Kerbala

Kerbala

Kerbela dün olduğu gibi bugün ve yarında toplumsal ve bireysel hayatımıza etki etmeye devam edecektir.

REMZİ KAPTAN 09 Temmuz 2024 REMZİ KAPTAN

Aradan kaç asır geçmiş olursa olsun, kaç coğrafya ve bölgeye dağılmış olursak olalım, hangi gelişmişlik ve ilerlenme sağlanmış olursa olsun; Kerbela dün olduğu gibi bugün ve yarında toplumsal ve bireysel hayatımıza etki etmeye devam edecektir.

Tüm boyut ve yönleriyle Kerbala olayı sadece bizler için değil, tüm insanlık için etkileyici, öğretici, değiştirici ve dönüştürücü bir işleve sahiptir.

Kerbela; zalim ile mazlumun, haklı ile haksız, hakkaniyet ile nahaklığın, mertlik ile kalleşliğin, ihanet ile doğrulara bağlığın, saltanat ile Hakk inancına ve hakikat yolunda olmanın çatışmasıdır.

Bu çatışma ilk insanın evlatlarından kıyamete kadar devam edecektir.

İşte Kerbala insana ve insanlığa bu noktada taraf olmanın, tarafını seçip belli etmenin en somut ve anlaşılır ifadesidir.

Kimin tarafındayız şu kısacık yaşamımızda?

Yezit ile beraber dünyevi hırsın, her türlü yamukluğun, iktidar için her türlü çirkefin tarafı mıyız?

Yoksa Hüseyin ile beraber Hakk inancı ve hakikat için ölümde dahil her türlü bedel ödeyenlerin mi?

Ortada öyle grilikler yok, her şey ayan beyan net çizgilerle birbirinden ayrılmıştır Kerbela da.

Kerbela da İmam Hüseyin’in şehadetle sonuçlanan direnişi salt zalim bir diktatöre karşı verilen siyasi direniş değildir.

Onunla beraber inançsal, toplumsal, kültürel bir direniştir.

İnançsal ve toplumsal olarak çürümüş olan ne varsa onu yeniden düzenlemenin direnişidir.

Kerbala da İmam Hüseyin’e sayısız davet mektubu göndererek onu kendilerine önderlik yapması için yalvaranlar, birkaç kırıntı karşılığında tersine bir tavır almış ve bu defa İmam Hüseyin’e karşı en zalimce tavrı sergileyerek onun ve ailesinin canına kast etmişlerdir.

Bunu nasıl açıklamak gerek?

Hangi vicdan ve ahlakla bu durum açıklanabilir ki?

Yine inançsal anlamda her türlü kirden arınmışlığı kanıtlanmış olan, alemlere nur olan Ehlibeytin serveri olan, dini anlamda en sahih ve berrak kaynak olana karşı girişilen bu katliamı hangi iman ve itikatla açıklamak gerek?

Bütün bunlar günümüzde de aynen devam ettiği için önemli ve öğreticidir.

Günümüzde de din ve inanç adına her türlü kirli bilgi ve davranış kalıpları doğru diye dayatılmıyor mu?

Günümüzde de kavimsel ve siyasi iktidar için her türlü çirkeflik ve kirlilik meşru siyaset diye kabul görmüyor mu?

Hakkaniyet, adalet, eşitlik, insana değer ve saygı yerine kendi bağnazlığını her tür yol ve yöntemlerle kabul ettirmek için canhıraş bir çaba yok mu?

Tıpkı Küfe’liler gibi dün ak dediğine bugün birkaç kırıntı karşılığında kara diyenler yok mu?

Birkaç kırıntı için insani değerleri ayaklar altına alan, hak ve hukuk bilmeyen, kendi çıkarını her şeyin üzerinde gören, kendi çıkarı için her türlü kötülüğü yapanlar yok mu?

Onun içindir ki Kerbela tarihte kalmadı, bugün de aynen yaşanmaya devam ediyor.

Değişen sadece isimler ve coğrafyadır.

Öz aynıdır.

Onun içindir ki safımızın net olması çok çok önemlidir.

Hüseyin’i miyiz yoksa yezit miyiz?

Remzi Kaptan