi, ayrılıklar olmaz, aralarında soğukluklar olmaz ve çocukları ile mesafeleri bu kadar açılmazdı diye düşünüyorum. Bugün evlerin içi birlikte yaşayan insan görüntüsünün ötesinden çok da fazla bir anlam içermiyor. Şayet aile bireyleri konuşmayı bilselerdi, birbirlerini dinleyeceklerdi. Dinlediklerinde ise birbirlerine karşı eksik bıraktıkları şeyleri fark etme veya birinin üstesinden gelemediği sorunu çözmek için doğru desteği vermiş olacaklardı.

Bugünlerin birey ve aile ilişkilerine bu gözle bakalım. Baba ve anne aralarında cidden konuşmayı kavga etmeden becerebiliyor mu? Çocuklarıyla sevgi, şefkat ve anlayışa dayalı bir konuşma dili var mı? Yakın arkadaş, dost veya iş arkadaşlarımızla konuşurken, üstünlük kurmanın, haklı çıkmanın, en
iyisini, en doğrusunu ben bilirim ve söylerimin ya da sesimizi yükseltmeden, alınganlık göstermeden uzun soluklu konuşmayı kaçımız becerebiliyoruz. Lütfen kendimize bir dönelim ve özeleştirimizi kendimize saklayarak kendimize şu soruyu soralım: Ben insanlarla konuşmayı becerebiliyor muyum? Ben insanları amasız, fakatsız dinleyebiliyor muyum? Şayet bu konularda başarısız isem ne yapmam gerektiğini biliyor muyum?…

Uzun soluklu ve sağlıklı ilişikleri geliştirmek bu tür konuşma özürlü bireylerde hiçbir zaman meyvesini veremeyecektir. Çünkü konuşmaktan kaçan, kendini ve niyetini doğru ifade edemeyen bireyler güvenli bir ilişki oluşturamazlar. Şayet kişiler ve ideolojiler, kendi ve sistemik mutluluklarını sağlamak ve kalıcı kılmak istiyorlarsa bana göre en etkili çözümlerin ilki konuşmayı becerebilmek ama sadece konuşmayı.

Konuşma fırsatı bulamayan, düşüncesini ifade edemeyen her birey içinde bulunduğu sistemin en etkili muhalifi olarak kendisini yeniden konuşlandıracaktır. Bu tür ayrışmalar başta sistemlere sonrada aile ve bireylere oldukça zarar verecektir.

‘Konuşmak sadece konuşmak değildir’ derken kastettiğim şey tam da buydu. İnsanların değerli ve anlamlı olduğu hissi ancak konuşmasına ve anlaşılmasına verilen müsaade kadardır. Tabi ki burada ‘ağzı olan konuşuyor’ argo ifadesiyle muhalif bakacak okuyucular da olacaktır.

Burada konuşmaktan kastımın tekrar altını çizerek doğru anlaşılması için müsaadenizle tekrar edeceğim. Konuşmak, ihtiyaç kadar, fikir ve farklılık katmak için ya da duyguların paylaşımı ve hissedilebilmesi için uygun ortamda uygun süresi kadar yapılan bir eylem olmasıdır.

Konuşmanın olmadığı her bir ortamda, karından konuşma, dedikodu artışı ve huzursuzlukta baş gösterecektir.W. Shakespeare’ in şu sözüyle bitireyim: Konuşulmayan acı, kalbi parçalar.

- Reklam -
Önceki İçerik20 ayın ardından, çifte aşılılara sınırlar açıldı
Sonraki İçerikNewcastle United’ın yeni menajeri Eddie Howe oldu

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

14 − one =