Aleviler ve başarı

Toplumlarda bireyler gibidir; başarı insanı mutlu kılar başarısızlık ise insanı her yönüyle geri bırakır. Toplumsal başarısızlık çöküntü ve travma demektir. Uzun sürede bunun sonuçları; toplumsal birliğin dağılması ve toplumsal varlığın giderek marjinal hale gelip bir dönem sonrada tamamen yok olmasıdır.

Toplumlar eğer varlıklarını korumak, gelişmek ve toplum olarak varlıklarını devam ettirmek istiyorlarsa mutlaka bir çok yönüyle başarılı olmaları gerekiyor.

Yıllarca baskı altında yaşamak, toplumsallığı sağlayan kimliğini özgürce yaşayamamak, toplumsallığını devam ettirecek olan ritüellerini uygulayamamak, toplumsal kimliğinden dolayı hayatın bir çok alanında ve en çokta devlet otoritesince ve egemen olan diğer toplum kesimlerince dışlanmak…

Bütün bunlar yıllar yılı devam ettiği takdirde toplumsal kimlikte erozyon ve süreçle beraber dağılıp yok olunma adeta kaçınılmaz bir durumdur. Fakat, buna karşın bir şeyler yapıldığı takdirde öncelikle bu dağılma durdurulur, sonrasında toparlanma sağlanır ve süreçle beraber ileri bir aşamaya doğru gelişmiş bir toplumsallık ortaya çıkar.

Demek ki biz Alevilere gerekli olan başarıdır. Başarının tarifi ve ölçütü kişiden kişiye göre değişir elbette. Fakat bizler için temel ölçüt: toplumsal varlığımızın devam etmesini ve koruyup gelişmesini sağlayan her çaba, çalışma bir başarıdır.

Bu yeterli değildir, bununla beraber bu çalışmaların sonuçlarının alınması, Alevilik bilincinin beyinlere ve yüreklere çıkmayacak şekilde nakşedilmesi de başarının bir adım sonrasıdır.

(Yüreğinde, beyninde, duygu ve davranışlarında Alevilik olmayan bireylerin toplum adına hareket etmeleri ve topluma katkı sağlamaları mümkün değildir.)

Bu adımlarla beraber haklar kazanmak, kalıcı kurumlar oluşturmak, Alevi olmayı hayatın her alanında çekici kılmak…

Peki şu an ki mevcut konumumuz nedir?

Güzel olan ve umut vadeden taraf: her türlü imkansızlığa karşın varlığımızı -sayısal olarak azalmış ve etki alanımız daralmışta olsa- koruduk.

Varlığımızı koruduk fakat bilinen sorunlarımız devam ediyor ve bu sorunlara modern zaman sorunları da eklemlenmiş durumda.

Demek ki bizlerin çabası, çalışması ve bununla beraber başarıları daha çok olmalıdır. Bu olmadığı takdirde işimiz her zamankinden daha zordur. Evet, lafın özcesi; toplumsal başarılarımız olmalıdır. Hayatın her alanında, tüm insanlığın nezdinden inananlarımız başarılar elde etmeliler.

Yetmez; toplum olarak kolektif kimliğimiz ile alakalı olarak insanlığın gündemine olumlu anlamda girebilmeliyiz.

Nasıl olacak bu?

Sihirli bir değneğimiz, büyülü bir reçetemiz yok. Mevcut insanlığın birikiminden yararlanacağız. Tek gayemiz Alevi toplumunun varlığını sürdürmesi, koruması ve geliştirmesidir. Gaye böyle soylu olunca her türlü yeniliklere açık olmalı, eskinin alışkanlıklarını bir kenara atmalıyız. Dar zihinsel faaliyetlerle, günü kurtarmayı amaçlayan çalışmalarla yol alamıyoruz.

Zihinsel gelişimimizi, politik duruşumuzu, ekonomik birikimimizi bu temelde değerlendirmeliyiz. Bunu yapmazsak, yani Alevilik ve Aleviler adına başarılar kazanmazsak; emin olun marjinalleşir ve tarihte yok olmuş nice topluluklar gibi yok olmanın eşiğine geliriz.

‘Benim inancım, çabam ve gayretim bu inancın yok olmaması içindir’ diyen, !Alevilik Hakk inancı ve hakikat yoludur’ diyen herkes bu duyarlılıkla harekete geçerse, o zaman sandığımızdan daha kısa sürede ve yine sandığımızdan daha çok başarı elde ederiz.

Elde edilen her başarı bize uzak duran herkese öz güven verir, bizleri çekici kılar ve onlarında çaba göstermesine vesile olur.

O halde hizmet için yola koyulalım.

- Reklam -
Önceki İçerikAlmanya’da ekonomiye güven 21 yılın zirvesinde
Sonraki İçerikNargile kafelere vergi sinyali

YORUM YAZ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen Adınızı yazınız.

4 × 5 =