Muharrem orucu ve matemi kimi rahatsız ediyor?

Biz Aleviler her yıl Hicri takvime göre ilk ay olan Muharrem ayında oruç tutar ve yas çekeriz.

Bu tuttuğumuz Muharrem Orucu ve çektiğimiz matem bizlerin inanıcımızı en zirvede yaşadığı dönemdir.

Muharrem orucunu bizler Hakk’ın rızası için tutarız.

Oruç ile beraber çektiğimiz yas ise şehitler serdarı İmam Hüseyin’in şahsında cümle mazlumlar için çektiğimiz yastır ve aynı zamanda Yezid’in şahsında her zamanın zalimini lanetlemedir.

Yine Muharrem Orucunu bitirdikten sonra şükür lokmamız olan Aşure çorbası yaparak o yıl ki Muharrem Orucunu ve matemimizi noktalarız.

Bu bütünlüklü mana itibarıyla Muharrem Orucu ve matemi mevcut benzer ibadetlerden önemli farklılık arz ediyor.

Muharrem Orucu ve matemi hem bireysel yoğunlaşma, özünü dara çekme, içsel muhasebe yapma ve hem de toplumsal belleğin, birliğin yaşatılması, geliştirilmesi manasında bizler için önemli bir inançsal ritüeldir.

Adeta inancımızın temel unsurudur dersek abartmış olmayız.

Böylesine bir anlamı, değeri, önemi olan bu ibadetin, matemin özünden farklılaşması, özüyle irtibatının kesilmesi yönünde bir çok çaba ve çalışma mevcut.

Alevi toplumuna yönelik plan ve projeleri olanlar bu konuda sayısız yayın yapıyor, söylem geliştiriyor ve ibadet ile matemin toplum hayatından silinmesi için ellerinde bulunan her imkânı ve gayreti en azami şekilde kullanıyorlar.

Bunlara kısaca değinmek ve bu söylemlerin inanç sahibi, yolu ve erkânı sürüp yaşayanlar için ne manaya geldiğini açıklamak gerekiyor.

Öncelikle netleştirelim: Muharrem orucunu ve matemini bu şekliyle yalnız ve yalnızca Aleviler tutuyorlar.

Yani genel manada ne Sünniler, ne Şiiler, ne İsmailliler ve ne de başka inanç grupları Muharrem Orucunu Alevilerin tuttuğu gibi tutmuyorlar.

Bizler için Muharrem Orucu Adem peygamberden Hz. Muhammed’e kadar bütün peygamberlerin ve inanların tuttuğu bir oruçtur.

İmam Hüseyin’in Muharrem ayında şehit edilmesiyle bizler için oruç ibadeti aynı zamanda mateme dönüşmüştür.

İmam Hüseyin’in Kerbela da şehit edilmesinden sonra bizler Muharrem Orucun ibadet olarak yapıyor aynı zamanda da Kerbela da yitirdiklerimizin anısına cümle mazlumlar için yas çekiyor, zalimi lanetliyoruz.

Bu kadar açık, net olan bir konuyu saptırmak, içini boşaltmak, sadece bir yönüyle algılamak ve bu algıyı Alevilere dayatmak iyi niyetli bir yaklaşım mıdır?

Misal deniliyor ki: “Aleviler tarihte nice mazlum insanlar öldürüldü neden onlar için oruç tutmuyorsunuz?”

Yine deniliyor ki: “1500 yıl önce ölmüş birisi için oruç tutmak saçmalık.”

Bir başka kesim diyor ki: “asıl oruç bizlerin tuttuğu oruçtur, din de Muharrem Orucu diye bir oruç yoktur.”

Başka bir dini grup diyor ki: “aşure yastır siz ise çorba yapıp bayram yapıyorsunuz.”

Ve daha benzer yığınla gerçekleri ters yüz etmeye yönelik anlatım, söylem, paylaşım, yayın.

Yegane amaç Alevilerin inançlarını en zirvede yaşadıkları, inançlarını çocuklarına aktarmada önemli bir işlevi olan Muharrem Orucu ve matemini toplum hayatında çıkartmak.

Çıkartılınca da boşluk yaşayacak olan Alevilere kendi din (veya ideolojik) anlayışlarını kabul ettirmek.

Bunca argüman, paylaşım, canhıraş çaba bunun içindir.

O halde tekrar olmak pahasına bir kez daha altını kalın çizgiyle çizelim ve gerçeklerimizi özetleyelim.

Bizler için Muharrem Orucu ve matemi ile hem ibadet ediyoruz ve hem de İmam Hüseyin’in şahsında cümle mazlumların yasını çekiyor, zalim olanı lanetliyoruz.

İbadet ederek Hakk’ın rızasını kazanıyor, yas çekerek mazlum olandan, haklı olandan yana tarafımızı netleştiriyor aynı zamanda zalimliği kınıyor, lanetliyoruz.

Aşure lokmamızı bayram olarak yapmıyoruz.

Aşure bizler için şükür lokmasıdır, Hakk’a göçenlerimizin anılarına (ruhlarına) adadığımız lokmamızdır.

Bu anlamıyla oruç tutan, ibadet eden, lokma paylaşan cümle canların ibadetleri Hakk’ın katında kabul ve makbul olsun.

- Reklam -
Önceki İçerikCumhurbaşkanına silahlı saldırı
Sonraki İçerikMüge Anlı’nın acı günü

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

eight + 9 =