Boşanmak çiftlerin kendi kararıdır

Son zamanlarda çiftlerarası ilişkilerin sağlıklı gitmediği bilinen bir gerçektir. Evlilik ve aile açısından olumsuz olan bu durumun temelinde birçok etken gözlenmektedir.

Özellikle teknolojik gelişmelerin artması buna bağlı olarak insanlara duyulan yardım ihtiyacının azalması aynı zamanda da yakın ilişkilerin yerini sanal iletişime bırakması, ekonomik özgürlük, insanların birbirlerine sabır gösterememesi, yalnız yaşama alışkanlığının derinleşmesi, duygusal boşluklar ve hatta insanlara duyulan güvenin azalması gibi daha sayılabilecek birçok nedenlerden dolayı çiftler boşanma kararı alabiliyorlar.

Ençok da boşanmayı tetikleyen sorunların ilk sırasında iletişimsizlik, şiddet ve aldatma yeralmaktadır. Özellikle iletişim eksikliği, çiftlerin daha az karşılıklı konuşmalarına ve çok daha az duygusal paylaşımlar yaşamalarına neden oluyor. Yani duygusal banka hesapları eksilere düşüyor.

Herbirinizin yakın yada uzak çevresinde, boşanmış veya boşanma kararı almış kişi ve kişilerin olduğuna adım gibi eminim. Çünkü o kadar çok boşanma vakası var ki bunları duymamak, bilmemek mümkün değil. Peki boşanmak ayıp mı yada günah mı? Elbette hiçbirisi değil.

Boşanmak evlilik gibi sadece bir tercihtir. Bu tercih sana bana göre alınmış değil boşanan çiftin kendine göre aldığı bir karardır. Buradaki asıl sorun, boşanmış kişilere yönelik toplumsal ve kişisel anlamda ortaya konulan pek de doğru olmayan yaklaşımları. Bu yazımızda boşanan çiftlere yönelik en uygun davranış ve iletişim tarzının nasıl ve ne şekilde olması gerektiği konusunu ele alacağız.

Boşanan insanlar zaten kendi aralarında yaşadıkları ve çözüm bulamadıkları bir veya birçok sorundan dolayı evliliklerini bitirme kararı vermiş kişilerdir. Öncelikle boşanmış kişilere yönelilk, boşanma nedenlerine bakılmaksızın bu kişilerle iletişimi normal seyrinde devam ettirmek ve insan olarak herşeye rağmen kendilerinin değerli olduğu mesajının doğru bir şekilde verilmesi gerekir.

Boşanan kişilerin yakın arkadaşı yada tanıdıkları olarak boşanma sonrası içine düşecekleri yalnızlık hissinden, öfke patlamalarından, karşı tarafı suçlama eyleminden, nefret gibi derin duyguların üstesinden gelmelerine yardımcı olacak yakınlığı, bağlantıyı devam ettirmek önemlidir. Boşanma kararını almış kişilere bu kararlarından dolayı saygı duyulmalı. Yanlış görübilirsiniz, üzülmüş olabilirsiniz ancak saygıyı her insan gibi boşanan insanlarda hakediyor.

Beklenmedik ve tahminedilmedik bir durum gibi de gözüksede netice de birlikte evlilik yaşamış bu kişilerin aldıkları karara da soğukkanlı ve saygılı davranmak önemlidir.

Çünkü iyi gitmeyen bir şeylerin olması, çözüm noktasının kendilerince tükenmiş olması yada karşılıklı sevgi ve saygının bitme noktasına getirildiği evliliklerde artık çiftler açısından verilen boşanma kararına saygı göstermek gerekir. Boşanan kişilere yönelik ne yazık ki bu kişilerin yakın yada uzak çevresinden yeterince anlayış, verdiklere karara yeterince saygı gösterilmediği görülmektedir.

Bunun nedeni, kültürel kodlar, dini argümanlar, içinde bulunulan grup aidiyetinin baskısı yada kişisel değerlendirmeler kaynaklı olmakla birlikte neticede her iki tarafın aldıkları karara saygı duyulmalı ve onlar açısından en doğru kararın bu olduğuna şartsız kabul gösterilmelidir.

İşin realitesinde boşanan çiftlerin tam olarak ne yaşadıkları, hangi nedenleri bu sonucu almalarına sebep oldu gibi bir çok sorunun cevabını onlarla temas halinde olan kişiler tam olarak bilmemektedir.

Nasıl ki Gestalt psikolojisinin meşhur örneğindeki fil’in bir parçasına dokundurulan gözü bağlı veya kör bir insana fil nedir sorusuna doğru cevap alınamadığı gibi boşanan çiftin ayrı ayrı anlattıkları parçalarında boşanmayı analiz ve anlamlandırma adına en doğru sonuca ulaştırmayacağı bir gerçektir.

Hal böyleyken boşanan birisi ile diyaloglarda ‘nasihat verici, yer yer suçlayıcı ifadeler kullanmak hem sonucu değiştirmeyecek hem de boşanmış kişinin yaşadığı travmasını iyice derinleştirecektir. Bu gibi yaklaşımlar boşanmış ve hayatına farklı bir pencereden bakma kararı almış kişilerin gelecekle ilgili motivasyonununa zarar verecektir.

Peki doğru yaklaşım nasıl olmalı? Boşanmış birisine yaklaşırken, herşeyden önce onun üzüntüsüne, hayal kırıklığına, varsa çocukları ile yaşayabileceği zorluklara yönelik gerçekliği görmeli. Daha sonra kendisine nasıl yardımcı olabileceğini, her zaman yanında ve elinden geleni yapmaya hazır olduğunu, bu durumu atlatmasına yardımcı olacağını ifade eden anlamlı, duygu yüklü ve destekleyici mesajları verilmesinde fayda vardır.

Çoğunlukla kapalı toplumları temsil eden duygusal yapılarda boşanmış olmak kişiyi pek de iyi hissettiren bir durum değildir. Aidiyet ve duygusal baskıyı bu tür kişiler çok daha derinden hissederler. Tekrar başlardaki düşünceme dönecek olursak, boşanmak tarafların aldığı bir karardır ve bu kararı diğer kişilerin sorgulaması veya yadırgamasını doğru bulmadığımı, bu tür müdahalelerin kişilerin sınırlarına ve iradelerine saygısızlık yapıldığını belirtmek isterim.

Elbette ki bu düşüncemin temelinde kişiye saygı, iradesine ve bireyselliğine duyduğum değer yatmaktadır. Bunları söylerken boşanmak iyidir, güzeldir, herkese tavsiye ederim gibi saçma bir çıkarıma kapı araladığımıda düşünmüyorum. Ben sadece boşanma kararı vermiş, ayrılmış kişilerin aynı toplumda varlıklarına saygı gösterilmesi, duyuglarına ve travmalarına anlayış gösterilmesi gerektiğini söylemeye çalışıyorum.

Boşanmış kişilere yönelik kullanılan ‘sana eş mi yok, elini sallasan ellisi, iyi ki o kişiyi bıraktın sana layık değildi’ gibi saçma ve duygudan yoksun yaklaşımlar destek olmaktan daha çok o kişiyi, yaşanmışlıklarını, az da olsa iyi ve anlamlı hatıralarını, karşılklı sevgilerini hiçe saymak, bilmemezlikten gelmek gibi cahilane bir yaklaşım tarzı olur.

Boşanmış kişilerin, kendilerine tanıması gerek bir süreleri olmalı. Bu sürelerinde hatalarını, yanlışlarını, ayrılık acısını, travmalarını, kabullenişlerini çözebileceği yeterince normaleşecekleri bir süre olmalı. Bu sürecini tamamladığına inanan boşanmış bir kişi, yeni bir yol haritası adına ya tekrardan evlenmeyi veya yalnız başına bir hayatı zihninde netleştirerek kalan yaşamını anlamlı hale getirmesi gerekir. Bazen bu karar aşamalarına gelmekte kişiler tek başlarına yeterli gelmeyebilirler.

Bu durumda mutlaka bu işin uzmanı kişileri her zaman düşünmeli ve destek almalılar. Hayat evliyken, boşanmışken ve bekarken de her zaman anlamlı ve güzeldir. Bu nedenle hiçbir insan hakkında ne yaşadığını bilmeden, geçtiği yolları anlamadan bugünü ve yarını hakkında akıl yürütmenin çok da doğru bir yaklaşım olamayacağını söyleyerek bu yazımı noktalamak istiyorum. Sağlıcakla kalın Mutlu kalın…

- Reklam -
Önceki İçerikİnsan avuç içinde mi saklı?
Sonraki İçerikKader, eşyaya biçilen plân ve projedir midir?
ÇİFT - YETİŞKİN VE ERGEN DANIŞMANI

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.