Tuhaflıklar ve çelişkiler

Alevi toplumuna ait bir birey olarak Alevilerin hayatın her alanında geri bir konumda olmasından dolayı öfkeliyim, tepkiliyim.

Tepkim sadece iktidar ve egemen olana değildir.

Onlar kadar bizleri yanlış yönlendiren, hayatta karşılığı olmayan söylem ve eylemlerle avutup kandıranlara ve her dem onları alkışlayanlaradır da.

Ne yazık ki bu durumda olmamızda egemen iktidar kadar bizlerde sorumluyuz.

Fakat bizler işin kolayına kaçıyor, kendi sorumluluklarımızın üzerini devleti/iktidarı suçlayarak örtüyoruz.

Oysa örtmesek göreceğiz ki bu durumda olmamızın asıl kabahatlisi biziz.

Eğer bizler zamanında varlığımızı korumaya ve geliştirmeye yarayacak etkin ve yararlı yöntemlerle mücadele edebilseydik şu an ki geri konumda olmazdık.

Bu geri durumda olmamızda payı olanları alkışlamaya, baş tacı etmeye devam ediyoruz.
Asıl düşündürücü ve üzücü olan bu noktadır.
Neden bu böyle?

Nasıl bir çürümüşlükle karşı karşıyayız böyle?

Neden yönetici konumunda olup da toplumu kendi özel çıkarı için, misal bir vekillik, bir belediye meclis üyeliği ve benzer çıkarlarından dolayı kullananlardan hesap sormuyoruz?

Neden Alevi toplum ve inancı yerine kendi siyasi düşüncesinin gelişmesi için çalışanların başımızda yönetici olmasına izin veriyoruz?

Neden kendi etnik kimliğinin çıkarını üstün tutup o yönde çalışanları kutsal ve dokunulmaz görüyoruz?

Neden inancımızla (hatta hiç bir inançla) zerre kadar alakası olmayan yegâne amacı örgütünün ideolojisi doğrultusunda çalışmak olanları temsilcimiz yapıyoruz?

Neden Alevilik dışı inançları (Sünnilik, Pagan, Şiilik) bize Alevilik diye dayatan, ipe-sapa gelmez bilgileri pazarlayanlara baş ideolog, pop ideolog muamelesi yapıyoruz?

Daha yığınla soru işaretiyle biten çelişki, tuhaflık, yamukluk… neden?

Laf kalabalığına, sorumluluğu dışımızdaki yerlere atmaya gerek yok.

Bu durumdaysak bunun sorumlusu biziz.
Mağdur ve kurban rolünden çıkmadıkça bu böyle devam eder.

Devem ettikçe de adım adım marjinalleşir, dikkate alınmayan ve yok oluşa koşar adım yuvarlanan bir toplum olmamız kaçınılmazdır.
İnanç, ikrar, dirayet, samimiyet, fedakârlık yoksa ve yola can baş feda edilmedikçe, yolu esas almadıkça, toplumumuzu öncelemedikçe daha çok ahlarız vahlarız.

Bu söylediklerimden samimiyim, samimi olmadığım hiç bir şeyi yazmam, yapmam da.

Diğer yandan bütün samimiyetime rağmen bazen kendimi “herkes halinden memnun sana ne oluyor” düşüncesinde bulmuyor değilim.

Evet, bütün tuhaflıklar, yamukluklar, çelişkiler gayet olağanmış gibi davranıyor herkes.

Sanki başka bir yol mümkün değil.

Adeta bütün bu hayatın her alanında inancından dolayı geri konumda olmak kader.

Adeta bütün yamukluk ve sahtekârlığa rağmen bu kişilerin yönetici, yazar, önder olması gayet olağan.

Bir tek derdi olan ben miyim?

Bir tek benim mi zoruma gidiyor bütün bunlar?

Bir tek benim mi uykularımı kaçırıyor bu toplumun yok olmanın eşiğine gelmesi, bu inancın müzelik olması?

- Reklam -
Önceki İçerikMehmet isminin anlamı ve karakteristik özellikleri
Sonraki İçerikKoronavirüsün korkunç tablosu! Dünya genelinde ölenlerin sayısı açıklandı

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

nineteen − eighteen =