Boşanma hikâyesinin aslı!

Her şey evlilikle başlamıştı. Boşanma henüz doğmamış ve başına
geleceklerden habersizdi. Boşanmanın gerçekleşmesi için normal şartlarda evliliğin olması gerekiyordu.

Fakat her evlilik, boşanmayı da beraberinde getirmiyordu. Bundan 3040 sene öncesine kadar evliliklerde boşanmanın dünyaya gelme ihtimali bugünkünden çok ama çok daha azdı. Çoğu geniş ailelerde, bazen mahallelerde boşanmaya rasgelmek neredeyse mümkün olamıyordu. Bu durumda, en çok çocukların işine geliyor ve annebabası ile daha çok zaman geçirme şansını yakalayabiliyordu.

Evlilik, farkında olmasa da bireyin ruhsal ve sosyal varoluşunda ilk
çekirdeklerin atıldığı birimdi. Sevgi ve güvenin ne anlama geldiğini doğan çocuklar ilk burada öğreniyordu. Evlilik, aileyi oluşturmakla birlikte aynı zaman da kalıcı ve güvenilir toplumların temellerini atıyordu.

Ey evlilik! meğer sen ne kadar kutsalmışsın. Ta ki boşanmayı içine sokuncaya kadar. Ümit sendin, gelecek sendin, değerler sendin ve en önemlisi de çocukların sevincinin, mutluluğunun her yere yayılmasının kaynağı da sendin. Değer miydi boşanmayı içine almaya mutluluğunu, huzurunu ona vermeye?

Evlilikler çöpe mi atılıyor?

Evliliklerin olduğu yerler adeta suya kavuşmuş toprak gibi canlanıyor, yeşeriyor
ve huzur buluyordu. Eşlerin birbirlerini bazen kırdığı, üzdüğü de olmuyor değildi.
Ancak, uzun süren evliliklerin sırlarında kırılan vazo gibi çöpe atılma yoktu.
Boşanma hemen davet edilmiyordu. Birlikte yaşanılan ortama boşanma hemen misafir edilmiyordu. Eşlerin sorunlarının nedeni ne olursa olsun önce saygı öne çıkarılıyordu. Sınırları zorlayan, kişiliği zedeleyen, saygı ve beraberinde güveni bitiren söz ve davranışlardan kaçınılıyordu. Evliliğin en yakın iki dostundan biri Saydiğeri sevgiydi. Ama Güven’i de aralarındaki ilişkilerde yanlarından ayırmıyorlardı.


Boşanma kendini göstermeye başlıyor…


Evlilik, mutlu mesut günlerini yaşarken birden eşler arasında sebebi ilk
zamanlar belirsiz kavgalar, soğukluklar, birbirlerinden uzaklaşmalar başlıyor. İşte boşanma ufaktan ufağa evliliğin dünyasına girmeye başlıyordu. Başlangıçta, kadın ve erkeğin birbirlerine karşı hislerinde değişmeler oluyor. Nedensiz gibi gözüken tartışmalar baş gösteriyordu.

Çocukları varsa onlarda huzursuzluk, öfke veya içe kapanma gibi durumlar evin, evliliğin atmosferine girmiş oluyordu. Pusuda bekleyen boşanma bu durumu büyük bir zevkle izliyordu. Ve nihayet evlilik artık boşanmayı eve davet etmek zorunda kalıyordu.

Boşanma ise büyük bir zevkle, zafer kazanmış komutan edasıyla gelip baş köşeye oturuyor. Artık evlilik, kaçınılmaz sona doğru gittiğini an be an görüyordu. Çoğu kez eşlerden biri bazen de her ikisi artık evliliğin yerini boşanmaya bırakmak gerektiği konusunda istekli ya da isteksiz de olsalar da bu değişikliğe razı olmaya başlıyorlar.

Boşanma evden kovulabilir miydi? Evet, evlilik bağlarından en az birinin kuvvetli olması durumunda bile boşanmayla başa çıkılabilirdi. Ya da boşanmanın engellenmesi konusunda eşlerin normalin üstünde destek ve emek sarf etmeleri durumunda bu gerçekleşebilirdi. Ancak, evlilik artık kadın ve erkek arasında kendini
imha etmiş ise boşanmanın önünde hiçbir engel kalamazdı.

Boşanmanın hakimiyeti netleştiğinde…

Günümüzde özellikle de Avrupa ülkelerinin birçoğunda buna Almanya da dahil
evliliklerin yarısına çok yakın ve bazı ülkelerde de (Lüksemburg) yarısından
fazlasında ‘Boşanmanın’ zaferinin gerçekleşmiş olduğu istatistiklerle sabittir.
Boşanma artık dünya genelinde neredeyse ortalama üç evlilikten birinde kendini göstermekteydi.

Evet, günümüz de evliliğe bakış, evliliğin korunması gibi değerler git gide
azalmaktaydı, evlilik dışı çocuk sayıları artmaktaydı, ‘boşanma’ zevkten dört köşe olmakta ancak, kocaman bir kitle mutsuz ve huzursuzluğun pençesine teslim edilmekteydiler. Bazen boşanma gibi sonuçların, hissiz, duygusuz ve değersiz evliliklerden daha iyi ve mantıklı olduğu gerçeğiyle de yüzleşmekte fayda görülebiliyordu.

Esas nokta ise, boşanmanın başarısı sonucunda kadın ve erkeğin bundan
sonra ki hayatlarına ve varsa çocuklarına ve kendilerine, doğru, dengeli ve saygı içerikli bakışı nasıl gerçekleştirecekleri konusu olmalıydı. Öncelikle boşanmanın gerçekliğini sanallıktan çıkarıp hayatlarındaki çıplaklığını kabul etmek gerekiyordu. Boşanmanın da kendine isteği doğru bakışı buydu. Boşanma, hayata aynı zaman da yeni bir bakış geliştirmekti. Evlilik sürecinin boşanma aşaması yorgunluğu elbette kadın ve erkeği yeterince yıpratmış olacaktı. Bu durumun, uzun da sürebilir kısa da. Bunun ne demek olduğunu ‘Boşanmanın ağzından dinlemeliydik.


Boşanmanın tavsiyeleri…


Boşanma, kadın ve erkeğe şu tavsiyelerde bulunmak istiyordu,

Ben bir gerçeğim ve bu gerçeği siz davet ettiniz içinize,

Hayat benimle de devam edebilir,                                                              
Ben (yani boşanma), evlilik öncesi ve evlilik dönemlerinizdeki bilgisizliğinizin, tercih hatanızın, ilgisizliğinizin ve kişisel zaaflarınızın bir sonucuyum, Çocuklarınıza; evliliğin bittiğini ama anne babalığın bitmediğini, bitemeyeceğini anlatmalısınız,
Aynı evde yaşamamanız, çocukların anne babası olduğunuz gerçeğini
değiştirmeyeceği onlara güzel anlatılmalı,                                       
Evliliğinize beni yani boşanmayı davet edinceye kadar ki süreçte kaç kez size: Bakın beni davet ederseniz bu iyi olmaz, anlaşmaya, doğru iletişime, sorunlarınızı uzmanlarla çözmeye sizi inandırmaya çok çalıştığımı da unutmamalısınız.

Evlilik ve boşanma hikayemizde, bu iki gerçeği de görmüş olduk. Evliliklerin,
başarılı olmazsak boşanırız temelli mantığına göre kurulmaması gerektiğini, evlilik öncesi kişinin kendini tanıması, ne istediğini bilmesi ve evliliğe nasıl bir anlam yüklediğinin bilincinde olması gerektiğini görmesi gerekiyor. Boşanmanın da normal görülmesi gerektiği ancak basit görülmemesi gerektiğini fark etmek gerekiyor.

Evliliklerin başlangıcından temeli doğru ve farkında olunan duygular, sınırlar ışığında atılması durumunda, sevimsiz ancak bazen de gerekliliği inkar edilemeyen boşanmaların önüne geçilebileceği gerçeğini de unutmadan mutlu evlilikler ve mutlu yeni hayatlara doğru

- Reklam -
Önceki İçerikBüyük başarı: Yeni tarih yazmaya hazırlanıyorlar
Sonraki İçerikFeridüddin Attar’ın Cevahirnamesi’nden öğütler

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

13 − 12 =