Candaş

İnsan aidiyet hissettiği bir gerçekliğe, misal etnik kimliğe ait olmanın doğal sayılacak duygusu/dürtüsü ile sahip çıkar.

O aidiyetin gereği sorumluluk alır ve gerektiğinde gözünü kırpmadan bedel gerekiyorsa öder.

Ama bir insanın diğer bir insanı candaş bilmesi ve kendisinden daha fazla onu düşünmesi, candaşlığın bu dünya ile sınırlı olmamasını dilemesi ve ötelerde de bu candaşlığın devam etmesini istemesi…

Bu yeni bir boyuttur insan yaşamında.

Çünkü bu edinilmiş, var olan, verili bir aidiyet değildir.

Yani doğuştan gelen bir etnik ve milliyet veya içine doğulan bir dini kimlik değildir.

Bu, insanın öz iradesi ile elde ettiği, kazandığı ve tamamen insanın kendi tercihlerinin sonucunda oluşmuş bir aidiyet, bağlılıktır.

Candaşlıktır bu ve bu candaşlık için her tür bedel gönüllü olarak, öyle dayatılmış olarak değil, gerçek manada gönüllü olarak göze alınır.

Yeter ki candaşın isteği olsun, candaş ölümü hiçe sayar.

Fakat bilir ki diğer candaş da onun kadar bağlıdır ve bilir ki diğer candaş kendisinden ödün verir ama candaşının tırnağına taş değmesin ister.

Böylesine karşılıklı yoğunlukların zirvede olduğu bir bağlılığın adıdır candaşlık.
Remzi Kaptan

- Reklam -
Önceki İçerikSanatçı Ferhat Tunç, ölüm listesinde
Sonraki İçerikAlmanya’da aşı olmayanlara kısıtlama gelebilir

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

nineteen + 17 =