Geleneksel Alevilik açısından Hz. Ali ve Ehlibeyt gerçeği

Geleneksel Alevilik ve Aleviler açısından Hz. Ali gerçeğini ve inancını konu edinen bir yazı kaleme aldım. Bu yazım oldukça ilgi gördü.

Bu yazı şu satırlar yazılana kadar 327 bin kişi tarafından görülmüş durumda. İlgi olunca tepkide kaçınılmaz oluyor.

En çok tepkiyi (aslında tepki değil, küfür, tehdit ve hakaret demek doğru olur) “Şiiler ve Ali’siz Aleviler” gösterdiler. Elbette eleştiriler, öneriler olabilir. Yazıda bahsi geçen fikirlere katılmak zorunda değil herkes.

Fakat eleştirmek, beğenmediği konulara vurgu yapmak, fikri ve ilmi bir tartışma yürütmek yerine hakaret, küfür ve tehdit etmek neyin motivasyonudur?

Toptan bir reddiye ile karşı karşıya geleneksel Alevilik anlayışı.

Ali’siz Aleviler, Ehlibeyt ve Hz. Ali ile alakalı en küçük bir gerçeği dahi görmek, bilmek, duymak istemiyorlar.

Ehlibeyt ve Hz. Ali ve onlarla bütünleşmiş olan bütün değerler baştan her tür küfrü ve hakareti hak ediyor onların nazarında.

Bir tane bile bir doğruluk, güzellik ve değer barındırmıyor. Böyle olunca da haliyle her tür ahlak dışı yaklaşım meşru ve doğal oluyor.

Olduğu içinde Hz. Ali ve Ehlibeyt gerçeğini geleneksel Alevilik açısından savunmak ve inanmak her tür hakarete, tehditte ve küfre maruz kalmak oluyor.

Tersinden benzer durum Şiiler içinde geçerlidir. Şiileri burada iki kategoride ele almak gerekiyor.

Birincisi: anne-babadan Şii olanlar, ikincisi ise Alevi anne-babadan dünyaya gelip sonradan Şiileşenler.

Her iki kategoride yer alan Şiilerin yaklaşımı: Ehlibeyti ve Hz. Ali’yi savunmak, sahiplenmek fakat diğer yandan geleneksel Aleviliğin Hz. Ali’ye bakışına, yani Hz. Ali’nin cem ibadeti yaptığına en amansız hakaret ve küfürleri saymak şeklinde oluyor.

İnanca, değerlere saygı olmadığı gibi kendi doğrusundan başka doğru tanımamaktır bu. Bu anlayışın sahiplerinin bu halleri ile insanlığa ve haliyle Alevilere söyleyecek sözleri var mıdır?

Yani en makul inançlardan birisi olan Aleviliğe ve onun değerlerine böylesine bir hakaret, küfür ve tehdit ile bu inanç sahipleri kendilerinin haklı ve doğru olduklarını mı düşünüyorlar?

İnsanlığın ulaştığı gelişmişlik düzeyi bu tür hakaretleri kabul eder mi?

Kim size benim inandığım değerlerimin yanlışlığını veya doğruluğunu yargılama, sorgulama hakkı veriyor?

Size ne benim doğrularımdan veya yanlışlarımdan?

Ben sizin inancınızı, değerlerinizi sorguluyor muyum, yargılıyor muyum?

Herkesin inancı kendisine.

İster inanırım ister inanmam ister doğru inanırım veya istersem yanlış inanırım.

Bundan size ne?

Kimin ne haddine böylesi bir üstten bakışla, nobranlıkla, kendini beğenmişlikle benim inancımı yargılaması, sorgulaması?

Evet, kimsenin haddine değil benim inancımı sorgulamak, yargılamak. Ki benim kime ne zararım var? İnancınız benimkinden farklıdır diye size katliam mı reva görüyor benim inancım?

Hayır!

Size cehennemi mi reva görüyorum?

Hayır!

O halde size ne benim inancımdan, doğrularımdan, değerlerimden.

Siz madem iyisiniz, güzelsiniz, çekicisiniz, doğrusunuz; o halde bu küfür ve hakaret niye?

Siz zaten doğru ve çekiciyseniz tüm insanlık sizden olmak için, sizin gibi inanmak ve ibadet etmek için can atıyor olmalı.

Oysa gerçek böyle değil.

Baskı ve zorla kendinizi dayatıyorsunuz ve kabul ettirmeye çalışıyorsunuz.

Bu halinizle bırakın bize laf söylemeyi, kendi mevcut varlığınızı korumanız bile mümkün değildir.

Evet, kim olursa olsun ve ne adına olursa olsun; başka kimsenin inancına, değerlerine hakaret ve küfredemez.

Ne yazık ki yaşadığımız coğrafyada Şii’si de Sünni’si de sözde demokrat ve solcusu da kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımıyor.

Tek bildikleri kendi doğruları, değerleri.

Bunlar dışında herkes yanlış yolda, yalnızca ama yalnızca kendileri en mükemmeli.

Bu anlayış onun içindir ki tüm coğrafyaya fakirlik, savaş, açlık ve acılar yaşatmıştır, yaşatıyor.

Onun içindir ki bu coğrafyada olan bu anlayışların zerre kadar çekicilikleri yoktur.

Olmadığı içinde ne kadar egemen ve baskın olurlarsa olsunlar insanlığın geleceğinde bunların yeri yoktur.

Bu durumda bize düşen ; sağdan ve soldan gelen bu halaretlere aldırmayıp hak bildiğimiz yoldan gidip inancımızı yaşamak olmalıdır.

- Reklam -
Önceki İçerikTürkiye Eurovision 2022’de olacak mı?
Sonraki İçerikAfD’li isim virüse yakalandı

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

twenty − seventeen =